Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Serbest Kürsü / ALLAH’IN ELÇİSİNE GELEN VAHİY, YALNIZ KUR’AN İLE SINIRLI DEĞİL MİDİR?
« Son İleti Gönderen: halukgta 03 Ağustos 2022, 02:36:48 ÖS 14 »
Bir ilahiyat Profesörü, bakın konuşmasında neler söylüyor. Sizlerin düşünmenize vesile olmak ve yaşadığımız rivayet ve sanı bilgilerin şekillendirdiği, Allahın çizdiği yoldan sapmış İslamın boyutlarını, daha iyi anlayabilmenize vesile olmak için, konuşmasından alıntı yapmak istiyorum.

RESULULLAH A GELEN VAHİY SADECE KURAN İLE SINIRLI DEĞİLDİ. KURAN BİR KELAMDIR VE SOYUTTUR. BU KELAMIN HAYATA AKSETTİRİLMESİ, SOMUTTA KARŞILIK BULMASI İÇİN RESULULLAH A İNDİRİLMİŞTİR.

ALLAH RESULÜNE YALNIZ, METLÜV VAHİY KANALIYLA DEĞİL, GAYRİ METLUV KANALIYLA SOYUTU AŞAN, SOMUT BİLGİLERİDE ULAŞTIRMIŞTIR.

Bu yanlış bilgilerin etkisiyle, günümüzde İslamı mezhep ve tarikat merkezli yaşayan kardeşlerimiz, bu düşüncelerin etkisiyle şunu rahatlıkla söyleyebiliyorlar. KURÂN NE YAPACAĞIMIZI, SÜNNET İSE NASIL YAPACAĞIMIZI ÖĞRETİR. Allah Kuran ı bizlere, Rehber yol gösterici olsun diye gönderdiğini söyler Kuran da. Rehber olarak gönderilen bir kitap nasıl olurda SOYUT olur, SOMUT olmaz. Bu söylenenler, Allahın kitabına yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Kuran bir kelamdır, yani Allahın sözleridir Allahın vahyidir. Allahın Resulüne gönderdiği vahiy, sizce Kuran ile sınırlı değil midir? Kuran dışından da Allah ın Resulüne vahiy bildirilmiş olabilir mi? Eğer bildirmiş ise neden Kuran a geçmesin? Bu konudan Kuran da tek kelime bile bahsedilmediği halde, atalarımızın rivayet inancını yaşayabilmek adına, nasıl böyle şeyler söyleyebiliriz. Sizce Kuran yani Allah ın ayetleri söylendiği gibi, SOYUT yani okunduğunda anlaşılmayan, kavranılması zor, hayata geçirilmeyecek bir durumda olabilir mi? Eğer böyle olduğuna inanırsak, bizlerin Kuran dan sorumlu olmamız, asla mümkün olamaz. Ama Allah sizleri Zuhruf 44. ayetinde, indirdiği vahyinden yani Kuran dan sorumlu olduğumuzu bildirip, YALNIZ KURAN IN İPİNE SARILMAMIZI EMREDİYOR. Konumuzun detayına geçmeden önce, hatırlatmak istediğim bir konu var. Kuran bizlerin sorumlu olduğu, yani dinin anası, temeli olan ayetlerin MUHKEM OLDUĞUNU, yani şüphe duyulmayacak kadar açık, anlaşılır ve hayata geçirilecek bir şekilde gönderildiğini Allah bildiriyor.

Söyledikleri gibi, Kuran ayetleri soyut ise Resulü somut hale yani açıklanmış ve gözle görülür apaçık hayata geçirilir hale dönüştürmüş ise, bizlerin Kuran a müracaat etmemizi ve yalnız onun ipine sarılmamızı hiç kimsenin beklemesini düşünemeyiz. Açıklanmamış, somut olmayan soyut olan bir kitaptan hiç kimse istifade edemez, faydalanamaz. Bir an diyelim ki Kuran soyuttur, somut hale Allah ın Resulünün hadisleri getirmiştir, bu durumda İslam ı yaşayabilmemiz için, rivayet edilen hadislerle ancak Kuran ı doğru anlar, İslam ı doğru yaşayabiliriz mantığını kabul etmemiz gerekir. Ama Allah Kuran ı ben koruyorum diyor, onun dışında günümüze BİR RİVAYETE GÖRE diye başlayan, Allah ın Resulüne ait olduğu iddia edilen sözleri/hadisleri de ben koruyorum demiyor. Ya da ayetlerim soyut, somut hale yani anlaşılır hale Resulüm getirecek, o sizlere Kuran dışından öğretecek, onları Kuran a almadım demiyor. TAM TERSİNİ SÖYLÜYOR VE SAKIN EMİN OLMADIĞINIZ BİLGİLERİN ARDINA DÜŞMEYİN, KURAN IN İPİNE SARILIN, YOKSA HESABINI SORARIM DİYE UYARIYOR. HİÇ KİMSEYE MUHTAÇ OLMAYASINIZ DİYE, KURANI NİCE ÖRNEKLERLE BİZ AÇIKLADIK, DEDİĞİ AYETLERİ YOKSA GÖRMEZDEN Mİ GELİYORUZ.

