Tevbe-23 Kulağımıza Şunları Fısıldıyor

  • 1 Cevap
  • 3239 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı FECR

  • *
  • 4700
  • Selam Hidayete Tabi Olana
    • FECR
Tevbe-23 Kulağımıza Şunları Fısıldıyor
« : 29 Mart 2013, 10:10:29 ÖÖ 10 »
Tevbe-23 Kulağımıza Şunları Fısıldıyor

Kur’an okurken ‘Ey mü’minler!..’ hitabıyla başlayan bir ayet okuduğumda, o hitabın bana olduğu bilinciyle o hitabın hemen sağına parantez açar adımı yazarım…

Bu kez karşıma bambaşka bir ayet çıkmış olur… O ayetin ilk ve tek muhatabı ben olduğum inancı güçlenir de güçlenir… Mesela şu ayette olduğu gibi;

“ Ey müminler (Ey Feyzullah!), eğer babalarınız (babam Recep Birışık) ve kardeşleriniz (kardeşlerimden Sadullah Birışık…) kâfirliği, müminliğe tercih ediyorlarsa sakın onları dost, yandaş edinmeyiniz. Kimler böylelerini dost edinirlerse onlar zalimlerin ta kendileridirler.” (Tevbe.23)

Bu şekilde okuduğumda ayetin bana özel söylendiğini tüm hücrelerimle hissederim… Bu bilinçle harekete geçmeye çalışırım…

Yukarıda okuduğumuz ayette birinci dereceden akrabalardan baba ve kardeşe yer verilmiş… Ortada küfür bir amel var; baba ve kardeş küfrü tercih ediyor… Eğer böyle bir durum olursa ey Feyzullah! Onlarla hukukuna dikkat etmen gerekecek…

Dost ve yandaş olma durumu olursa ne olur? Neden başka ilişkiler değil de dost ve yandaş olmama tercih edilmiş… Mesela arkadaş olmayın de denebilirdi! Ya da onların inançlarının özenilmemesi gibi de denebilirdi…

Seçilen dost ve yandaş olmama uyarısında çok güzel bir önlem alma uyarısı var… Siz kime dost olursanız gün gelir onun inançlarından etkilenirsiniz… Ona dost olmakla birlikte şu tehlikeleri de göze almışsınız demektir;

1-Ben bir Müslüman olarak senin inançlarını saygıyla karşılıyorum.

2-Senin inançların beni rahatsız etmediği için seninle dost kalmaya devam ediyorum.

3-Senin inançlarında bir bozukluk görmüyorum. Haliyle de düzeltmeye çalışmıyorum.

4-Sen hep bu inanç üzere kal.

İnsanın gününün büyük bir kısmı baba ve kardeşlerle geçer… Onların bozuk inançlarından etkilenme olasılığı diğer akrabalardan daha fazla olduğundan olsa gerek-Allah’u âlem- baba ve kardeş uyarısı yapılmış.

Allah’u Teâlâ önce uyarı yapıyor, uyarının ihmali durumunda ise o kişinin artık zalimlerden olabileceği hatırlatılıyor… Sanki bu ayeti kerime kişiyle karşılıklı konuşmuş gibi oluyor…

Uyarılan konu da sıradan bir konu değil;

“Kâfirliği mü’minliğe tercih…”

İki ayrı din var karşımızda;

Kâfirlik ve mü’minlik… Kan bağı olsa da din bağı yok…

Din bağı yoksa konu kapanmıştır ve araya kapkalın bir duvar örülmüştür.

Kan bağı ve din bağı…

Zalimlerden miyim değil miyim?

