Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Oruç / Ramazana Dair
« Son İleti Gönderen: Maveraî Dün, 04:36:59 »
2
Bu makalemde sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Zümer suresi 45. ayet olacaktır. Bu ayet üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, bizlere vereceği çok önemli bilgiler, uyarılar olduğuna inanıyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonra birlikte üzerinde düşünelim.

Zümer 45: ALLAH TEK BAŞINA ANILINCA, AHİRET’E İNANMAYANLARIN İÇLERİ DARALIR. O’NUNLA ARALARINA KOYDUKLARINDAN SÖZ EDİLİNCE DE YÜZLERİ GÜLER. (Süleymaniye vakfı)

Bu ayette Allah bazı kişilerden bahsederek, yaptığı yanlışlardan çok dikkat çekici bir örnek veriyor ve diyor ki, bu insanlara yalnız Allah dan bahsettiğinizde, yani bizlerin tek sahibi, hüküm veren, şefaat eden yada cezalandıran yalnız Allah tır. Ondan başka ilah yoktur, ondan başka şefaatçi yoktur. Onun huzuruna gideceğiz ve O bizler için adaletle hükmedip ya cezalandıracak ya da mükâfatlandırıp cennetine alacaktır dendiğinde, bu insanların bu sözler hoşuna gitmez içleri daralır, sizlere sinirlenirler karşı çıkarlar diyor. Çok ilginçtir ki, yine aynı insanlara, Allah ın yanında edindikleri velileri, efendileri, ya da ŞEFAATÇİ OLARAK KABUL ETTİKLERİNİ DE ANDIĞINIZDA, bu durumda onların yüzleri güler, size iyi davranırlar, söylediklerinizden hoşnut olurlar diyor.

Hatırlatmak isterim, Allah ın bu ayette verdiği örnek ve uyarı, Allah a hiç iman etmeyenlere karşı söylenmiyor. Lütfen bu kısmını doğru anlayalım. Çünkü Kur’an, Allah a hiç iman etmeyen kâfirler le çok fazla uğraşmaz. Elbette onları da uyarır ama genellikle iman ettiğini söyleyen ama yoldan sapmışlar la ilgilenir, onları ikaz eder ve hak olan yola davet eder. Ayeti düşünerek okuduğunuzda, Kitap Ehlinin yaptığı yanlışların aynısını, bizlerin de nasıl tekrar ettiğimizi hatırladınız eminim. Günümüzde bizlerin bu ayetten alacağımız çok ama çok büyük dersler var.

Şöyle diyebilirsiniz, ayette AHİRETE İNANMAYANLARDAN BAHSEDİYOR, bu durumda bunlar Allah a iman etmeyen kâfirler diyebilirsiniz.  AYETTE BAHSEDİLENLER AHİRETE HİÇ İNANMIYOR DEĞİLLER, AHİRETE İNANIYORLAR ÇÜNKÜ BUNLAR KİTAP EHLİ. İNANMADIKLARI, AHİRET DE ALLAH IN KOYDUĞU KURALLARA, ORADA HEPİMİZİN KARŞILAŞACAKLARI GERÇEKLERE İMAN ETMİYORLAR. Yani ahiret de karşılaşacağımız kural ve hükümleri, kendilerine göre değiştirdiklerinden, böylece ahiretin kanunlarına, kurallarına inanmıyorlardı. Allah hesap günü için ne demişti. İncir çekirdeği kadar yapılanlar önümüze gelecek ve her şeyin hesabı sorulup, adaletle yalnız Allah hüküm verecek. Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Güvenilecek ve yardım istenecek VELİNİZ yalnız Allah tır. ALLAH BİZLERİ UYARIYOR VE BENDEN BAŞKA ŞEFAATÇİ SAKIN EDİNMEYİN. HİÇBİR ŞEFAATİN FAYDA ETMEDİĞİ, O GÜNDEN SAKININ DİYE UYARIYORDU. Allah mahşer günü için bunlara benzer birçok hüküm verdiği halde, kendilerine Allah ın berisinden veliler, şefaatçiler edinenler, cehennem azabı bize dokunmayacak diyorlardı. Zümer 3. ayetinde,  ne demişlerdi bu insanlar onu da hatırlayalım.

“Gözünüzü açıp kendinize gelin! ARI-DURU DİN YALNIZ VE YALNIZ ALLAH’IN DIR! O’NUN YANINDA BİRİLERİNİ DAHA VELİLER EDİNEREK, “BİZ ONLARA, BİZİ ALLAH’A YAKLAŞTIRMALARI DIŞINDA BİR ŞEY İÇİN KULLUK ETMİYORUZ.” diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, ALLAH ONLAR ARASINDA, TARTIŞIP DURDUKLARI KONUYLA İLGİLİ HÜKMÜ VERECEKTİR. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” (Zümer 3)

Demek ki Zümer 45. ayette bahsedilenler, Allah a iman etmeyenler değil, tam tersine iman eden kitap Ehlinden bahsediliyor.  Allah dinin tek sahibi kendisi olduğunu ve katışıksız, arı duru dinin yalnız Allah katından gelen olduğu gerçeğini, üstüne basa basa söylüyor ve bizleri uyarıyor. Çünkü Kitap Ehli tıpkı günümüzde bizlerin yaptığı gibi, Allah ın dinine, beşeri hükümler ilave ederek, arı duru Allah ın dinini bozmuşlar, mezheplere, cemaatlere bölünmüşler, kendi hükümlerini Allah ın emri diye topluma kabul ettirmişlerdi. AYNI YANLIŞLARI BİZLERDE GÜNÜMÜZDE YAPIYORUZ VE NE DİYORUZ? YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ DİYEREK KUR’AN, PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ YANİ RİVAYET HADİSLER, MEZHEP İMAMLARININ İÇTİHATLARI, MEZHEPLERİN DİNE KOYDUĞU KURALLAR DİYE SAYMAYA DEVAM EDİYORUZ. Yani Allah ın halis dinine ilaveler yaparak, Allah ın hükmüne kendilerini ortak ederek, Peygamberimizin ismini de kullanarak şirk batağına batıyoruz. FARKINDA DEĞİLİZ AMA VELİLER, ŞEYHLER, EFENDİLER EDİNİP, ONLARA ALLAH IN YETKİLERİNİ VEREREK, ALLAH IN YANINDA KÜÇÜK İLAHLAR EDİNİYORUZ. BU APAÇIK ŞİRKTİR. Bizlerde günümüzde, Allah ın Elçisine verdiği yetki ve sorumlulukları Kur’an da apaçık gördüğümüz halde ne diyoruz. Peygamberimizin de dinde hüküm koyma yetkisi vardır. ALLAH PEYGAMBERİMİZİ, POSTACI OLARAK MI GÖNDERDİ diyerek, Allah ın dinde ortağı yapmaktan çekinmiyoruz.

Hâlbuki Allah ın Elçisi Kur’an ı tebliğ ederken, ben sizlere yalnız Kur’an ile hükmetme görevi aldım, benim görevim yalnız tebliğ etmektir, onun dışına asla çıkamam, hüküm veren şefaat eden, yardım eden velimiz yalnız Allah tır diye ayetleri tebliğ etmişti. Bu bilgiler, uyarılar diğer Kitap ehline de gelmişti ama onlar bu gerçekleri göz ardı edip, Allah ın kanunlarını değiştirerek, kendilerinin asla cehennem cezası çekmeyeceklerine ve Allah ın sevgili kulu olduklarına, çünkü Allah ın Elçisinin ve edindikleri şefaatçilerin onları hesap günü, azaptan kurtaracaklarına inanıyorlardı. AYNI YANLIŞI BİZLERDE YAPIYOR VE İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN BİR MÜSLÜMANIN, ASLA CEHENNEM CEZASI ÇEKMEYECEĞİNE, PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİYLE CENNETE GİDECEĞİMİZE İNANMIYOR MUYUZ? ALLAH DA ONLARA BU HATALARINDAN DOLAYI, AHİRETTE HESAP GÜNÜNDE, HİÇ KİMSENİN HİÇ KİMSEYE TEK BİR YARDIMI DAHİ OLAMAYACAĞI GERÇEĞİNE İMAN ETMEDİKLERİNDEN DOLAYI, ONLAR AHİRETE İNANMAYANLAR DİYOR. Bakın bu ayetin devamında, Rabbimiz ne diyor.

Zümer 46: De ki “Göklerin ve yerin yaratıcısı, görüneni de görünmeyeni de bilen Allah’ım! KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN.” (Süleymaniye vakfı)

Zümer 47: (Mezardan) kalkış günü, yeryüzündeki her şey ve bir o kadarı daha yanlışlar içindeki o kimselerin elinde olsa, o azabın sıkıntısından kurtulmak için hepsini verirlerdi. ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR. (Süleymaniye vakfı)

Zümer 46. ayette, kendilerini temize çıkarıp, bizlere azap dokunmayacak diyerek, edindikleri velilerin ya da Allah ın Elçilerinin onları azaptan kurtaracağına inanlara Allah, bakın nasıl uyarıyor ve tek hüküm sahibinin kim olduğunu, nasıl hatırlatıyor. Ders alıp hatalarından dönene ne mutlu. “KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN” Zümer 47. ayette de hesap günü, uydurduklarının gerçek olmadığını gördüklerinde, varını yoğunu vermeye hazırdırlar ama çok geç kaldıklarını Rabbimiz bizlere şimdiden hatırlatıyor. Ders alıyor muyuz? Hiç sanmıyorum.  Ayetin son kısmında da yine, kendilerini temize çıkarıp veliler, efendiler ve şeyhler edinenlere, kendilerine Allah ın dininin yanında din yaratanlara, Allah a adeta din öğretmeye çalışanlara, Allah bakın ne diyor ve pişman olacakları uyarısını nasıl yapıyor. “ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR.

Dilerim bu hataları yapmayan, Allah ın halis, arı-duru dinine hiçbir hurafe, batıl, rivayet karıştırmadan yaşayan, iman eden Allah ın azınlık halis kulları arasında oluruz. LÜTFEN UNUTMAYALIM, DİNİN SAHİBİ, HÜKÜM GÜNÜN MALİKİ YALNIZ ALLAH TIR. HÜKÜM VEREN, YARDIM EDEN, ŞEFAAT EDECEK OLAN DA YALNIZ ALLAH TIR. ONUN YANINDA YARDIM EDECEK, ŞEFAAT EDECEK DİYE EDİNDİĞİMİZ VELİLER, BİZLERİ ALLAH A DEĞİL, ŞEYTANA YAKLAŞTIRACAK VE BÖYLE İNSANLAR MAHŞER GÜNÜ, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERLE KARŞILAŞACAKLARDIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
3
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 03 Nisan 2021, 07:18:10 ÖS 19 »
Bu arada gökten gelen tehlikeli gök cisimlerinin/meteorların yeryüzündekiler tarafından buluta benzetildiği ayetlerde vurgulanmakta:

52:44 Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: "Üst üste yığılmış bir buluttur." derler.