Araştırınız lütfen, hadislerin yazılması, toplanması, Allah ın Resulünün vefatından yaklaşık 200250 yıl sonra yazılmaya ve toplanmaya başlandığı rivayet edilir. Sizce Müslümanlar onca yıl, madem Kuran ayetleri somut değil soyuttu, İslam ı nasıl yaşadılar? Sizce birbirlerinden nasıl gördülerse namazı öyle kıldılar, oruçlarını öyle tuttular dememiz, ne kadar mantıklı olur? SİZCE BU DÜŞÜNCE MANTIK VE İNANÇ, ALLAH IN KİTABINA SAYGISIZLIK DEĞİL MİDİR? Mezheplere ve her mezhebin doğru kabul ettiği hadis kitaplarına bakın lütfen, hepsinde aynı konunun farklı olduğu konuları göreceksiniz. Bırakın mezhepleri, KÜTÜB-İ SİTTEDEKİ hadisleri okuyun, aynı konularda bile bir birine tamamen ters olan hadislerin olduğunu görebilirsiniz. SİZCE ALLAH İNDİRDİĞİ KURAN I SOYUT YANİ AÇIKLANMAMIŞ, HAYATA GEÇİRLECEK ŞEKLİYLE GÖNDERMEYİP, BİZLERİ EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BİLGİLERE ALLAH MUHTAÇ BIRAKARAK, İSLAM I YAŞAMAMIZI İSTER Mİ? Buna asla izin vermediğini, zaten Kuran da açıklıyor ve bizleri uyarıyor.

Kuran ayetleri söyledikleri gibi gerçekten, soyut yani açıklanmamış hayata geçirilecek durumda olmayabilir mi? Gelin ona da bakalım Kuran dan. Allah Nahl suresi 89. ayetinde, bakın Kuran ı ne için indirdik diyor. SANA BU KİTABI; HER ŞEY İÇİN BİR AÇIKLAMA, DOĞRU YOLU GÖSTEREN BİR REHBER, BİR RAHMET VE MÜSLÜMANLAR İÇİN BİR MÜJDE OLARAK İNDİRDİK. Bakın Allah Kuran ı açıkladığını ve bizlere rehber olsun diye gönderdiğini söylüyor. Ama bizler hala bu rehber kitabı SOYUT yani açıklanmamış hayata geçirilemeyecek bir konumda olduğunu söyleyebiliyoruz. Yine Enam suresi 115. ayetinde, RABBİNİN SÖZÜ, DOĞRULUK VE ADALET BAKIMINDAN TAMAMLANMIŞTIR. ONUN SÖZLERİNİ DEĞİŞTİRECEK KİMSE YOKTUR. O İŞİTENDİR; BİLENDİR. Allah sözlerinin, ayetlerinin tamamlandığını söylediği halde, bizler adeta Allah ın sözlerini soyut yani açık olmayan, anlaşılmayan ilan edip, bir beşer tarafından açıklanmaya muhtaç olduğunu ilan edebiliyoruz. Allah Enam suresi 38. ayetinde, BİZ KİTAPTA HİÇBİR ŞEYİ EKSİK BIRAKMADIK. Dediği halde, atalarının batıl inançlarını yaşayabilmek için, bu ayet Kuran dan bahsetmiyor, Allah katındaki kitaptan bahsediyor diyerek, adeta Kuran haşa eksik, detaysız, açıklanmayan, kendi tabirleriyle SOYUT bir kitap olduğunu ilan etmekten çekinmiyorlar. Lütfen unutmayalım, birçok ayet vardır ki Allah Elçisine, kullarıma sana indirdiğim Kuran ile hükmet, yalnız Kuran ı tebliğ et emrini vermiştir.

Gelelim Allah ın Resulüne, Kuran dışından, kayda alınmamış bizlerin sorumlu olduğu vahiy gelmiş midir sorusuna. Tek cümleyle cevap vermek gerekirse, eğer gelmiş olsaydı Allah, Zuhruf 44. ayetinde, sizleri Kuran dan hesaba çekeceğim hükmünü vermezdi. Önce bu iki kelimenin, ne anlama geldiğini söylemek isterim. Bizlere Cebrail tarafından gelen ve kayda alınan METLUV vahiy yani Kuran, diğeri yazılı olmayan, GAYRİ METLUV Allah ın Resulüne direk Allah dan farklı şekillerde sözlü olarak gelen, kayda alınmayan vahiy anlamında kullanılıyor. İYİDE ALLAH ELÇİSİNE, GENEL HÜKÜMLERİ KURAN A YAZ AMA AYETLERİN HAYATA NASIL GEÇİRLECEK DETAYLARINI, KURANA YAZMA DEMİŞ OLACAĞINA NASIL İNANIRIZ. İŞTE BU YANLIŞ YOLA İNANDIRILAN İSLAM TOPLUMU, İSTENİLDİĞİ GİBİ İNANCIYLA OYNANMIŞ VE YÖNLENDİRİLMİŞ.

Önce şunu hatırlatmak isterim. Allah Elçileri ile elbette her zaman görüşebilir. Ama bizlerinde sorumlu olacağımız bir görüşme, mutlaka kayda alınmış bir görüşme olacağını, lütfen unutmayalım. Hatırlayınız Allah, Resulünü ikaz ettiği ayetlerini bile, Kuran a geçirilmesini istiyor. Allahın Resulüne, Kuran dışından gayri Metluv vahiy gönderdiğini ve ayetleri açıklayıp izah ettiğine Kuran dan açık bir kanıt bulamayanlar, atalarının rivayet inançlarını da yaşamak istediklerinden, Allah ın Resulüne gayri Metluv vahiy gelebileceğine Şura suresi 51. ayeti örnek gösteriyorlar. Ayeti yazalım. ALLAH, BİR İNSANLA ANCAK VAHİY YOLUYLA YAHUT PERDE ARKASINDAN KONUŞUR. YAHUT BİR ELÇİ GÖNDERİP, İZNİYLE ONA DİLEDİĞİNİ VAHYEDER. ŞÜPHESİZ O YÜCEDİR, HÜKÜM VE HİKMET SAHİBİDİR. Bu ayette Allah kulları ile genel olarak nasıl iletişime geçtiği örneklerini veriyor ve Kuran da da bunlardan zaten bahsediyor. En son Elçisi olan Hz. Muhammed ile de nasıl iletişime geçtiğini örnekler vererek anlatıyor ve görev verdiği Elçisi CİBRİL ile vahyini tebliğ ettiğini bildiriyor.