Bunu test etmem gerekir… Bunun için de ailemden babam ve kardeşimin akidesine ve aramızdaki sosyal ilişkiye bakmam lazım…

Bu din sahibi niçin kişinin baba ve kardeşinin sosyal ilişkilerine dikkat etmesini ister? Sanırım cevabı şu;

‘Çünkü bu dinin kimseye ihtiyacı olmadığı gibi kimseye minnet de etmez…’

Küfrü tercih eden babamız ya da kardeşimiz bile olsa onlara dost olduğumuz an Allah’ın dinine sahip çıkamamışız demektir… Bu dinde samimi olup olmadığımızın test edildiği bir an bu… Nitekim bunu Nuh aleyhisselamın gemiyle karadan ayrıldığı an görmüştük. Allah o sahneyi bizlere şöyle bildiriyor;

 “Nuh Rabbine dua edip dedi ki: "Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin vadin ise elbette haktır. Sen hâkimler hâkimisin."

“ Allah buyurdu ki: Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü onun yaptığı kötü bir iştir. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.
”(Hud. 45-46)

Allah’ın dinine 950 sene davet eden bir peygamber bile olsa din bağı kopmuşsa mesele kapanmıştır… Allah bizlere bu büyük öğüdü veriyor…


FEYZULLAH BİRIŞIK

Habervaktim.com
Selam Hidayete Tabi Olanlara


http://kuranneslifecr.blogspot.com

*

Çevrimdışı Şebhîz

  • Metropol Bedevisi
  • **
  • 52
  • Yaşamak İçin "İqra"
Ynt: Tevbe-23 Kulağımıza Şunları Fısıldıyor
« Yanıtla #1 : 29 Mart 2013, 11:22:09 ÖÖ 11 »
Aklıma bunun çözüm yolunun “Ey îmân edenler! Allâh’tan ittikâ edin ve sâdıklarla berâber olun!” (et-Tevbe, 119) ayetinden geçtiği geldi.

Ancak evvela tevbe 23 sonra 119 uygulanmalı imiş anladım:

ZÂLİMLER TOPLULUĞUYLA OTURMA!

Ecdâdımız; “Defʼ-i mefâsid, celb-i menâfîden evlâdır.” demişlerdir. Yani kötü ve zararlı şeylerin def edilmesi, iyi ve faydalı şeylerin kazanılmasından daha öncelikli ve mühimdir. Dolayısıyla zâlim ve fâsık kimselerin menfî tesirlerine mâruz kalmaktan sakınmak, sâlihlerin feyiz halkasına dâhil olmaktan da önce gelen bir zarûrettir.

Nitekim İmam Gazâlî Hazretleri, nasihatlerinden birinde buyurur ki:
“Evlâdım! Son de­re­ce dik­kat ede­ce­ğin bir husus var­sa, o da kim­lerle dü­şüp kalk­tı­ğın­dır. Şunu iyi bil ki, bir se­pet sağ­lam el­ma, için­de­ki bir çü­rük el­ma­yı sağ­la­ma
çı­kar­ta­maz. Fa­kat bir çü­rük el­ma, hep­si­ni çü­rü­tebilir. Bu­nun için dâ­imâ sâ­lih­ler­le dü­şüp kalk!”

Ra­sû­lul­lah (sav) Efendimiz, sâlihlerle be­ra­ber ol­up fâsıklarla ihtilâttan sakınma­nın
ehem­miyeti­ni ne gü­zel ifâ­de bu­yu­rmuştur:
“İyi ar­ka­daş­la kö­tü ar­ka­da­şın mi­sâ­li; misk ta­şı­yan­la kö­rük çe­ken in­san­lar gi­bi­dir. Misk sahi­bi ya sa­na ko­ku­sun­dan ik­ram eder ve­ya sen on­dan sa­tın alır­sın.
Kö­rük çe­ke­ne ge­lin­ce; o, ya se­nin el­bi­se­ni ya­kar, ya­hut da onun pis ko­ku­su sa­na si­râ­yet eder.”
(Bu­hâ­rî, Bu­yû, 38)

-----
Dibine Not: ayetlere geniş cerceveli parantez açmak düşüncesi çok mühim(miş) bunu hissettim. Paylaşım için,,,

Cezakallahu hayr,,,