Gamechanger nikli yazarın yeni iletilerine gelecek olursak(yine makine tercümesi ile):

Alıntı

https://imgur.com/0etMf8F

https://imgur.com/pLJEPv9

https://imgur.com/Ce0omFO

https://imgur.com/a/0t65zIY#VLRlKib

Tamam, aslında karanlık uzay havasına girdim. İşte birkaç ekstra.

Orijinal nesnenin / oluşumun uzay istasonu kamerası aracılığıyla en son yakalanması, ayrıca gönderiyi tamamlamak için önceki birkaç görüntü.

https://imgur.com/rHqmapP

https://imgur.com/MHl1lUc

https://imgur.com/6Jml3uJ

https://imgur.com/EWxCNEk

https://imgur.com/JLHRJEV

https://imgur.com/oLQQDQT

Uydu/uzay istasyonu aracılığıyla ikinci asistan da bu gece görüldü:

https://imgur.com/IsTANYQ

Burada üçgen biçimli boşluğun bir başka örneği, bu sefer ön taraf:

https://imgur.com/a/H2AF4ON#8XDf6pw

Boş şeklin yanı sıra, düzenli olarak üçgen şekilleri ve klasik kuyruklu yıldız şekillerini de görüyoruz. Burada karanlık iç / alt kuyruğumuz var mı? Bu, aynı zamanda, orijinal oluşumun oldukça yeni yakalanmasıyla da not edildi (burada ikinci resim).

Yani bu, dikkat çektiğim dönemin bir başka işaretidir.

https://imgur.com/a/5zTMMv2#VhkzWfF

https://imgur.com/QQxElac

Ayrıca burada, neredeyse her zaman dışarıdaki kuyruklu yıldız oluşumlarının soldan sağa, kuyruk solda olan oklara benzediğini özetlemek:

https://imgur.com/R6msjQg

https://imgur.com/2kJG9EE

İnsanların bunu görmesi ve bilmesi için ne gerekiyor? Son zamanlarda Porto Riko'ya kadar doğu kıyısı boyunca pek çok insan tarafından görülen kırmızı 'bulut' gibi bir ipucu görülüyor (orijinal oluşumumuzun koması).

Yani bu şeylerin fark edilebilmesi için belirli bir boyuta ulaşması gerekiyor. Bu bizim ipucumuz. Genel olarak ikinci güneşler ve kırmızı 'bulut' gibi manzaralar düzensiz ve izole edilmiştir. Tüm resimlerimde size gösterdiğim şey, çoğunlukla halk tarafından fark edilmeyen, ancak aynı zamanda sadece gezegenlere odaklanan Planet X hareketinin çoğunluğunun birkaçını da göz ardı eden günlük kişilerdir.

Gezegenler tek başına görüldüğünde, atmosferimizdeki koşullar optimal olduğunda ve ayrıca kendi toz bulutu içinde dönerken bu genellikle daha nadir, kısa bir görünümdür ve daha sonra içindeki nesnenin bu kısa bir bakışına izin verir ve daha sonra şu şekilde yansıtılır. sadece gezegen. Dediğim gibi, bu değişiyor, frekans açısından. Söz konusu gezegenlerin baş şok dalgalarına büründüm. Ana cisimlerden küçük kümelere kadar hepsi kuyrukluyıldız gibidir. Enkaz alanlarından bahsetmeden gelen sistem konusunu konuşamayız - bunlar el ele gidiyor.

Yani burada üçgen bir boşluğa dikkat etmiyoruz. Ama onu soldan sağa çeviriyoruz. Güzel çatallı kuyruk. Önümüzde pek çok ayrıntı var. Yine emin değilim ve bunun önem ölçeğimizde nerede yattığından şüpheliyim atm. Orijinal oluşumumuzu tanımlama sürecindeyim. Tekrar yerinde olduğunu kanıtlayan videolar yayınlayacağım. Gökyüzünde gördüklerime bakılırsa, bir arka plan görüntü ve açıklama yapmam gerekecek. Önümüzdeki hafta umarım bir şeyler derleyebileceğimi hayal ediyorum.


https://imgur.com/X2SYjO7
4
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 03 Nisan 2021, 07:16:30 ÖS 19 »
ve

https://imgur.com/a/kbcP8AD#3Di38gf

İlginçtir Youtube gibi bazı sitelerde bu sayfaya link verdiğimde otomatik olarak siliniyor iletim.

Tıpkı 11 Eylül saldırısında uçak kullanılmadığını gösteren kanıt ve çalışmaları engellemeleri ve silmeleri gibi.
5
Serbest Kürsü / ALLAH’IN ELÇİSİNİN AYETLERİ TEBYİN, AÇIKLAMA GÖREVİ VAR MI DIR?
« Son İleti Gönderen: halukgta 02 Nisan 2021, 11:28:01 ÖÖ 11 »
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu, Peygamberimizin Kur’an ayetlerini AÇIKLAMAK yani günümüz tabiriyle söylemek gerekirse, TEBYİN görevi var mıdır? Kur’an ın muhkem ayetleri açık ve anlaşılır değil midir de, Allah ın Elçisi açıklıyor olsun. Yoksa açıklamak sözünden, ayetlerin nice örneklerle izah ettiği konuları, özellikle Kitap Ehli nin yaptığı yanlışlarla karşılaştırıp, gerçeği KUR’AN İLE AÇIĞA ÇIKARMAK, DİYE Mİ ANLAMALIYIZ? Ne dersiniz?

Kur’an ı anladığı dilden hiç okumamış, din ile alakası olmayan bir insana, Allah ın Elçisinin ayetleri anlaşılır hale getirme, yani açıklama görevi de vardır deseniz, hemen şöyle bir soru sorar. “ŞU ANDA OKUDUĞUNUZ, İNANDIĞINIZ KUR’AN ANLAŞILIR VE AÇIKLANMIŞ DEĞİL MİDİR?” Bu soruya evet açık, anlaşılır ve detaylı değildir, peygamberimizin rivayet hadisleri ayetleri açıklamıştır dediğimizde, şöyle bir soru daha sorması muhtemel. “Peki, açıklanmış halini nereden öğreneceğiz?” Bu kitabı Allah ın Elçisi, Kur’an ı yazdırdığı gibi açıklanmış halini de yazdırmış ve bizlere iletmiş mi dediğinde, onu tatmin edecek, mantıklı ve makul, nasıl bir cevap vermemiz gerekir sizce bu kişiye.  Doğrusu ben mantıklı, akla yatkın bir cevap bulamıyorum. Ona, Kur’an ı Peygamberimizin rivayet hadislerinden öğreniyoruz ayetlerin detayını dediğimizde, biraz aklı başında olan ve hiçbir etki altında olmayan kişinin vereceği cevap, BİZLER NASIL OLUR DA RİVAYETLERE GÜVENEBİLİRİZ, BÖYLE BİR YOLLA MI ALLAH BİZLERİN KUR’AN I ANLAMASINI İSTİYOR DER VE BİZLERİ CİDDİYE ALMAZ, BİZDEN UZAKLAŞIR. ONA ASLA BİR DAHA İSLAM I, KUR’AN I ANLATAMAZSINIZ. Ne yazık i büyük bir çoğunluk, dinden bu yolla uzaklaşıyor.

Önce şunu unutmayalım BEYAN bildirmek, söylemek anlamındadır, bilinmeyeni açıklamak değildir. Yani bildiği gerçekleri hiç değiştirmeden beyan etmektir ki, bu kelimeyi bizlerde hayatımızda kullanırız. TEBYİN KELİMESİ İSE TOPLUMDA AÇIKLAMAK, İZAH ETMEK VE GERÇEĞİ ORTAYA KOYMAK ANLAMINDA KULLANILIR. SİZCE HÂŞÂ ALLAH AYETLERİNDE, GERÇEĞİ AÇIKÇA ORTAYA KOYUP, BİZLERE BİLDİRMİYOR MU? Sizce Allah, bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an ı açıklamamış, detay vermeden indirmiş olabilir mi? Yani Ey Resulüm ben özet bir Kur’an indiriyorum, sen kullarıma bunu anlaşılır hale getir, demiş olabilir mi? BU ŞEKİLDE GÖNDERECEĞİNE NASIL İNANIRIZ? BU NASIL BİR AKIL TUTULMASI BÖYLE. TABİ Kİ MÜMKÜN DEĞİL, YOKSA ALLAH SİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİM, BEN AÇIKÇA GÖNDERMEDİM AMA SİZLER BUNU ELÇİMİN RİVAYET HADİSLERİNDEN ÖĞRENİN DEMESİ ASLA MÜMKÜN DEĞİL. Açıkça anlaşılmayan bir kitabı Allah, neden bizlere göndersin? Bunu da mı düşünemiyoruz. Konumuzu açıklığa kavuşturmadan önce, Allah Elçisine verdiği görev, yetki ve sorumluluklarından örnekler verelim.

“RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 )”

Siz bu ayetlerden, Allah ın Elçisinin ayetleri açıklamak ve anlaşılır hale getirmek, yani açık olmayan ayetleri açıklama, TEBYİN etme görevinin de olduğunu mu anladınız? Allah daha nasıl açıkça söylesin, senin görevin SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR DİYOR. Bunun tersini söyleyen, Allah ın ayetlerine iman etmiyor demektir. Şimdide Kur’an ın apaçık ya da detaylı açıklanıp açıklanmadığı konusuna gelelim. Yusuf suresi 1. ayetinde Allah ne diyordu hatırlayalım. “BUNLAR, APAÇIK KİTAB’IN AYETLERİDİR.” Yine Hud suresi 1. ayetinde, Kur’an ın bakın kim tarafından açıklandığını bildiriyor. “BU ÖYLE BİR KİTAPTIR Kİ AYETLERİ HEM MUHKEM KILINMIŞ, HEM DE DOĞRU KARARLAR VEREN VE HER ŞEYİN İÇ YÜZÜNÜ BİLEN, ALLAH TARAFINDAN AÇIKLANMIŞTIR.” Bakar mısınız lütfen, Allah Kur’an ı ben açıkladım diyor. Bu ayetleri görmezden mi geleceğiz.  Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Allah, bakın Elçisinin indirdiği kitabın ayetlerini okurken, tedirgin olmasın ve anlayamam diye şüpheye düşmesin diye, nasıl bir ayet indiriyor.

Kıyame 16–17–18–19: (Ey Muhammed!) Onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. Şüphesiz onu toplamak ve okumak bize aittir. O hâlde, biz onu okuduğumuz zaman, onun okunuşuna uy. SONRA ONU AÇIKLAMAK DA BİZE AİTTİR. (Diyanet meali)

Bildiğiniz gibi Allah ın Elçisi Ümmiydi, yani daha önce hiçbir kitap Ehline tabi olmadığı için, dini konularda da bilgisi yoktu. Ayetler indirilirken, Peygamberimiz ayetleri anlama konusunda tedirgin olmuş ki Allah, Elçisine sakin ol, sana ayetleri detaylı bir şekilde açıklayacağız diyor. Batıl inançlarını aklamaya çalışanlar, bu ayetlerde geçen açıklamayı Allah, Kur’an da değil de, daha sonra sözlü olarak açıkladığını dahi söyleyenler var. Demek ki Allah ile aldatılmak bu kadar tehlikeli bir şey. İNSANIN AKLINI BAŞINDAN ALIYOR. RABBİM CÜMLEMİZİ KORUSUN. Allah Enam suresi 97. ayetinde, BİLEN BİR TOPLUM İÇİN AYETLERİ AYRI AYRI AÇIKLADIK diyorsa, hala ayetler açık değil, Elçisi açıklamıştır nasıl deriz.