Atalarımızın rivayet inançlarını yaşayabilmek adına, ayetlere kendimizce yorumlar yapıp, kanıtlar yaratmak adına, ALLAH NEDEN HZ. MUHAMMET İLE DİĞER RESULLERLE İLETİŞİM KURDUĞU GİBİ, CİBRİL DIŞINDAN VAHİY ALMASIN DİYEREK, KURAN IN TEK KELİME BİLE BAHSETMEDİĞİ, KENDİ ŞAHSİ DÜŞÜNCELERİMİZ VE YORUMLARIMIZLA, ALLAH RESULÜNE KURAN DIŞINDAN DA VAHİY İNDİRMİŞTİR. AYETLERİNİ AÇIK VE HAYATA GEÇİRMEMİZİ BU ŞEKİLDE SAĞLAMIŞTIR NASIL DERİZ. BU DÜŞÜNCE ANCAK BİZLERİN ŞAHSİ TAHMİN VE SANILARINDAN ÖTE GİDEMEZ. İSLAMIN DA ZATEN BÖYLE BİLGİLERLE YAŞANAMAYACAĞINI ALLAH SÖYLÜYOR VE EMİN OLMADIĞINIZ BİLGİLERİN ARDINA DÜŞMEYİN DİYE UYARIYOR.

Allah Ankebut 18. ayetinde, RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. Diyorsa, bizler nasıl olurda Allah ın Resulünün, Kuran dışından vahiy alıp ayetleri açıkladığını hayata geçirecek hale getirdiğini söyleriz. TEKRAR SÖYLEMEK İSTİYORUM, CEBRAİL DIŞINDAN ALLAH IN RESULÜ ALLAH DAN DİREK VAHİY ALDIYSA, NEDEN KURAN I KAYDA ALDIRDIĞI GİBİ, ONLARIDA KAYDA ALDIRMASIN, BUNUDA MI DÜŞÜNEMİYORUZ? İsra 89. ayetinde, Andolsun biz Kuran da insanlara her türlü misali değişik şekilde açıkladık dediği halde, bizler Kuran açık ve detaylı değildir, ayetleri Resulü açıklamış ve yaşanır hale getirmiştir, nasıl deriz. Enam 19. ayetinde, BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM. Diye tebliğ edilen ayet, sizce Kuran ın soyut yani açıklanmamış hayata geçirilemeyecek bir kitap olduğunu mu söylüyor, yoksa tam tersine Allah ın Resulü bizlere rehber olan, açıklanmış bir kitaptan mı bahsediyor, ne dersiniz? KURAN I AÇIKLAMAK BİZİM GÖREVİMİZDİR DİYE UYARAN, AYETTENDE Mİ HABERİMİZ YOK? Sizlere son olarak konumuzla ilgili iki ayeti hatırlatmak istiyorum. Sizce bu ayetler, Kuran ın açıklanmamış, detay vermeyen SOYUT bir kitap olduğunu mu söylüyor, yoksa Kuran Allah tarafından açıklanmış SOMUT olduğunu mu söylüyor. KİME, NEYE İNANACAĞINIZ SİZE KALMIŞ. YAPTIĞIMIZ BU YANLIŞ İNANÇLARIMIZ SAYESİNDE, ELLERİMİZLE KURAN DA ÇELİŞKİ YARATTIĞIMIZIN, FARKINDA BİLE DEĞİLİZ.

HUD SURESİ 12: Elif Lâm Râ. BU KURAN; AYETLERİ, HÜKÜM VE HİKMET SAHİBİ (BULUNAN VE HER ŞEYDEN) HAKKIYLA HABERDAR OLAN ALLAH TARAFINDAN MUHKEM (EKSİKSİZ, SAĞLAM VE AÇIK) KILINMIŞ, SONRA DA ALLAHTAN BAŞKASINA KULLUK ETMEYESİNİZ DİYE AYRI AYRI AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR. (De ki) Şüphesiz ben size Onun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.

Nisa 174: EY İNSANLAR! ŞÜPHESİZ SİZE RABBİNİZDEN KESİN BİR DELİL GELDİ VE SİZE APAÇIK BİR NUR İNDİRDİK.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadav...press.com/

https://twitter.c...RANA_DAVET

http://www.hakyol...

https://www.faceb...anadavet1/

https://hakyolkur...gspot.com/
2
Kur´an-ı Kerim / Ynt: KURAN PİYASADAKİ SAHTE İNCİLLERİN HATALARINI DÜZELTİR
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 19 Haziran 2022, 06:16:33 ÖS 18 »
Bir hadis kitabı olan Bible şöyle der;

Eyüp 26:11

"Göklerin direkleri sarsılır,
Şaşkına dönerler O azarlayınca."

Ama bilindiği üzere uzay direkler/sütunlar olmaksızın inşa edilip genişletilmiştir.

İşte Kutsal Kuran burada yine işin gerçeğini yazarak piyasadaki sahte İncilleri düzeltir;

Kutsal Kuran:

31:10 Gökleri direksiz-desteksiz yarattı; görüyorsunuz onları. Ve yeryüzüne, sizi çalkalayıp sendeletmesin diye ağırlıklar, dayanaklar bıraktı ve orada her çeşit hayvanı yaydı. Gökten bir su indirdik de orada her türlü cömert ve bereketli çifti filizlendirdik.


Selam
3
Bizler batıl inançlarımızı yaşayabilmek için, aklın ve mantığın kabul etmediği öyle kanıtlar yaratıyoruz ki kendimize, adeta Kur’an dan uzak bir din yaşıyoruz. Kur’an bir rehberdir ve Allah ın mesajıdır. Allah Kur’an ı anlayalım ve hiç kimseye muhtaç olmayalım diye kolaylaştırdığını söyler. Ayetlerinde yasakladığı, haram saydığı konuları tek tek açıklar, açıklamadıkları zaten serbest olanlardır, onlardan bahsedilmez. Onun için Allah, ayetler üzerinde düşün aklını kullan emrini verir.  Çok daha düşündürücü olan ise Kur’an dan sorumlu olacağımızı bildirdikten sonra, Onun ipine sarılmamız emrini verir.  Bir arkadaşımız Müminun suresi 34. ayetinde, “ KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ, MUTLAKA ZİYANA UĞRARSINIZ.” Şeklinde geçen ayette bahsedilen sözlerin, Allah a ait olmadığı, müşriklerin sözleri olduğunu da söyleyerek, bakın bana nasıl bir cevap veriyor.

“NEBİYE UYMAYIN, SİZİN GİBİ BEŞERDİR DİYEN” ayeti yazar mısınız? İtaata (Uyma) gelince ALLAH a itaat ayrıdır. Resul / Nebiye itaat ayrıdır. Komutana, Amire itaat ayrıdır. Ana babaya itaat ayrıdır. Öğretmene itaat ayrıdır, büyüğe itaat ayrıdır. Sapla saman karışmasın. Ama önce Muminin 34 Kimin sözü?”

İlginçtir bu arkadaşımız, Nebiye uymayın, sizin gibi beşerdir diye geçen bir ayet arıyor. Allah uyulması gerekenleri ya da haram saydıklarını açıklar, daha sonrada bizlerin ayetler üzerinde düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı emreder. Kur’an da Resulüme uyun der ama hiçbir ayette Nebime uyun demez. Peki neden? İşte bunu Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyan anlar da ondan. Örneğin şunlar haramdır yemeyin ya da yapmayın dedikten sonra, helal olanları ya da yapılması gerekenleri saymasına gerek yoktur. Allah Elçisine Deki onara diyerek, Fussilet 6. ayetinde ne diyordu hatırlayalım. “DE Kİ: ‘BEN ANCAK BENZERİNİZ OLAN BİR BEŞERİM. BANA YALNIZCA, SİZİN İLAHINIZIN BİR TEK İLAH OLDUĞU VAHYOLUNUR. ÖYLEYSE O’NA YÖNELİN VE O’NDAN MAĞFİRET DİLEYİN. VAY HALİNE O MÜŞRİKLERİN.” Bakın bu ayette Allah ın Elçisi bende sizin gibi bir beşerim, insanım dedikten sonra, bana yalnız tek bir ilah olduğu ve YALNIZ ONA YÖNELMEMİZ GEREKTİĞİ, ondan başka hiç kimseden mağfiret, yani şefaat yardım dilenmeyeceği bildirildi diyor. Yani Resul/Elçi bana değil Allah a uymanız ve yalnız ondan bağışlanma dilememiz gerektiğinden bahsediyor. DEMEK Kİ ALLAH, BİZLER GİBİ BİR BEŞERE DEĞİL, ALLAH A ONUN VAHYİNE UYMAMIZI EMREDİYOR.

Kur’an da itaat konusundan bahsedilirken, Allah hiçbir ayetinde bana ve Nebime uyun diye geçmez. Bana ve Resulüme yani Elçime uyun der. Çünkü Allah Elçisine verdiği görev gereği, O yalnız Allah dan aldığı vahyi tebliğ edecekte ondan. Nisa suresi 80. ayetinde Allah bakın ne diyor. “KİM RESUL’E İTAAT EDERSE, HİÇ ŞÜPHESİZ ALLAH’A İTAAT ETMİŞ OLUR.”  Peki, Allah Elçisine nasıl bir emir vermişti şimdide onu hatırlayalım. “BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.” (Enam 19) Demek ki Allah Elçisine, kullarımı Kur’an ile uyar diyor. Yani Elçime uyun derken, onun tebliğ ettiği Kur’an a uyun emrini vermiş oluyor bizlere. Çok ilginçtir Enfal suresi 64. ayetinde Allah, Nebisine hitaben, Ey Nebi Allah sana da, sana uyan müminlere de yeter diyor. Peki, burada neden Nebi diyor da Resul demiyor, hiç düşündünüz mü? ÇÜNKÜ RESULLÜK, AYETLERİ TEBLİĞ ETTİĞİNDE GERÇEKLEŞİR. Nebi bizler gibi bir beşerdir ve oda bizler gibi bir insan olduğu için, onunda bizler gibi yalnız Kur’an a, yani Allah ın vahyine uyması gerektiği ve Allah ın bizlere yettiği gibi, Nebisine de Allah ın yeteceği uyarısını yapıyor.  Hatırlayınız Casiye 6. ayetinde nasıl bir uyarı vardı. “ALLAH’TAN VE O’NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR?” Demek ki hüküm yalnız Allah ın dır ayeti gereği, Allah ın hükmünün dışında, iman edenlerin inanacağı hiçbir bilgi, kaynak yoktur. YANİ ALLAH BİZLERİN BEŞERİ SÖZLERE DEĞİL, ALLAH IN VAHYİNE UYMAMIZI EMREDİYOR.

İslam dininde itaat, boyun eğmek, sorgusuz kabul etmek, yalnız Allah a karşı yapılır. Eğer din ve iman adına Allah ın yanında itaat edeceğin kişiler varsa, Allah a şirk koşuyorsun demektir. Anne babaya ya da büyüklere itaat din ve iman adına yapılmaz. Bunlar farklı konulardır. İMAN yalnız Allah a karşı yapılır. Onun için Allah  a itaat etmek başka, Resule itaat etmek başka diyemeyiz. ALLAH IN RESULÜ, YALNIZ ALLAH A İTAAT ETTİYSE, BİZLERE DE YALNIZ ALLAH A İTAAT ETMEMİZ VE YALNIZ ONDAN YARDIM DİLEMEMİZ GEREKTİĞİNİ AYETLERDE TEBLİĞ ETTİYSE, NASIL OLURDA ALLAH A BAŞKA, RESULÜNE BAŞKA İTAAT DERİZ. Günümüzde Allah ın resulü yaşamıyor, onun adına söylenen sözlerin, onun sözü olup olmadığını nasıl bileceğiz? Bilemiyorsak, Allah ın ve Elçisinin önerdiği yolu izlemeli ve yalnız Kur’an ın ipine sarılmalıyız.  ALLAH KULA KULLUKLUK YAPAMAYACAĞIMIZI, YALNIZ ALLAH A KULLUK YAPMAMIZ GEREKTİĞİ UYARISINI YAPAR. Kitap Ehli Allah ın Elçisinden, vahyin dışında da hükümler vermesini istediğinde, Allah nasıl bir ayet indirmişti hatırlayalım.