Allah daha birçok ayetinde, Kur’an ı kendisinin açıkladığını bildiriyor. Bunun nedenini de açıklıyor ve diyor ki, Sizlerin sorumlu olacağı ayetleri MUHKEM yani apaçık olarak gönderip, Allah dan başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri, işte böyle nice örneklerle açıkladık diyor. İman eden biz Müslümanlara düşen imtihanımız gereği, Allah ın açıkladığı ayetler üzerinde planlı ve Programlı düşünerek, araştırarak anlamaya çalışmak olmalıdır. İMTİHANINDA GEREĞİ BU DEĞİL MİDİR ZATEN. Allah emin olmadığınız sözlerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diyorsa, sizce bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği muhkem ayetleri açıklamayıp, bizleri rivayetlere muhtaç bırakır mı Allah? EĞER AYETLERİ PEYGAMBERİMİZ AÇIKLADIYSA, NEDEN AÇIK HALİYLE KUR AN I YAZDIRMADI DA, AÇIKLANMAMIŞ İZAH EDİLMEMİŞ BİR ŞEKİLDE KAYDA ALDIRDI? BU YANLIŞA İNANANLARA SORUYORUM, BU NASIL BİR MANTIK BÖYLE. ALLAH NEDEN VERDİĞİ HÜKÜMLERİ AÇIK BİR ŞEKİLDE İNDİRMESİNDE, KULLARINI ZOR DURUMDA BIRAKSIN. BUNU DA MI DÜŞÜNEMİYORUZ? Şimdide bazı ayetleri bu konuda, nasıl tahrif edip yanlış anlamlar yükleyerek, rivayetleri dinin asli unsuru yaptıklarına örnekler verelim. Özellikle Diyanet mealinden seçtim ayetleri.

Maide 15: Ey kitap ehli! Artık size elçimiz (Muhammed) gelmiştir. O, KİTABINIZDAN GİZLEYİP DURDUĞUNUZ GERÇEKLERDEN BİRÇOĞUNU SİZLERE AÇIKLIYOR, birçoğunu da affediyor. İŞTE SİZE ALLAH’TAN BİR NUR VE APAÇIK BİR KİTAP (KUR’AN) GELMİŞTİR. (Diyanet meali)

Yunus 5: O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, AYETLERİNİ, BİLEN BİR TOPLUMA AYRI AYRI AÇIKLAMAKTADIR. (Diyanet meali)

Bakın Maide 15. ayetinde Allah ne diyor. Sizlere daha önce indirdiğim kitaplardan, gizleyip durduğunuz gerçeklerden birçoğunu sizlere, Elçim açıklıyor diyor. Peki, bu açıklama anlaşılmayan bir şeyi açığa kavuşturmak mı, yoksa Kitap ehlinin yaptığı yanlışları, Kur’an ayetlerini tebliğ ederek, onların yanlışlarını ortaya çıkarmak mı? Ne yazık ki bizler kelimelere, her konuda olduğu gibi özellikle farklı anlamlar vererek, batılı aklamaya çalışıyoruz. Peygamberimiz, Allah ın Rad suresi 40. ayette verdiği yetki gereği, ALLAH IN APAÇIK AYETLERİNİ, GİZLEDİKLERİ TÜM GERÇEKLERİ SADECE KUR’AN DAN TEBLİĞ ETMİŞ, UYARICI, İKAZ EDİCİ GÖREVİNİ YAPMIŞTIR.

Yunus 5. ayetinde Allah, birçok konuda bizlere bilgiler verip, detaylı açıkladığını söyleyerek, ayetin sonunda bakın ne diyor. ”O, AYETLERİNİ, BİLEN BİR TOPLUMA AYRI AYRI AÇIKLAMAKTADIR” Peki açıklayan kim, elbette Allah Kur’an da açıklıyor. Şimdide konumuzun daha iyi anlaşılabilmesi için, anlamını değiştirmeye ve rivayetleri ayetlere ilave etmeye çalıştıkları başka bir ayeti, iki farklı tercümeden yazmak istiyorum.

Nahl 44: (O Resulleri) APAÇIK BELGELER VE KİTAPLARLA GÖNDERDİK. İNSANLARA, KENDİLERİNE İNDİRİLENİ AÇIKLAMAN ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik. (Diyanet meali)

Nahl 44: Onları mucizelerle ve HİKMET DOLU SAYFALARLA GÖNDERDİK. O Zikri (Kitabı) sana da indirdik ki KENDİLERİNE GÖNDERİLENİN NE OLDUĞUNU O İNSANLARA AÇIK AÇIK ANLATASIN, belki düşünürler. (Süleymaniye vakfı)

İlk yazdığım tercüme Diyanetin. Ayetin daha ilk cümlesi APAÇIK BELGELER VE KİTAPLARLA GÖNDERDİK diye başlıyor. Ama batıl savunucularının gözlerinde perde, gönüllerinde mühür olunca, görmeleri mümkün olmuyor. Allah apaçık belgeler, kitaplar gönderecek ama ayeti açıklamayacak, izah etmeyecek öylemi? Allah akıl fikir versin inşallah. Ayetin devamın da ise Allah Elçisine, sana indirdiğim bu apaçık belgeleri anlat, tebliğ et yani yaptıklarının ve inandıklarının yanlış olduğunu apaçık ayetlerle onlara bildir ki, hatalarından dönsünler diyor. Ayetin daha başında ayetleri apaçık gönderdik diyor, Elçisi apaçık olan ayetleri kitap ehline anlatıyor yani tebliğ edip bildiriyor ve sizin inandığınız gibi değilmiş diye izah edip, ikna etmeye çalışıyor. Aynı ayeti farklı bir tercümeden verdiğimde zaten her şey anlaşılıyor ve ayet yerli yerine oturuyor ve bakın ne diyor. “KENDİLERİNE GÖNDERİLENİN NE OLDUĞUNU O İNSANLARA, AÇIK AÇIK ANLATASIN” Aslında her şey çok açık, ama kafamızdaki O batıldan kurtulmadığımız sürece, gerçeklerle buluşmamız asla mümkün olmayacaktır. Yine konumuzla ilgili bazı örnekler vermek istiyorum.

Enam 55: Suçluların yolu da açığa çıksın diye, AYETLERİ İŞTE BÖYLE AYRI AYRI AÇIKLARIZ. (Diyanet meali)

Nahl 64: SANA BU KİTABI İNDİRMEMİZ DE ANCAK ŞUNUN İÇİNDİR Kİ ONLARA HAKKINDA IHTİLÂF ETTİKLERİ ŞEY’İ BEYAN EDESİN ve iyman edeceklere bir hidayet, bir rahmet olsun (Elmalı orijinal meali)

Nahl 64: SANA BU KİTABI, ANLAŞMAZLIĞA DÜŞTÜKLERİ KONULARI AÇIK AÇIK ANLATASIN bir de inanıp güvenen bir topluluğa yol gösterici ve ikram olsun diye indirdik. (Süleymaniye vakfı)

Enam suresi 55. ayete iman eden bir Müslüman, bizlerin sorumlu olduğu MUHKEM ayetlerin açık ve anlaşılır olmadığını, ayetleri Peygamberimizin rivayet hadisleri açıkladığını söylemesi, Allah ın ayetlerine iman etmiyor anlamındadır. BATIL O KADAR AZGIN TAVIRLAR İÇİNDEKİ BU KONUDA, PEYGAMBERİMİZİN RİVAYET HADİSLERİ OLMASAYDI, KUR’AN ANLAŞILMAZ, KAPALI KALIRDI DEME CESARETİNİ GÖSTERİYORLAR. BUNU SÖYLEMEK ŞİRKTİR, HATIRLATIRIM. Allah ayetleri ayır ayrı açıklıyoruz diyorsa, nasıl olur da bunun tersini başka ayetlerde düşünürüz. Nahl suresi 46. ayeti, özellikle iki farklı tercümeden yazdım. Ayetin ilk cümlesinde, Kur’an ı indirmemizin amacı, HAKKINDA İHTİLAF ETTİKLERİ ŞEYİ, ONLARA BEYAN EDESİN DİYOR.  Son cümlesi de inanan topluma yol gösterici olsun diyerek bitiriyor. Anlaşılmayan, açıklanmaya muhtaç bir ayet, nasıl olur da yol gösterici olur?

Beyan etmek, beyanda bulunmak açıkça hiçbir değişikliğe uğramadan tüm gerçekliğiyle bildirmek, söylemek demektir. Yoksa açık olmayan bir ayet, nasıl olur da Kitap ehlinin ihtilaf ettiği bir konusuna açıklık getirsin. Ayet apaçık anlaşılmıyor olsaydı, Kitap Ehli bunu asla kabul etmez, bu senin düşüncen yorumun, ayetten bu söylediklerin anlaşılmıyor derlerdi.  Diğer tercümede zaten, anlaşmazlığa düştükleri konuları onlara açık açık anlatasın diye tercüme edilmiş. Bazı tercümelerde de açıklayasın demişler. Aslında açıklama kelimesine, kendi nefsimizden farklı bir anlam vermezsek buda doğru diyebiliriz. ALLAH IN ELÇİSİ, ALLAH IN İNDİRDİĞİ AYETLER DOĞRULTUSUNDA İHTİLAFA DÜŞTÜKLERİ KONULARI, KUR’AN DAN ALDIĞI BİLGİLERLE AÇIĞA KAVUŞTURUYOR, GERÇEKLERLE BULUŞTURUYOR. Bu ayetin anlaşılmadığı anlamında değil, tam tersine APAÇIK ANLAŞILAN BİR HÜKMÜN, İHTİLAF EDİLEN BİR KONUYU ÇÖZÜME ULAŞTIRMASIDIR.

Değerli dostlarım. Bizler yanlış inançlarımızı yaşayabilmek adına, ne yazık ki Allah ın apaçık ayetlerini görmezden geldiğimiz gibi, ayetlerde geçen kelimelere de farklı anlamlar vererek, ellerimizle Kur’an ayetleri arasında çelişkiler yaratıyoruz. Bu farklılıklar toplum arasında korku ve tedirginlik yaratıyor. Bizlere düşen, Kur’an ı mutlaka farklı tercümelerden okuyup, ayetler arasında bağlantı kurduğumuzda, yanlış anlamamız asla mümkün olmayacaktır. Allah ın uyardığı gibi, Kur’an ı okumaya başlamadan önce, kafamızdaki batıldan hurafeden kurtulup, yalnız Allah a güvenip dayanarak Kur’a ı okumaya başlarsak, yanlış anlamamız asla mümkün olmayacaktır. ALLAH BÖYLE YAPAN KULLARIMIN GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇARIM VE GERÇEKLERLE BULUŞMASINI SAĞLARIM DİYOR.