“ONLARA HERHANGİ BİR DELİL GETİRMEDİĞİN ZAMAN, “ONU DA DERLEYİP GETİRSEYDİN YA!” DERLER. DE Kİ: “BEN SADECE RABBİMDEN BANA VAH YEDİLENE UYUYORUM. BU KUR’AN, RABBİNİZDEN GELEN ÖNGÖRÜLERDİR; (AYRICA) İNANAN BİR TOPLUM İÇİN YOL GÖSTERME VE MERHAMETTİR.” (ARAF 203)

Demek ki bizler dinimizi ve imanımızı yaşayabilmek adına, Allah ın Resulüne değil, onun bizlere tebliğ ettiği, Allah ın ayetlerine itaat ediyoruz. Onun içindir ki Allah,  atalarının batıl inançlarını yaşayabilmek adına beşeri uydurma rivayet, sanı sözleri öne sürerek, Allah ın vahyinin tam tersi sözleri söyleyenlere Rabbimiz, Müminun suresi 34. ayette sesleniyor ve nasıl uyarıyordu hatırlayalım. “KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ, MUTLAKA ZİYANA UĞRARSINIZ.” Onun için Allah, güvenilecek veliniz yalnız benim, sakın veliler edinmeyin diye bizleri uyarıyor. Bu ayetin gerçeklerini günümüzde kabul etmek istemeyenler, bu sözler Allah ın sözleri değil, inkârcıların sözleri olduğunu söyleyebilmektedirler. Allah ın sözleri olduğunu kabul ettikleri andan itibaren, inandıkları onca atalarının rivayet ve sanı bilgilerinin/sözlerin doğru olmayabileceği gerçeği çıkıyor ortaya. BU GERÇEK NE YAZIK Kİ, BAZI KİŞİLERDE KORKU VE TELAŞA NEDEN OLUYOR.  Bahsettiğimiz ayetin devamına baktığımızda, bakın Allah ayetlerinde ne diyor ve Elçisi ile arasında nasıl bir diyalog geçiyor.

Müminun 38: “O, Allah hakkında yalan uyduran bir kişiden başka biri değildir. Biz, ona asla inanmıyoruz.” Müminun 39–40: (Elçi) dedi ki: “Rabbim! ONLARIN BENİ YALANLAMALARINA KARŞI BANA YARDIM ET!” (Allah da) şöyle buyurmuştu: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”

Bakın bu ayetin devamında Allah ın Elçisi için, inkârcılar ne diyorlar. O Allah hakkında yalan uyduruyor ve ona inanmayacaklarnı söylüyorlar. Peki, inanmamalarının nedenleri neydi? Çünkü onlara öğretilen beşeri bilgi ve inançlarının etkisindelerdi de ondan. Allah da 34. ayetinde sizlere anlatılan beşerin sözlerine, rivayetlerine sanı bilgilerine uyarsanız, ziyana uğrarsınız diye uyarıyordu. 39 ve 40. ayetinde de Allah ın Elçisi Allah a, Rabbim onların beni yalanlamalarına karşı bana yardım et diyor. Yani bu anlattıklarım benim sözlerim olmadığını, Allah ın vahyi olduğunu onlara göster demek istiyor. Allah da Elçisini yatıştırıyor ve yakında gerçekleri görecekler diyor. DEMEK Kİ MÜMİNUN 34. AYETTE ALLAH, İNKÂRCILARI UYARIYOR VE ATALARINIZIN BEŞERİ YALANLARINA UYARSANIZ, ZİYANA UĞRARSINIZ DİYOR. Bu ayeti daha iyi anlayabilmemiz için öncesindeki ayetlerle birlikte anlamaya çalışalım.

Müminun suresi 32. ayetinde Allah şöyle bir ayet gönderiyor. “ONLARA İÇLERİNDEN, “ALLAH’A KULLUK EDİNİZ, SİZİN O’NDAN BAŞKA HİÇBİR İLAHINIZ YOKTUR, SAYGI DUYMUYOR MUSUNUZ?” DİYEN BİR RESUL GÖNDERDİK.” Bu ayetin bu uyarının sonunda, inkârda ısrar edenler ne demişti 33. Ayetinde hatırlayalım. “BU DA SİZİN GİBİ, İNSANDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. YEDİĞİNİZDEN YİYOR, İÇTİĞİNİZDEN İÇİYOR.” Şimdide 34. ayete bakalım, acaba bu ayette söylenen sözleri Allah mı söylüyor, yoksa inkârda ısrar edenler mi? Bunları söyleyenler inkârda ısrar edenler. Hemen devamında ise Allah bu sözleri söyleyenlere cevap veriyor ve “KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ, MUTLAKA ZİYANA UĞRARSINIZ.” Diyerek atalarının bunca yalan ve iftiralarına inanan bu insanlara Allah, sizin söyledikleriniz sizin gibi bir beşerin sözleridir diyor. Eğer bir beşerin sözlerine inanırsanız, mutlaka kaybeder ve ziyana uğrarsınız diye de açıklama yapıyor.  ÇÜNKÜ ALLAH IN RESULÜNÜN TEBLİĞ ETTİĞİ SÖZLER/AYETLER ONUN KENDİ SÖZLERİ DEĞİL, ALLAH IN SÖZLERİ/AYETLERİDİR. Onun için Allah güvenilecek Veliniz yalnız benim, sakın veliler edinip ardı sıra gitmeyin, Kur’an ın ipine sarılım, sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim uyarısını yapıyor.

Ne yazık ki bizler, inançlarımıza uygun düşmeyen ayetlerin anlamlarını bile değiştirmeye, başka anlamlar vermeye çalışıyoruz. Tabi kaybedenlerden olduğumuzun farkında bile olamıyoruz. Allah Enbiya suresi 10. ayetinde, “Andolsun, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR.” Dediği halde, hala güveneceğimiz itaat edeceğimiz rehberler, veli kişiler aramaktan çekinmiyor, hatta Allah ın Resulünün adını kullanarak, Kur’an ın hiç bahsetmediği, onaylamadığı sözleri ona isnat ederek, atalarımızın rivayet-sanı inançlarını yaşamak adına, ayetlere yanlış anlamlar bile vermekten korkmuyoruz.  Müminun suresi 34. ayetinde geçen,  KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ KAYBEDENLERDEN OLURSUNUZ sözünün Allah a ayet olduğunun, bir başka ayet ile de kanıtlamak istiyorum. Çünkü Kur’an, kendisini anlatan ve açıklayan eşsiz bir nurdur.

“BİZ, SENDEN ÖNCE HİÇBİR RASÛL VE NEBİ GÖNDERMEDİK Kİ O, BİR TEMENNİDE BULUNDUĞUNDA, ŞEYTAN ONUN DİLEĞİNE İLLE DE BEŞERİ ARZULAR KATMAYA KALKIŞMASIN. NE VAR Kİ ALLAH, ŞEYTANIN KATACAĞI ŞEYİ İPTAL EDER. SONRA ALLAH, KENDİ AYETLERİNİ SAĞLAM OLARAK YERLEŞTİRİR. Allah, bilendir; hikmet sahibidir.” (Hac 52)

Bakın Allah ın vahyinin dışında, beşeri kişilere ve onların sözlerine Kur’an dan delilsiz ve kanıtsız uymanın ne kadar yanlış olduğunu söylüyor.  ALLAH GÖNDERDİĞİM RESULLERİME BİLE, ŞEYTAN MÜDAHALE EDEREK, DÜŞÜNCELERİNE BEŞERİ ARZULAR KATTIĞINI BİLDİRİYOR. Ama Allah görev verdiği Elçisini sürekli izleyip, ikaz edip, vahyin asla değişmeden tebliğini bizzat sağladığını ve şeytanın görev verdiği Resulünün düşüncelerine müdahale etmesine izin vermediğini bildiriyor. ONUN İÇİN ALLAH, DÜŞÜNMEDEN KESİN KANIT OLMADAN, ATALARINIZIN İNANCINIZI YAŞAYABİLMEK İÇİN, KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE UYARSANIZ, ZİYANA UĞRARSINIZ DİYOR. Bu konuyu daha iyi anlayabilmemiz için, Mümin suresi 83. ayette bakalım şimdide.

“RESUL ONLARA APAÇIK BİLGİLER GETİRİNCE, ONLAR KENDİLERİNDE BULUNAN BEŞERİ BİLGİYE GÜVENDİLER (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.” (Mümin 83)

Bakın Resul, nereden apaçık bilgileri getiriyormuş? Elbette Allah dan. DEMEK Kİ BİZLER RESULE DEĞİL, ONUN GETİRDİĞİ VAHYE UYUYORUZ. Resul apaçık bilgiler/ayetler getirdiğinde, inkarcılar kendilerinde bulunan beşeri rivayet batıl bilgilere güvenip inandıkları için, Resulün Allah dan getirdiği vahyi alaya aldılar diyor. Demek ki Müminun suresi 34. ayetinde Allah, inkârda ısrar edenlere karşı, sizin beşeri sözleriniz birer iftiradır. Kendiniz gibi bir beşere uyarsanız, ziyana uğrarsınız diye bizzat Allah uyarıyor. BU GERÇEĞİ KABULLENMEKTE ZORLANANLAR, BU SÖZLERİ İNKÂRCILAR ALLAH IN ELÇİSİNE SÖYLÜYOR DİYEREK, BÜYÜK BİR GERÇEĞİN ÜSTÜNÜ ÖRTÜYORLAR. Bu konuda bir ayet daha hatırlatmak istiyorum. Çünkü Allah Elçime uymak bana uymak gibidir dedikten sonra, birçok ayetinde Resulüm sizleri benim vahyimle uyaracak, asla kendisinden hiçbir şey ilave etmeyecek, hatta kendince şunlarda Allah ın emri demiş olsaydı, onun şah damarını keserdik diye uyardığını, lütfen unutmadan konuyu anlamaya çalışalım. KUR’AN A UYAN, RESULÜNE UYMUŞ, ONUN YOLUNDAN GİDİYOR DEMEKTİR.

Kehf 110: DE Kİ: BEN, YALNIZCA SİZİN GİBİ BİR BEŞERİM. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.

Bakın Allah, Elçisinin ne söylemesini istiyor. Bende sizin gibi bir beşerim. Çünkü benim söylediklerim, sizlerin yaşadığınız gibi atalarının beşeri sözleri değil, Allah ın sözleri/ayetleridir. Ben sizleri bana değil, Allah a uymaya, ona itaat etmeye davet ediyorum. Yani hepimizin ilahı tektir ve yalnız Allah a ibadet eder, yalnız ondan yardım dileriz, diye de açıklama getiriyor. TÜM BU BİLGİLERDEN SONRA, ÇOK AÇIK ŞUNU ANLIYORUZ. ALLAH MÜMİNUN SURESİ 34. AYETİNDE YAPTIĞI UYARIYI BİZLERE AÇIKLIYOR VE ALLAH DAN BAŞKA HİÇ KİMSE DİNDE HÜKÜM KOYAMAZ, YANİ HÜKÜM KOYMAK ALLAH A MAHSUSTUR VE UYACAĞIMIZ, İTAAT EDECEĞİMİZ YALNIZ ALLAH TIR, ONUN VAHYİ KUR’AN DIR. SAKIN ATALARINIZIN UYDURMA RİVAYET BEŞERİ SÖZLERİNE İNANARAK, KAYBEDENLERDEN OLMAYIN DİYOR.