DİLERİM CÜMLEMİZ, KUR’AN GERÇEKLERİ İLE BULUŞAN, ALLAH IN HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
6
Bizlerin Kur’an ile bağımızı keserek, öyle yanlış bilgileri, bunlar dinin emri diye anlatmışlar ki, şimdide bu yanlışlıktan apaçık yol gösterici Kur’an elimizde olduğu halde, batıldan vazgeçemiyoruz. Kur’an ı tercüme edenlerde, kendi inançlarını doğrulayacak şekilde tahrifat yapmaktan ne yazık ki çekinmiyorlar. ONUN İÇİNDE TOPLUM BİRBİRİNE, SEN HANGİ MEALİ OKUYORSUN DİYE SORUYOR. Din tacirleri sayesinde, Kur’an mealleri öyle farklı tercüme ediliyor ki, toplum tedirgin edilip, DİREK KUR’AN A MÜRACAAT ETMEK YERİNE, DİNİ ÖĞRENMEK VE ANLAYABİLMEK İÇİN, BİRİLERİNE MUHTAÇ BIRAKILIYOR. Ama güneşi balçıkla çok şükür sıvayamadıkları için, yanlış inançları Kur’an ışığıyla ortaya, tek tek çıkıyor.  Bu makalemin konusu, birçok yazımda gündeme getirmeye çalıştığım, ŞEFAAT konusu üzerine olacak. Birçok ayet üzerinde yaptıkları gibi, SEBE SURESİ 23. AYETİN ANLAMI İLE DE OYNAMAKTAN ÇEKİNMEDİLER. Allah şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin olmadığı O günden sakının dediği halde, Allah ın dışında şefaat edicilerin olacağını, kendilerince kanıtlamaya çalışıyorlar. Önce ayeti Diyanet mealinden yazalım.

SEBE 23: ALLAH KATINDA, O’NUN İZİN VERDİĞİ KİMSEDEN BAŞKASININ ŞEFAATİ YARAR SAĞLAMAZ. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “RABBİNİZ NE SÖYLEDİ?” diye sorarlar. ONLAR DA “GERÇEĞİ” DİYE CEVAP VERİRLER. O, yücedir, büyüktür. (Diyanet meali)

Ayetin ilk cümlesi çok önemli. Ayeti bu şekliyle okuduğumuzda Allah katında, onun izin verdiği yani kendi yetkisiyle onurlandırdığı kimseden başkası, şefaat edemez diye anlaşılıyor. Kur’an ı bir kez anlayarak ve düşünerek okumuş bir Müslüman, Allah ın kendi yetkisini, hiçbir konuda yarattığı hiçbir kuluna elçileri dâhil vermediğini, birçok ayetinde hükmettiğini görüyoruz ve ALLAH HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ diyerek, son noktayı koyuyordu. Bu durumda hesap günü, Allah ın dışında Allah ın izin verdiği, yetkilendirdiği şefaatçiler olabilir mi? HATIRLAYINIZ LÜTFEN, ALLAH ŞEFAAT TÜMDEN BANA AİTTİR DEMİYOR MUYDU?  Eğer Allah bu sözünden sonra kendi yetkilerinden, yarattığı çok özel kullarına da veriyorsa, onları da kendi hükmüne ortak etmiş ve KÜÇÜK İLAHLAR YARATMIŞ OLMAZ MI?

Bakın bu ayet,  hesap gününden bizlere örnek veriyor ki, yapılan yanlışları tekrar etmeyelim.  Şefaat konusunda, ayette geçen bu cümlenin ne derece yanlış tercüme edildiğine kanıt Bakara 123. ayettir. Bakın Allah ne diyor hesap günü için. “KİMSENİN KİMSE NAMINA BİR ŞEY ÖDEMEYECEĞİ, HİÇ KİMSEDEN FİDYE ALINMAYACAĞI, KİMSEYE ŞEFAATİN YARAR SAĞLAMAYACAĞI VE ONLARIN YARDIM GÖRMEYECEĞİ GÜNDEN SAKININ.” Yine Bakara 48. ayette Allah şefaat konusunda, hesap günü sakın umutlanmayın, birbirinizden medet ummayın diyerek, bizleri nasıl uyarmıştı hatırlayalım. “ÖYLE BİR GÜNDEN SAKININ Kİ, O GÜN HİÇ KİMSE BİR BAŞKASI ADINA BİR ŞEY ÖDEYEMEZ. HİÇBİR KİMSEDEN HERHANGİ BİR ŞEFAAT KABUL OLUNMAZ, FİDYE ALINMAZ.” Demek ki SEBE suresi 23. ayette, Allah katında kendisi dışında şefaat için izin verdikleri yokmuş. Peki, bu ayette bu cümlede ne diyor, nasıl anlamalıyız. Bunu da farklı mealden yazalım ki doğru anlayalım.

SEBE 23: ONUN KATINDA ŞEFAATİN, ONUN İZİN VERDİĞİ KİMSEDEN BAŞKASINA YARARI OLMAZ. İçten yakarışları sona erdiğinde onlara; “SAHİBİNİZ NE DEMİŞTİ?” diye sorulur: “TAMAMIYLA GERÇEĞİ SÖYLEMİŞ” DERLER. O, yücedir, büyüktür. (Süleymaniye vakfı meali)

Bakın şimdi nasıl taşlar, yerli yerine nasıl oturdu. Allah ın katında şefaatin yani bağışlanmanın, kayırmanın Allah ın hoşnut olduğu kullarından başkasına yararı olmaz, yani ALLAH IN HALİS KULLARINDAN BAŞKASINA, ŞEFAAT ASLA YARAR SAĞLAMAZ DİYOR. Sebe 23. ayetinde Allah, kendisinden hoşnut olduğu kulları için bir değerlendirme yapacağını ve dünyada yaptıkları değerlendirilip, sevabı ağır gelenlerin küçük günahları affedileceği, yani onlara şefaat edileceği müjdesi veriliyor.   

Bu söylediklerimizin doğru olup olmadığını, ayetin devamından ve öncesi sonrasındaki ayetlere bakarak daha iyi anlamaya çalışalım. Ayetin devamında, içten yakarışlar sona erdiğinde hesap görüldüğünde, sorgudan çıkanlara bakın birileri bir şeyler sorduğu örneği veriliyor. Çünkü bahse konu kişiler, Allah a günahlarının affı için dua ediyorlar. Bu kişilere, Rabbimiz yaratıcımız ne dedi size diye sorduklarında verdikleri cevap, aslında Kur’an dan nasiplenen bir Müslüman için, her şeyin anlaşılır olması gerekir. Bakın nasıl bir cevap vereceklermiş. “ALLAH TAMAMIYLA GERÇEĞİ SÖYLEMİŞ.” Peki, Allah bizlere mahşer günü nasıl bir gerçekle karşılaşacağımız söylemişti? “HİÇ KİMSENİN BİR BİRİNE ŞEFAAT EDEMEYECEĞİ, O GÜNDEN SAKININ.” Değerli dostlarım, lütfen Allah ın ayetlerine kulak verelim ve Allah ın sözleri/ayetleri ile oynayanlardan uzak duralım, yoksa hesap günü pişman oluruz.  Ayeti anlamaya devam edelim. Sebe 23. ayetin bir öncesine bakalım şimdide.

Sebe 22: De ki, (aranıza koyup) ALLAH’A YAKIN SANDIKLARINIZA; GÖKLERDE VE YERDE ZERRE KADAR HÂKİMİYETİ OLMAYANLARA YALVARACAKSANIZ YALVARIN. Onların bu iki yerde ne bir or¬taklıkları ne de Allah’ın onlardan bir destekçisi vardır. (Süleymaniye vakfı.)

Bakın ayette zaten, çok net bir uyarı var Müşriklere. Çünkü müşrikler Allah ın yanında onun yetkileri ile donattıkları şefaatçiler ediniyorlar ve Allah katında bunlar bizim şefaatçilerimiz diyorlardı. Allah da deki bunu söyleyenlere diyor ve Allah a yakın sandığınız, edindiğiniz O veli kişilerin göklerde ve yerde hiçbir hâkimiyeti yoktur, söz sahibi değillerdir, böyle olduğunu sizlere bildirdiğim halde hala, onlara yalvarıp onlardan şefaat dileyecekseniz, dilemeye devam edin diyor.  Bu durumda Sebe 23. ayetin ilk cümlesinde Allah, hesap günü kendi günahını bile affetme yetkisi olmayan insanlara Allah, bir başkasına şefaat etme yetkisini verir mi? Allah Elçisine bile Muhammed 19. ayetinde, KENDİ GÜNAHLARIN İÇİN BANA DUA ET DİYOR. Bunları unuttuk mu yoksa? Sebe 23. ayetin devamındaki bazı ayetlere bakalım şimdide. Özellikle Diyanet mealini seçtim, bakalım 23. ayette tercüme edildiği gibi, Allah ın izin verdiği şefaatçiler var mı?

Sebe 26–27–28: De ki: “RABBİMİZ HEPİMİZİ KIYAMET GÜNÜ BİR ARAYA TOPLAYACAK, SONRA DA ARAMIZDA HAK İLE HÜKÜM VERECEKTİR. O, GERÇEĞİ APAÇIK ORTAYA KOYAN, hakkıyla bilendir. De ki: “Allah’a ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır! (Hiçbir şey Allah’a ortak olamaz.) Aksine O, MUTLAK GÜÇ SAHİBİ, HÜKÜM VE HİKMET SAHİBİ ALLAH’TIR.” BİZ, SENİ ANCAK BÜTÜN İNSANLARA MÜJDELEYİCİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERDİK. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Diyanet meali)

Aslında ayetleri tarafsız okuduğumuzda, her şey çok açık anlaşılıyor. Ama bizler Kur’an ı okumaya başlamadan önce, Nahl suresi 98. ayetin gereklerini yerine getirmeden okuduğumuz batıl ve hurafe inançlarımızın etkisinde kaldığımız için, ayetleri doğru anlayamıyor, batıl inançlarımıza kanıt yaratma çabasında oluyoruz. Bakın Aramızda Hak ile hükmedecek, yani karar verecek olanın yalnız Allah olduğunu, çok açıkça bizlere bildiriyor. Allah a ortak tuttuğunuz, yani Allah ın sevgili kulu diyerek, bu kişi Allah dostu onu Allah ile aramıza aracı koyarsak, onun sayesinde günahlarımıza şefaatçi olur diyorsak, onların hesap günü hiçbir şey yapamayacağını bizlere şimdiden Allah hatırlatıyor. MUTLAK GÜÇ SAHİBİ HÜKÜM VE HİKMET SAHİBİ ALLAH TIR DİYOR. Tüm bunca açık bilgilerden sonra Allah, hesap günü yalnız kendi yetkisine aldığına hükmettiği ve şefaat tümden Allah a aittir dediği hükmünde değişiklik yapıp, bazı kişilere de şefaat yetkisini vermiş olacağını düşünmek, ancak kendimizi aldatmaktan başka hiçbir işe yaramaz.

Sebe 28. ayetin son kısmında, Elçisi hakkında söyledikleri bile tek başına, şefaat konusunda yapılan yanlışa bir kanıttır. Hatırlayalım Allah Elçisinin yetki ve sorumluluklarını bizlere hatırlatırken, bakın ne diyor. “BİZ, SENİ ANCAK BÜTÜN İNSANLARA MÜJDELEYİCİ VE UYARICI OLARAK GÖNDERDİK.”“SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” “RESULE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.”  Bunca açık ayetlere gözlerimizi kapatıp, batılı hak ile değiştirenlere söyleyecek sözüm olamaz. Onların işi ancak, Allah a kalmıştır. Dilerim yaşadığımız batılın, bizlerin üzerindeki baskısından, Allah ın nuru ile kurtulan ve yalnız Allah ın ipine sarılan, halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
7
Bu makalemin konusu, üzerinde Kur’an bütünlüğünde dikkatle düşündüğümüzde, bizleri çok ciddi bir şekilde uyaran ve çok önemli dersler almamızı sağlayan İsra suresi 16. ayet olacak. Ayeti iki farklı tercümeden yazalım ki, ayetin nasıl farklı tercüme edilip, aslında ne anlatmak istediği kısmen nasıl gizlendiği, daha açık anlaşılabilsin.

“BİZ BİR TOPLUMU YOK ETMEK İSTEDİĞİMİZ ZAMAN, onun ileri gelen varlıklılarının ORADA KÖTÜLÜK YAPMASINA İZİN VERİRİZ. Böylece o topluma verilmiş söz gerçekleşir ve onu yerle bir ederiz.” (İsra 16)

“BİR ÜLKEYİ HELÂK ETMEK İSTEDİĞİMİZDE, o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elebaşılarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar orada kötülük işlerler. BÖYLECE O ÜLKE, HELÂKE MÜSTAHAK OLUR; biz de orayı darmadağın ederiz.” (İsra 16)

İlk yazdığım tercümede, Allah ın biz kullarını çok şiddetli bir şekilde uyardığını ve Allah bir toplumu helak etmek istediğinde, O toplumun ileri gelenlerinin yani yönetici olarak söz sahibi olanların, kötü davranışlar, topluma zarar verici olaylar yapmasına izin veririz diyor. Daha açıkçası, bu yöneticilerin kötü bir yönetim sergileyeceği anlatılıyor. Demek ki Allah öyle bir toplumdan bahsediyor ki, O toplum uyarıcılar gönderilip uyarıldığı, yani uyarılar onlara ulaştığı halde, O uyarıların değil, yanlış bilginin peşi sıra gidenlerden bahsediyor. ÇÜNKÜ ALLAH BU TOPLUMU, CEZALANDIRMAYA KARAR VERDİĞİ ANLAŞILIYOR. Bu ayeti farklı şekilde tercüme edenlerin genel çoğunluğu, ayeti yumuşatarak tercüme ediyorlar. Örneğin ikinci verdiğim örnekte, ülkenin şımarık söz dinlemez ileri gelenleri, yöneticilerine önce iyilikler emredildiğinden, daha sonrada buna rağmen onlar kötü davranışta bulunurlar, daha sonra bu ülke ya da topluluk helak edilir, diye tercüme edilmiş.  Eğer böyle tercüme edersek, ayetin başında söylenen ile sonu bir biriyle uyumlu olmaz. Ayeti yumuşatmak yerine, olduğu gibi almalıyız ki, uyarıyı ve ikazı da yerinde alabilelim.

Allah ın yolundan sapmış, söz dinlemeyen bu toplumun helak edilmesinden, acaba tamamıyla yok edilmesini mi anlamalıyız, yoksa yerle bir ederek, bitkin bir durumuma gelmeleri, işlerini zorlukla yapabilecek bir hale gelmelerini mi anlamalıyız? Aslında burası da önemli. Allah bu dünyada bizleri imtihan ediyorsa ve kendimize gelmemiz adına da her yıl, bir ya da iki kez musibetlerle karşı karşıya bırakıyorsa, helak sözünden tamamen bu toplumun bu dünyadan yok olduğunu düşünmemiz, doğru olmaz diye düşünüyorum. Allah bunu da elbette yapabilir. Ama toptan yok edilmesi, bu dünyada imtihan olma anlayışına, ters düşüyor gibi geldi bana. ÇÜNKÜ CEZALANDIRILAN TOPLUMDA YAŞI KÜÇÜK, GÜNAHSIZ İNSANLAR VAR. ONUN İÇİN CEZALANDIRILAN TOPLUM, YA YOLDAN SAPANLAR, YA DA YOLDAN SAPANLARI GÖRMEZDEN GELİP SUSANLAR, OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİRİZ. Allah adaletlidir geleceği bilir, hükmün en güzelini O verir.

Ayeti anlamaya devam edelim.  İsra 16. ayetin bir öncesinde Allah, her kim doğru yolu seçerse, bu kendi iyiliğine olur der. Kimde yoldan saparsa, buda kendi kötülüğünedir, hiç kimse bir başkasının suçunu taşıyacak değildir diye de belirtiyor.  Ayetin sonunda da, biz Resul göndermedikçe azap etmeyiz diyerek, aslında İsra suresi 16. ayeti ne maksatla indirdiğine de açıklık getiriyor. Yine İsra 16. ayetin devamında da 17. ayette şöyle uyarır. “NUH’TAN BU YANA BİZ BÖYLE NİCELERİNİ HELAK ETTİK. ÇÜNKÜ KULLARININ GÜNAHLARINI BÜTÜNÜYLE GÖRÜP HABERDAR OLMAKTA, SENİN RABBİN GİBİSİ YOKTUR.”  Demek ki Allah ın helak edip cezalandırılmaya karar verilen toplum, önce Allah tarafından uyarılmış, ama bu uyarı göz ardı edilmiş olmalı ki, Allah O toplumu daha da azdıracak yöneticiler gelmesini sağlayarak, bizzat O toplumu kendilerinin cezalandırmasını sağlıyor. ASLINDA BURASI ÇOK ÖNEMLİ. BU KISMI LÜTFEN DOĞRU ANLAYALIM. ALLAH O TOPLUMU ASLINDA, KENDİLERİNE LAYIK OLAN YÖNETİCİLERİN GELMESİNİ SAĞLAYIP, BİZZAT KENDİLERİNİ, KENDİLERİ CEZALANDIRMIŞ OLUYOR. Şura suresi 30. ayette Allah, nasıl uyarıyordu bizleri hatırlayalım. “BAŞINIZA GELECEK HER FELAKET, KENDİ YAPIP ETTİKLERİNİZİN BİR ÜRÜNÜDÜR. BUNUNLA BERABER ALLAH, PEK ÇOĞUNU BAĞIŞLIYOR.” Şimdide bu konuyu, Kur’an ın diğer ayetlerinden istifade ederek, çok daha açık bir şekilde anlamaya devam edelim.

Rad suresi 11. ayete baktığımızda, konumuzla ilgili bilgiler veriyor ve diyor ki; ”ŞÜPHESİZ Kİ, BİR KAVİM KENDİ DURUMUNU DEĞİŞTİRMEDİKÇE, ALLAH ONLARIN DURUMUNU DEĞİŞTİRMEZ. ALLAH, BİR KAVME KÖTÜLÜK DİLEDİ Mİ, ARTIK O GERİ ÇEVRİLEMEZ.” Demek ki İsra 16. ayette, kendi durumunu düzeltmeyen, azgınlıkta ısrar eden bir toplum var ve Allah bu toplumu cezalandırmak için, kendilerinin arasından azgın, adaletsiz yöneticiler seçmelerini sağlayıp, kendilerini adeta kendileri ile cezalandırıyor.  Enfal suresi 25. ayette de yine Allah, öyle bir toplumdan örnek veriyor ki, günümüzde bizlere inanılmaz örnek oluyor ama bu ayeti bu şekliyle anlarsak tabi. Bizler halk dilinde şöyle bir söz söyleriz. “BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN.” İşte Allah bizleri bu konuda uyarıyor ve her kulumun, toplum içinde bir görevi vardır ve herkes o görevi yerine getirmelidir, bana ne diyemez, susarsa yanlış yolda gidenlerle birlikte sorumlu olur diyor ve bakın nasıl uyarıyor.

Enfal 25: Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, o fitne, İÇİNİZDEN SADECE ZULMEDENLERE ERİŞMEKLE KALMAZ, UMUMA YAYILIR VE HEPSİNİ PERİŞAN EDER. Biliniz ki Allah, azabında çok zorludur. (Bayraktar bayraklı)

Allah gerçekten düşünen, aklını kullanan kullarına, böyle her şeyden nice örnekleri veriyor ki doğrudan sapmasın ve böylece kişisel görevleri yanında, bizlerin birde toplumu ilgilendiren konularda da boş veremeyeceğimizi, mutlaka uyanık olmamız gerektiği uyarısını yapıyor. Kur’an Nisa suresi 58. ayetinde bizleri nasıl uyarırdı hatırlayalım. ”ALLAH SİZE, MUTLAKA EMANETLERİ EHİL OLANLARA VERMENİZİ VE İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN, ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDER.” Bakın Allah toplumları nasıl uyarıyor. Sizleri yönetecek yöneticilerinizi seçerken, EHİL İNSANLARDAN YANİ İŞİNİ BİLENLERDEN, TARAFSIZ DAVRANABİLENLER DEN SEÇİN diyor. Bu ne demektir? Tarafsız ve adaletle sizleri yönetecek insanları seçin ki, sizlerde rahat edesiniz, huzurlu yaşayabilesiniz. Bunu yapmayıp, ehil insanlardan seçmezseniz, ONLARIN YAPTIĞI ADALETSİZLİKLERDEN, YOLSUZLUKLARDAN SİZLERDE SORUMLU OLURSUNUZ.  Demek ki İsra suresi 16. ayette asıl bahsedilen, yoldan sapmış söz dinlemeyen toplumu Allah cezalandırmak için kararını veriyor ve Allah ın indirdiği kitabı yeterli görmeyip, adeta kendi batıl inançları ile yaşayan toplumun başına, kendilerine layık şımarık, adaletsiz yöneticilerin gelmesini sağlayarak, O toplumu cezalandırıyor. ASLINDA BU AYETTEN ALACAĞIMIZ ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ DERSLER VAR. AMA BU GERÇEKLERİN ÜSTÜ ÖRTÜLEREK, BU ŞEKLİYLE AYET ANLATILMIYOR TOPLUMA.