Dilerim batıl ve rivayetlerin etkisinde kalmadan, Allah ın ipine sarılan, Allah ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
4
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 29 Mayıs 2022, 06:18:01 ÖS 18 »
Her geçen gün bu iddiaları güçlendiren daha fazla işaret görülmesine karşılık, Nemesis'in yakın geçiş sürecinin ne zaman olacağı tam olarak bilinemiyor. 2022, 2023, 2024 veya 2028...

Tabii ki elitler tam tarihi biliyor olabilir, Eğer bu gezegen sistemi yakınlaşması iddiası gerçekse, söylenebilecek tek şey artık çok uzun sürenin kalmadığıdır.


Selam
5
Serbest Kürsü / MÜMİNUN SURESİ 34. AYETİ, NASIL ANLAMALIYIZ?
« Son İleti Gönderen: halukgta 24 Mayıs 2022, 03:44:37 ÖS 15 »
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Müminun suresi 34. ayet olacaktır. Bu ayetin bizlere neler anlattığını, eğer doğru anlayabilirsek, günümüzde izlenen yanlış yol ve yönteminde farkında olabiliriz. Önce ayeti yazalım, daha sonrada birlikte ayet üzerinde düşünelim

Müminun 34: ANDOLSUN, KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ, MUTLAKA ZİYANA UĞRARSINIZ.” (Diyanet meali)

Ayeti okuduğunuzda, hemen aklınıza şöyle bir soru geldiğine eminim. İyide bizlerde bizim gibi beşer olan,  Allah ın Resulüne uyuyor ona itaat etmiyor muyuz? Gerçektende ilk okuduğumda benimde aklıma bunlar geldi. Bu ayette Allah neyi kast ediyor ve hangi konuda bizlerin dikkatini çekerek uyarıyor ve itaat konusunda nasıl bir ikazda bulunuyor şimdide onu anlayabilmemiz için, bu ayetin bir öncesindeki ayete bakalım.

Müminun 33: İnkâr eden ve âhiret buluşmasını yalanlayan kavminin ileri gelenleri ve kendilerine dünya hayatında nimet verdiklerimiz, şöyle dediler: “BU DA SİZİN GİBİ, İNSANDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. YEDİĞİNİZDEN YİYOR, İÇTİĞİNİZDEN İÇİYOR.” (Bayraktar Bayraklı)

Ayete dikkat ettiyseniz, bazı kişiler daha öncede Allah ın gönderdiği dinin emirlerine uymayan, tam tersi düşünceleri topluma anlatan, hatta tekrar dirilmeye ahiret gününe inanmayan kişiler, buda sizin gibi insandan başka bir şey değil. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor diye, Allah ın Elçisinin tebliğ ettiği vahyi küçümseyerek, inanılmamasını istiyorlar. Hatta bu ayetin devamında yani 35. ayetinde de bakın ne diyor. “O SİZE, ÖLÜP DE TOPRAK VE KEMİK YIĞINI HALİNE GELMİŞKEN, TEKRAR DİRİLECEĞİNİZİ Mİ SÖYLÜYOR?” Dikkat ettiyseniz tebliğ edilen konu, aslında bir beşerin sözleri değil, Allah ın sözleri. YANİ İTAAT EDİLECEK SÖZLER, ALLAH IN VAHYİ. Önce bu gerçeğin altını çizelim ki 34. ayeti doğru anlayalım. ALLAH İNKARDA ISRAR EDENLERİ UYARIYOR VE BU SÖYLEDİKLERİNİZ EDİNDİĞİNİZ VELİLERİN SİZE ANLATTIKLARI, BİR BEŞERİN YALANLARIDIR. EĞER BU YANLIŞLARA UYARSANIZ ZİYANA UĞRARSINIZ DİYOR. YANİ TEKRAR ETMEK İSTİYORUM, ALLAH İNKÂRCILARI UYARIYOR, VAHYİME UYUN, BİR BEŞERE UYMAYIN DİYOR. ÇÜNKÜ RESLÜMÜN SİZLERE ANLATTIKLARI, TEBLİĞ ETTİKLERİ KENDİSİNİN SÖZLERİ DEĞİL, BENİM VAHYETTİĞİM AYETLER/SÖZLERDİR DİYOR.

Bahse konu ayetin öncesindeki ayetleri okuduğumuzda, onlara Allah kendi aralarından elçi gönderip, YALNIZ ALLAH A KULLUK EDİN, Allah a itaat edin diye ikaz etmiştik diye uyarıldıklarından bahsediyor.  Atalarının inancını takip edip, Allah ın elçisinin tebliğini görmezden gelenler, Elçinin tebliğini yalanlamaya çalışanlara Allah ikazda bulunuyor ve 34. ayette bu toplumu uyarıyor ve sizlerin uydurduklarınız, atalarınızın beşeri yalanlarıdır diyor. Çünkü onlar Elçinin tebliğine karşı, bu sözleri söyleyen, sizin gibi bir insandır diyor ve onun sözlerine inanılmaması gerektiğini bildiriyor. ALLAH DA BU SÖYLEDİKLERİNİZ EDİNDİĞİNİZ VELİLERİN SİZE ANLATTIKLARI, BİR BEŞERİN YALANLARIDIR. EĞER BU YANLIŞLARA UYARSANIZ ZİYANA UĞRARSINIZ DİYOR. YANİ ALLAH İNKÂRCILARI UYARIYOR, VAHYİME UYUN, BİR BEŞERE UYMAYIN DİYOR. ÇÜNKÜ RESLÜMÜN SİZLERE ANLATTIKLARI, TEBLİĞ ETTİKLERİ KENDİSİNİN SÖZLERİ DEĞİL, BENİM VAHYETTİĞİM AYETLER/SÖZLERDİR DİYOR.