Yine aynı konuyla ilgili Enfal suresi 53. ayeti de örnek gösterebiliriz, Lütfen uyarıya dikkat. ”BİR TOPLUM, KENDİLERİNDE BULUNANI DEĞİŞTİRMEDİKÇE, ALLAH DA ONLARA VERDİĞİ NİMETİ DEĞİŞTİRMEZ.” Demek ki toplum olarak huzur içinde yaşayabilmek istiyorsak, her birey kendi üstüne düşeni yapmalı ve BANA NE BENİ İLGİLENDİRMEZ, BANA O İŞİN UCU DOKUNMAZ, ZARAR VERMEZ NASIL OLSA DEMEYİN, UCU MUTLAKA SİZE DOKUNUR DİYOR ALLAH. Kur’an Semud kavminin Allah ın emirlerini dinlemediklerin de, Allah ın nasıl O toplumu cezalandırdığı, büyük bir felaket gönderdiği örneğini de verir. Konumuzun çok daha iyi anlaşılabilmesi için, size Bakara suresi 104. ayeti örnek vermek istiyorum. Bakın bu ayette Allah, Elçisine bile bizlerin neyi söyleyip, neyi söyleyemeyeceğimizin uyarısını yapıyor.

“MÜMİNLER! “BİZİ GÜT!”RAİNA DEMEYİN, “BİZİ GÖZET!”UNZURNA DEYİN VE DİNLEYİN. KÂFİRLERE ACIKLI BİR AZAP VARDIR.” (Bakara 104)

Bakar mısınız lütfen, ne kadar güzel uyarıyor Allah biz kullarını. Ama bizlerin elbette dersler almadığımız çok açık. Hala Kur’an ı yeterli görmeyen, onun her bilgiyi açıklamadığını savunan, Müslümanlar var aramızda. Bu durumda sizce bizlerin sonu da, İsra suresi 16. ayette olduğu gibi olmasın. RABBİM BİZLERİ KORUSUN İNŞALLAH. Allah bizleri uyarıyor ve diyor ki, Elçime bizi davar gibi güt demeyin diyor. Çünkü her Müslüman ın bir toplumda kendisine has görevi vardır ve O görevini yerine getirdiği ölçüde, O TOPLUMDA HUZUR, ADALET VE ZENGİNLİK OLUR. Genel çoğunluğu fakir olan toplumlarda sorumlu, devleti yönetenlerdir ve o yöneticiyi seçenlerdir. Onun içindir ki Allah ın emrettiği gibi, bizleri yönetecekleri ehil insanlardan seçmeliyiz. Seçemiyor sak, bunun sorumluluğuna, bizlerde ortak olmuşuz demektir.

Lut kavmini düşünün, O topluma Allah Elçi gönderdi ama O toplum ona uymadı ve cezalandırıldı.  Allah bakın Elçisine Raina demeyin diyor ama ne söylemesini istiyor çok önemli. Unzurna deyin, yani bizi gözet, doğru yolu göster, iyi yönet bizleri deyin diyor.  Allah bizlerin Elçisine bile, kul köle olmamızı istemiyor ve körü körüne çobanın koyunlarını güttüğü gibi itaatin yanlış olduğunu söylüyorsa, nasıl olur da bizler veliler, şeyhler, efendiler edinip, onların her sözüne Raina deriz yani koyun gibi kabul ederiz, lütfen bir kez daha bu ayetleri dikkatle düşünelim. Allah Asr suresinde, bizleri çok önemli bir konuda uyarıyor ve dikkatimizi çekiyor. Dilerim bu uyarılardan ders alan, Allah ın halis kulları arasında oluruz. DERS ALABİLDİĞİMİZ ÖLÇÜDE HUZURA, MUTLULUĞA VE ZENGİNLİĞE KAVUŞACAĞIMIZ DAN HİÇ KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN.

“ÇAĞA YEMİN EDERİM Kİ, İNSAN ZİYANDADIR. ZİYANDA OLMAYANLAR; İNANIP GÜVENENLER, İYİ İŞLER YAPANLAR, BİRBİRİNE DOĞRULARI TAVSİYE EDENLER VE SABRI TAVSİYE EDENLERDİR.” (Asr 1–2–3 )

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
8
Bazı Kur’an ayetlerinin başında geçen harfler vardır elif, lam, mim, ra, sad gibi. Dikkatinizi çekmiştir, acaba bu harfler ne anlama geliyor olabilir. Bu konuda bir araştırma yaptıysanız eğer, mutlaka kafanız biraz da olsa karışmıştır.

Bu konu hakkında sizleri düşünmeye davet etmeden önce, bazı konular hakkında hatırlatmalar yapmak istiyorum. Kur’an da özellikle ayetlerin başında geçen bu harflerin, mutlaka bir amacının olduğunu bilmeliyiz. BİZLER GÜNÜMÜZDE BU HARFLERDEN BİR ANLAM ÇIKARTAMIYOR, OKUDUĞUMUZDA ANLAYAMIYORSAK, ŞUNU BİLMELİYİZ Kİ BU HARFLER BİZLERE BİR HÜKÜM, EMİR BİLDİRMİYOR DEMEKTİR. BİZLERİ BAĞLAYICI BİR HÜKÜM VERMİŞ OLSAYDI, MUTLAKA ANLAYACAĞIMIZ BİR ŞEKİLDE YAZILIRDI.

Kur’an da Allah, ayetleri bildiğiniz gibi ikiye ayırır. Muhkem ve müteşabih ayetler. Muhkem ayetlerin dinin anası, temeli özü olduğundan bahseder, yani bizlerin sorumlu olduğu ayetlerdir, bunlarda açık ve anlaşılır bir şekilde Kur’an da geçer. Müteşabih ayetlerin ise, zamanla anlamlarının ilimle ortaya çıkacağını anlatır Kur’an bizlere. Allah Kur’an da bizlerin sorumlu olduğu MUHKEM ayetleri de açıkladığını, nice örneklerle bizlere izah ettiğini söyler. Bu durumda bu harflerin, mutlaka bir amacı olması gerekir.

Bu konuyu araştırdığınızda, bir kısım kişilerin, bu harflerin manalarını yalnız Allah ın bileceğini söyler. Yalnız Allah ın bileceği bir bilginin, Kur’an da geçmesi mümkün değildir. Bir kısmı, harflerin alfabedeki sıralarına bakarak, Kur’an da bu sıraya denk gelen ayetin anlamını vermişlerdir, bu harflere. Bu harflerin, bazı kelimelerin baş harfleri olduğunu söyleyerek, bazı cümleler ortaya çıkarmışlar, işte bu harflerin anlamı budur, şeklinde izahlara da rastlarsınız. Bir kısım düşüncede, bu harflerin karşılığı sayılardır diyerek, ebcet hesabıyla bu harflerin sayılara karşılık geldiğini, 19 sistemiyle bunun açıklanabileceği söylenir. Bu harflerin muhkem değil, MÜTEŞABİH olduğunu anlatırlar. İsterseniz Kur’an dan bu harflerin geçtiği ayetlerden, bazı örnekler verelim konuyu daha iyi anlamak için, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.

Bakara 1–2: Elif Lâm Mîm. Bu, KENDİSİNDE ŞÜPHE OLMAYAN KİTAPTIR. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir. (Diyanet meali)

Ali İmran 1–2: Elif Lâm Mîm. ALLAH, KENDİSİNDEN BAŞKA HİÇBİR İLÂH BULUNMAYANDIR. Diridir, kayyumdur. (Diyanet meali)

Araf 1–2: Elif Lâm Mîm Sâd. BU, SANA, KENDİSİYLE (İNSANLARI) UYARMAN İÇİN VE MܒMİNLERE ÖĞÜT OLARAK İNDİRİLMİŞ BİR KİTAPTIR. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. (Diyanet meali)

Ankebut 1–2: Elif Lâm Mîm. İnsanlar, “İNANDIK” DEMEKLE İMTİHAN EDİLMEDEN BIRAKILACAKLARINI MI ZANNEDERLER. Diyanet meali)

Lokman 1–2–3: Elif. Lâm. Mîm. BUNLAR, HİKMET DOLU KİTAB’IN; İYİLİK YAPANLARA BİR HİDAYET VE RAHMET OLARAK İNDİRİLMİŞ ÂYETLERİDİR.

Secde 1–2: Elif Lâm Mîm. KENDİSİNDE HİÇBİR ŞÜPHE BULUNMAYAN BU KİTAB’IN İNDİRİLİŞİ, âlemlerin Rabbi tarafındandır. (Diyanet meali)

Hud 1: Elif, lâm, râ. BU, HİKMET SAHİBİ VE HER ŞEYDEN HABERDAR OLAN ALLAH TARAFINDAN ÂYETLERİ ÖNCE SAĞLAM KILINMIŞ, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR. (Bayraktar Bayraklı)

Ayetlere dikkat ettiyseniz, bu harfler ayetlerin başında yer alıyor, ayetin ortasında ya da sonunda değil. Devamında da bahsettiği konuların tamamı, bizler için çok önemli ve bu harflerin bahsedilen konulara dikkatimizi çekmek adına kullanıldığı izlenimini veriyor. DİKKATİNİZİ ÇEKMİŞTİR, AYETİN BAŞINDA BELİRTİLEN HARFLERLE, DAHA SONRA AÇIKLANAN KONUNUN, HİÇBİR BAĞLANTISINI GÖREMİYORUZ. YANİ DEVAMI NİTELİĞİNDE DEĞİL. Dikkat ederseniz, Allah bizlerin sorumlu olduğu Kur’an dan bahsediyor ve sakın Kur’an dan şüpheniz olmasın. Allah dan başka ilah yoktur. Kur’an sizlere öğüt almanız için indirilmiştir. İnandık demekle kurtulamazsınız, size indirdiğim kitaptan hesaba çekileceksiniz. Sizlere indirdiğimiz Kur’an ın ayetleri, detaylandırılmış ve açıklanmıştır diyerek, bizlerin uyması gereken çok önemli konularda dikkatimiz çekiliyor. Dikkat ederseniz bu ayetlerin başında da, bahsettiğimiz harfler var.

SİZCE BU HARFLERİN ANLAMLARI, AYETLERİ TEBLİĞ ALAN İLK MÜSLÜMANLAR TARAFINDAN NE ANLAMA GELDİĞİ, ANLAŞILMAMIŞ OLABİLİR Mİ? BU MÜMKÜN DEĞİL. Günümüzde bizler bu ayetleri anlamaya çalışırken, bu harflerin ne anlama geldiğini anlayamamış olmamız, bizleri ne derece etkiliyor?

Önce şunu söylemek isterim. Bu harflerin, müteşabih bir kelime olması mümkün değil. Ayrıca bu harflerin, rakamlara tekâmül etmesi de mantıklı görülmüyor. Çok önemli bir konudan bahsedilirken, neden rakamlar yazılsın? Bu okuyanın kafasını karıştırır. Kur’an kafa karıştırmak için değil, karışan kafaları açmak için indirilmiştir. AYETTE MÜTEŞABİH OLARAK ANLATIMA BAŞLANIP, ÇOK ÖNEMLİ KONULARI MUHKEM BİR ŞEKİLDE ANLATMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. BÖYLE YAPMAK, ANLATILMAK İSTENİLEN KONUNUN BÜTÜNLÜĞÜNÜ BOZAR, ANLAŞILMASINI ZORLAŞTIRIR.

Peki, bu durumda bahsettiğimiz harfler ne anlama geliyor olabilir? ÖYLE BİR ANLAMI OLMALI Kİ, BUGÜN BU HARFLERİN ANLAMINI BİLMEMEMİZ, BİZLERİN AYETİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ, ANLAMAMIZDA ETKİLİ OLMASIN. Çünkü günümüzde bizler hala, bu harfler üzerinde tartışıyor ve ne anlama geldiği konusunda, bir türlü anlaşamıyoruz. Eğer bu harflerin anlamını, bilmiyor olmamız ayetin ne anlattığını anlamamızı engelliyor olsaydı, asla Allah bizleri bu ayetlerden sorumlu tutmazdı. AMA BU HARFLERDEN SONRA ÖYLE ŞEYLER ANLATILIYOR Kİ AYETLERDE, NEREDEYSE KUR’AN IN BİR ÖZETİNİ TEŞKİL EDİYOR. HATTA KUR’AN IN ANA FİKRİNİ OLUŞTURUYOR.

Tekrar hatırlatmak istiyorum. Bu harflerin ne anlama geldiği konusunda, herkes bir şeyler söylüyor. Allah ayetler üzerinde, düşün ey kulum diyorsa, ben Allah ın bu emrini yerine getiriyor ve düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum. SÖYLEYECEKLERİM BENİM DÜŞÜNCELERİMDİR, YANLIŞTA OLABİLİR VE YALNIZ BENİ BAĞLAR.

Bu harflerin ne anlama geldiği hakkında, o günkü toplumdan günümüze ulaşmış kayda değer hiç bilgi, kayıt yok. Demek ki bu harfler, ayet tebliğ edilirken o günkü toplum tarafından, ne anlama geldiği anlaşılıyormuş ki, hiç kimseden de bir ses çıkmamış. Peki, bizler neden anlamıyoruz? ÇÜNKÜ BU HARFLERİN KARŞILIĞI, O GÜNKÜ TOPLUMUN KÜLTÜRÜNDE ANLATILAN KONUYA DİKKAT ÇEKMEK ADINA BİR HİTAP ŞEKLİ, UYARI, İKAZ ANLAMLARINA GELİYOR OLMALI Kİ, TOPLUM TARAFINDAN HERHANGİ BİR SORU, YA DA İTİRAZ OLMAMIŞ. ÖNCE DİKKATLERİ ÇEKİLİYOR, DAHA SONRADA ALLAH, ÇOK ÖNEMLİ KONUDAKİ TEBLİĞİNİ YAPIYOR.

Kur’an ın ilk muhatabının, Araplar olduğunu unutmayalım lütfen. Onların anlayacağı dilden hitap etmesi de kaçınılmazdır. Yoldan sapmış, dikkatleri çekilecek ilk muhatapların kendi kültürlerince uyarılmasında, daha etkili bir lisan, hitap kullanılması çok normal değil mi sizce? Tekrar hatırlatmak isterim, bu harflerin, ne anlama geldiğini söylemiyorum, ama bu harflerin ikaz, anlatılmak istenen konuya dikkat çekilmesi adına, o günkü topluma söylenmiş olması, büyük muhtemeldir diyorum. BU HARFLERİN GÜNÜMÜZDE, NE ANLAMA GELDİĞİ TERCÜME EDİLEMEMESİNİN NEDENİ, YALNIZ O DÖNEMİN ARAP KÜLTÜRÜNDE BİLİNEN UYARI, İKAZ, DİKKAT ÇEKMEK GİBİ ANLAMININ OLABİLECEĞİ, GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR. DİKKATİNİZİ ÇEKMEK İSTERİM, BU HARFLERİN ANLAMINI, RİVAYETLERİN ETKİSİNDE KALAN, KÜLTÜRLERİNDEN, GELENEKLERİNDEN KOPUK YAŞAYAN, ARAPLAR DAHİ BİLMİYOR, HALA TARTIŞIYORLAR.

Şimdide bu konuyu, günümüze adapte ederek düşünelim. Bu harflerin ne anlama geldiğini, ilk tebliğ alan toplum anladı ve alması gerekenleri ya da ikazı aldılar. Bizlerinde anlaması gereken bir uyarı olsaydı ya ayetlerde, diye düşünebilirsiniz. Kur’an da öyle bir hitap şekli var ki, ilk Kur’an ın tebliğ edildiği toplumdan günümüze kadar, bizlerin istifade edeceği üslupta yazılmıştır, örnekler ona göre verilmiştir. ONUN İÇİN KUR’AN EVRENSELDİR, HER TOPLUMA HİTAP EDER VE HER TOPLUM KENDİ ÇAĞININ İLMİ İLE KUR’AN I ANLAR DİYORUZ. Bunları anlayabilmemiz içinde Allah, birçok ayetinde düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı emretmiştir. Lütfen yüzlerce yıl önceki toplumun ilmi ve eğitimini, günümüzle karşılaştırınız ne demek istediğimi anlayacaksınız. Bu harflerle yaptığı aynı uyarıları Allah Kur’an da, farklı şekillerde bizlere de yapması büyük muhtemeldir. Bizlerde ayetlerin başındaki bu harfler konusunu, bu mantıkla değerlendirmeliyiz diye düşünüyorum. Şunu unutmayalım, Allah anlayamadığımız hiçbir şeyden bizleri sorumlu tutmaz.

YÜZLERCE YILDIR, BU AYETLERİN BAŞINDA GEÇEN HARFLERİN ANLAMININ KESİN OLARAK BİLİNMEMESİ, HİÇBİR MÜSLÜMAN I ETKİLEMEMİŞ, YA DA BİZ BUNA BENZER AYETLERİ, BU HARFLERİN ANLAMINI BİLEMEDİĞİMİZ İÇİN, TAM OLARAK AYETLERİ ANLAYAMADIK, KENDİMİZİ EKSİK BİLGİLENDİRİLMİŞ HİSSEDİYORUZ DEMEMİŞ VE DEMİYOR DA ZATEN. BAHSEDİLEN AYETLERİ DE ÇOK RAHATLIKLA ANLIYORUZ, KENDİMİZDE ANLAM OLARAK BİR EKSİKLİK HİSSETMİYORUZ.

Dilerim Kur’an ın güneşi bizleri aydınlatsın, ısıtsın ve gönül gözümüzü açsın. Yine dilerim, Kur’an ın nuruyla tüm gerçekleri görebilelim. Allah bilmeden yaptığımız yanlışları bağışlasın inşallah.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
9
Gönül Muhabbet ister... / Ynt: Şu An da Ne Dinliyor sunuz?...
« Son İleti Gönderen: Maveraî 17 Mart 2021, 12:51:11 ÖS 12 »
<<-@ Kardeş Türküler - JinMa
(Dengê Qedîm Konserên Amîdayê) <<-@

10
Bizlerin kafasını, dini konularda o kadar çok karıştırdılar ki, şimdide neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak gerçekten çok zor oluyor. Hâlbuki Allah Kur’an ı yemin ederek, anlayabilesiniz diye kolaylaştırdık diyor. Peki, neden anlamakta zorluk çekiyoruz, ya da kafalarımız karışık? Çünkü Kur’an ı Nahl suresi 98. ayetinde, Allah ın bizleri uyardığı gibi okumuyoruz da ondan. Bir arkadaşımızın kafasının, şefaat konusunda nasıl karışık olduğunu göstermek için bir örnek vermek istiyorum. Bakın Şefaat konusunda ne söylüyor ve nasıl bir soru soruyor.

“Ben amaca uygun olarak bilirkişilere bir kaç soru sormak istiyorum. ( lütfen ehil arkadaşlar cevap verirse sevinirim. ) Baktığım kadarıyla ayetlerde şefaat konusunda 24 kadar ayet var. Bunlar 3 grup halinde ele alınabilir.

1) Asla şefaatçinin olmadığı kısımlar.
2) Sadece Allah in şefaat ettiği kısımlar.
3) İstisnai durumlar.

Baktığımız zaman genel kaidede hiç bir şefaatçinin olmadığı durumlar var. Benim merak ettiğim istisna durumları.

Necm 26: Göklerde nice melekler var ki, Allah’ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri hiçbir yarar sağlamaz.

Zuhruf 86: O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.

Taha 109: O gün, Rahman’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez.

Bu istisnalar kimlerdir ve neyi ifade ediyor. Allah razı olsun…”

Bu arkadaşımızın da kafasının, çok karışık olduğunu söylemeliyim. Şefaat kelimesi ne yazık ki İslam toplumunda, Müslümanlara Kur’an ın bahsettiği şekliyle anlatılmadı, çünkü tarikat ve cemaatlerin işine gelmiyordu da ondan. Şefaat kelimesi Kur’an da bağışlanma, affedilme anlamında kullanılmıştır, aracı olma anlamında değil. Onun içindir ki Allah çok net bir şekilde ŞEFAAT TÜMDEN ALLAH A AİTTİR diyerek, son noktayı koymuştur. Peki, arkadaşımızın dediği gibi, şefaat yani bağışlama affetme yetkisi yalnız Allah ın dır dedikten sonra, Allah bu yetkiyi istisna olarak, başkalarına da vermiş olabilir mi? Bahsedilen ayetlerde, istisnaların olduğundan mı bahsediyor, yoksa ayetler tercüme edilirken kendi inançlarımıza kanıt mı yaratma çabasındayız ona bakalım. Önce şunu lütfen unutmayalım, Allah HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM diyor. Bu durumda Allah şefaat hükmüne, istisna yapıp yarattığı kullarından, yetki verdiği kulları olabilir mi? Önce Şefaat konusunda, Kur’an ın çok net verdiği hükümleri hatırlayalım.

“DE Kİ: “ŞEFAAT TÜMÜYLE ALLAH’A AİTTİR.” (ZÜMER 44)

“KENDİLERİ İÇİN O’NUN HUZURUNDA NE BİR DOST NE DE BİR ŞEFAATÇİ VARDIR.”  (ENAM 51)

“HİÇ KİMSENİN BAŞKASINA FAYDA VEREMEYECEĞİ, ŞEFAATİN KABUL EDİLMEYECEĞİ, FİDYE ALINMAYACAĞI VE YARDIM YAPILMAYACAĞI BİR GÜNDEN SAKININIZ.” (BAKARA 48)

“YOKSA ALLAH’TAN BAŞKA ŞEFAAT EDİCİLER Mİ EDİNDİLER?” (ZÜMER 43)

“ZATEN GÜNAHLARI ALLAH’TAN BAŞKA KİM AFFEDEBİLİR?” (ALİ İMRAN 135)

“KİMSEDEN BEDEL KABUL EDİLMEYECEĞİ, ŞEFAATİN KİMSEYE FAYDA VERMEYECEĞİ BİR GÜNDEN SAKININIZ.” (BAKARA 123)

Kur’an da bunlara benzer, çok açık birçok şefaat konusunda ayetleri görebilirsiniz. Hepsinde çok net, şefaatin yani günahları bağışlayanın, yalnız Allah oluğu ve mahşer günü hiç kimsenin bir diğerine faydası olamayacağı uyarısı yapıldıktan sonra, Ali İmran 135. ayetinde, zaten günahları Allah dan başka kim affedebilir diyerek, bizleri Allah sınıyor, imtihan ediyor. Sizlere sormak isterim. Allah bunca açık ayetlerinden sonra, diğer ayetlerinde istisnalar yaparak, başkalarına da kendi tek elinde olduğu şefaat yetkisini verir mi? Elbette vermez, verirse hükümler arasında çelişki olur, bu toplumda kargaşa yaratır.   BÖYLE YETKİLER VERİLMİŞ İNSANLAR OLSAYDI, TOPLUM ONLARI İLAHLAŞTIRIRDI. ONUN İÇİN ALLAH BÖYLE BİR YETKİYİ NE MELEKLERİNE NEDE KULLARINA, ELÇİLERİ DÂHİL VERMEMİŞTİR. Şimdide arkadaşımızın istisna diye örnek verdiği ayetlere bakalım. O ayetlerde Allah şefaat yetkisini bazı kişilere de verdiğini mi söylüyor, yoksa…..? Yoksa nın cevabını birlikte arayalım.

Necm 26: GÖKLERDE NİCE MELEKLER VARDIR Kİ ONLARIN ŞEFAATLERİ; ANCAK ALLAH’IN İZNİYLE, DİLEDİĞİ VE HOŞNUT OLDUĞU KİMSELERE YARAR SAĞLAR. (Diyanet meali)

Allah özellikle melekleri üzerinden bu örneği, niçin vermiş olabilir? Burası çok önemli. Çünkü cahiliye toplumu melekleri ilahlaştırmış, anları da Allah ın yetkileri ile donatmışlardı. Allah bu konuda uyarı yapıyor kitap ehline ve tüm insanlara diyor ki Rabbimiz, GÖKTEKİ MELEKLER BİLE SİZLERİN İŞLEDİĞİNİZ GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAMAZ. ANCAK ONLARIN TEKLİF ETMESİ VE ALLAH IN ONAYLAMASI YANİ ŞEFAAT ETMESİ BAŞKA DİYOR. Yani melekler bizlerin işlediği günahın affı için ancak teklifte bulunur, Allah uygun görürse şefaat eder, bağışlar affeder. Çünkü Allah meleklerin dahi bilemediğini bildiği bilgisini verir Kur’an da. Onun içindir ki her meleğin şefaat teklifini Allah, kabul etmeye bilir. ŞEFAATİ HAK EDEN ANCAK, ŞEFAATTEN YARARLANIR. Allah günahsız, sorgusuz Allah a itaat eden meleklerine bile, direk böyle bir yetkiyi vermemişse, biz günahkâr kullarına istisna yapıp şefaat yetkisini verdiğini, nasıl söyleriz. Şimdide arkadaşımızın verdiği diğer ayetlere bakalım. Bu ayetlerde, toplumun kafasını karıştıracak şekilde öyle tercüme ediliyor ki, Kur’an da bu konu ile ilgili konularda adeta çelişki yaratılıyor ve batıl hurafe inançlarına kanıt gösteriyorlar. Birlikte ayetler üzerinde düşünelim. Farklı meallerden özellikle yazdım.

Zuhruf 86: Allah ile aralarına koyduklarını yardıma çağıranlar, şefaatten yararlanamazlar; OYSA BİLEREK DOĞRUYA ŞAHİTLİK EDENLER ÖYLE DEĞİLDİR. (Süleymaniye vakfı meali)

Zuhruf 86: Allah’tan başka yalvardıklarının, şefaat etmeye güçleri yoktur. ANCAK BİLEREK GERÇEĞE TANIKLIK EDENLER HARİÇ. (Bayraktar Bayraklı)

Zuhruf 86: O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. ANCAK BİLEREK HAKKA ŞAHİTLİK EDENLER ŞEFAAT EDEBİLİRLER. (Diyanet meali)

Taha 109: O GÜN ŞEFAAT, SADECE RAHMAN’IN ONAY VERDİĞİ VE LEHİNE SÖZ SÖYLENMESİNİ KABUL ETTİĞİ KİŞİYE FAYDA SAĞLAR. (Süleymaniye vakfı)

Taha 109: O GÜN, RAHMAN’IN İZİN VERDİĞİ VE SÖZÜNDEN RAZI OLDUĞU KİMSEDEN BAŞKASININ ŞEFAATİ FAYDA VERMEZ. (Diyanet meali)

Önce Zuhruf 86. ayete bakalım. Diyanetin tercümesine baktığımızda, Allah ın yanında taptıkları şeyler şefaat edemez diyor. Peki, kimler Allah ı bırakıp insanlara tapıyor? Hiç kimse. Bu ayetler bu uyarılar zaten özellikle iman ettiğini söyleyen kitap ehline, yaptığı yanlışlardan dolayı indirilmiş. Onlarda Allah diye bir başka kişiye tapmıyor. İnsanları veli, şeyh, kurtarıcı ilan edip, Allah ın yetkilerini onlara verip, onları şefaatçi ediniyorlar. İşte Allah bu uyarıyı yapıyor ve diyor ki,  Allah ın yanında yardım istedikleriniz, sizlere şefaat edemez, sizlere yardımda bulunamaz. Onlarda zaten Allah ın şefaatinden faydalanamazlar diyor. Peki, Allah diğer ayetlerinde bunu kim yapabilir yalnız diyordu? ALLAH ŞEFAAT TÜMDEN, BANA AİTTİR DEMİYOR MUYDU? Bu ayetin devamında da bilerek, araştırarak, Allah ın doğru yolundan gidenler, diğerleri gibi değildir, onlar Allah ın şefaatinden istifade edeceklerdir diyor.

Diyanetin Zuhruf 86. ayetin tercümesinde, hakka şahitlik edenler, yani Allah ın yolundan gidenler şefaat edecektir diye tercüme edilmiş.  Bu durumda şefaatin tümden Allah a ait olduğu, hiç bir şefaatin fayda etmediği o günden sakının diye uyardığı, yoksa Allah dan başka şefaatçimi edindiler ayeti ve günahları Allah dan başka kim affedebilir uyarıları tamamen saf dışı olmuş bu ve benzeri onlarca ayetler geçersiz duruma düşmüş olur. BU YANLIŞI NASIL YAPARIZ. BU VE BENZERİ AYETLERİ, ALLAH IN İZİN VERDİĞİ ŞEFAATÇİLER DE VAR DİYE NASIL ANLARIZ. Peki, kim bunlar? Bizler biliyor muyuz? Hani Allah, kimin en doğru yolda gittiğini yalnız ben bilirim diyordu. Yoksa aramızda kimin en doğru yolda gittiğini, bizlere Allah ın huzurunda şefaat edebilecek özellikle insanların olabildiğini bilenler mi var? NE DEDİĞİMİZİN FARKINDA MIYIZ?  Çok yakın zamanda feto dedikleri zalimi veli, alim kişi ilan edip, bu zalimin mahşer günü şefaatçi olacağını dahi söylemediler mi? Sonucunu hepimiz gördük. Bizlere düşen, Allah ın en doğru yolundan gidebilmek adına, çaba harcamak olmalıdır. Elbette Allah sevgili kullarının dualarına karşılık verecek, hak ettiği takdirde, hak edeni şefaatinden istifade ettirecektir. Allah Elçisine Tevbe suresi 80. ayetinde bakın ne diyor. “ONLAR İÇİN İSTER AF DİLE, İSTER DİLEME; ONLAR İÇİN YETMİŞ DEFA AF DİLESEN DE ALLAH ONLARI ASLA AFFETMEYECEKTİR.” Düşünebiliyor musunuz Allah, şefaati-bağışlanmayı hak etmeyen bir kulu için, Elçisi dua edip bağışlanmasını dilese bile, onu asla affetmem diyor.

Taha 109. ayeti de, yine kendi inançlarına kanıt yaratmak adına, çok özel veli-şefaatçi kişilerin olabileceği düşüncesini kabul ettirebilmek için, ayetlerde ne yazık ki tahrifat yapmaktan korkmuyorlar.  Bu ayette de hesap günü şefaat, yalnız Allah ın onayladığı, kendisi hakkında güzel şeyler anlatılan yani meleklerin kayda aldığı defteri ortaya konduğunda, hakkında işlediği sevaplar ortaya dökülüp anlatıldığında ancak, şefaatten yararlanırlar dediği halde,  Diyanet öyle bir tercüme yapmış ki ayetin sonunda, O gün yani hesap günü, sözünden razı olduğu kişilerin ancak şefaati fayda sağlar diyor. HANİ ALLAH HİÇ BİR ŞEFAATİN FAYDA ETMEDİĞİ O GÜNDEN SAKININ DİYORDU. NE OLDU BU AYET. YOKSA ALLAH HÂŞÂ HÜKÜM VERDİĞİ KONUDAN BU AYETLE VAZMI GEÇTİ? Lütfen kendimize gelelim.  Şefaat konusunu çok daha açık anlayabilmemiz için, sizlere Muhammed suresi 19. ayeti hatırlatmak istiyorum.

Muhammed 19: Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. HEM KENDİNİN, HEM DE İNANMIŞ ERKEK VE KADINLARIN GÜNAHLARININ BAĞIŞLANMASINI DİLE! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir. (Diyanet meali)

Özellikle Diyanetin meali yazdım. Bakın Allah Elçisine ne diyor. KENDİ GÜNAHLARIN İÇİN, ALLAH A BAĞIŞLANMAYI DİLE, YANİ DUA ET DİYOR. Ama bizlere, peygamberlerde şefaatçidir demediler mi? Allah ın Elçisi kendi günahları için, Allah a dua ediyorsa, nasıl olur da bizlerin günahları için Allah ın Resulü şefaatçi olur da, günahlarımızı bağışlar. Bakın ayetin devamında, iman ettiğine şahit olduğun, doğru yolda giden kadın ve erkelerin günahlarının bağışlanması içinde, Allah a dua et diyor. Her şey bu kadar açık olduğu halde, bizler hala nasıl ayetlerin anlamları ile oynayıp, Allah ın dışında yetki verdiği istisna kişilerinde şefaat etme, bağışlama yetkisi vardır deriz, doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum.

Allah tüm iman edenlere, dua kapısını açık bırakmıştır. Zaten Allah ayetinde ne diyordu? “DUANIZ OLMASA, RABBİM SİZE NE DİYE DEĞER VERSİN” Bu sözlerden anlatılmak istenen, af ve şefaat için tek muhatap Allah tır. Onun yanında affediciler-şefaatçiler edinenler yoldan sapmıştır. Dilerim bu gerçeklerin farkında olan, Allah ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Sayfa: [1] 2 3 ... 10