Kur’an da İsra suresi 91–92–93. ayetleri hatırlayınız lütfen. Bu ayetlerde iman etmekte zorlananlar ne diyorlardı. “SENİN BİR HURMA BAHÇEN VE ÜZÜM BAĞIN OLMALI; ÖYLE Kİ İÇLERİNDEN GÜRÜL GÜRÜL IRMAKLAR AKITMALISIN. YAHUT İDDİA ETTİĞİN GİBİ, ÜZERİMİZE GÖKTEN PARÇALAR YAĞDIRMALISIN VEYA ALLAH’I VE MELEKLERİ GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNE GETİRMELİSİN. YA DA ALTINDAN BİR EVİN OLMALI VEYA GÖĞE ÇIKMALISIN. BİZE, OKUYACAĞIMIZ BİR KİTAP İNDİRMEDİĞİN SÜRECE, GÖĞE ÇIKTIĞINA DA ASLA İNANMAYIZ.” Demek ki inkârcılar Allah ın Elçisini, kendileri gibi bir beşer olduğu için kabul etmek istemiyorlar, ondan olağan üstü şeyler bekliyorlar. 93. ayetin sonunda ise Allah, Elçisine bakın ne söylemesini istiyor bunları söyleyenlere. “DE Kİ: “RABBİMİ TENZİH EDERİM. BEN, SADECE BEŞER BİR RESULÜM.”

Hatırlatırım, Resul Elçi demektir. Elçide aldığı bilgileri, asla değiştirmeden olduğu gibi ileten anlamındadır. Verdiğim bu örnek ayetlerden sonra, şimdi gelelim Müminun suresi 34. ayete. Çünkü bu ayeti okuduğumuzda Allah, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz, onun sözlerine uyarsanız mutlaka ziyana uğrarsınız, yanlış yola saparsınız diyordu. İlk okuduğumuzda bizde, bizim Resulümüzde beşer ama bizler ona itaat ediyoruz diye düşünmüştük. Sizce bu açıklamalardan ve örneklerden sonra bizler, RESULE Mİ İTAAT EDİYORUZ, YOKSA ONUN TEBLİĞ ETTİĞİ ALLAH IN VAHYİNE Mİ İTAAT EDİYORUZ, NE DERSİNİZ? İşte bu sorunun cevabını doğru veren, Allah ın yolunu en doğru izliyor ve Allah ın Resulünün tebliğ ettiğine itaat ediyor demektir. Resulümde sizler için güzel örnekler vardır der Allah, peki neden? Çünkü Resul hurafe ve batıldan uzak, yalnız Allah ın vahyine itaat ediyor da ondan.

Bazı arkadaşlarımız bu yazdıklarımı okuyunca, sen sünnet inkârcısısın, Allah ın Resulüne de Allah itaati emrediyor, Resule itaat Allah a itaat etmektir diye Kur’an da geçiyor diyenler olacaktır. Bunları söyleyenleri ben çok iyi biliyorum. Bu makalemin aslında konusu, bu yanlış düşüncelerin, ne denli bizleri hataya götüreceğinin anlaşılması adınadır.  Önce Allah, kendiniz gibi bir beşere itaat etmeyin sözünde geçen, İTAAT kelimesi ne anlama geliyor onu doğru anlayalım. İTAAT BOYUN EĞME, BUYRUĞA UYMA ANLAMINDADIR. ALLAH IN ELÇİSİ YALNIZ ALLAH IN VAHYİ KUR’AN A İTAAT ETMİŞ, YANİ BOYUN EĞİP ALLAH IN BUYRUĞUNA UYMUŞSA, BİZLER HALA NASIL OLURDA ALLAH IN BUYRUĞUNU, VAHYİNİ TEBLİĞ EDEN ALLAH IN RESULÜNÜN DE UYMAMIZ GEREKEN BUYRUKLARI VARDIR, ONUN HADİSLERİNE DE BİZLER BOYUN EĞMELİYİZ DERİZ. Allah ne diyordu Müminun 34. ayetinde hatırlayalım. “ANDOLSUN, KENDİNİZ GİBİ BİR BEŞERE İTAAT EDERSENİZ, MUTLAKA ZİYANA UĞRARSINIZ” Demek ki bizler Resulünün özel, kendi şahsi sözlerine itaat etmiyoruz. Allah ın görevlendirdiği ve kullarıma tebliğ et dediği, vahyine/ayetlerine itaat ediyoruz. Çünkü Allah ın Resulü Kur’an da ne diyordu, kendi görev ve sorumluluğu ile ilgili, onları da hatırlayalım.

“RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)

“BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.”  (Kehf 56)

Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah Elçisine verdiği görev, kendisinden asla hiçbir sözü ilave etmeden, Allah ın vahyi Kur’an ı tebliğ etmek. ONUN İÇİN ALLAH, ELÇİME UYAN BANA UYMUŞ GİBİDİR DİYOR. Çünkü Allah Elçisinin her anını kontrol ediyor, hatta yanlışında gerekirse ikaz ediyor ve bunları Kur’an a bile geçiriyor. DEMEK Kİ BİZLER ALLAH IN ELÇİSİNİN ŞAHSINA DEĞİL, ALLAH IN TEBLİĞ ETMESİNİ EMRETTİĞİ KUR’AN A, YANİ AYETLERİNE İTAAT EDİYORUZ. Bu gerçekleri görmek istemeyen, üstünü örterek atalarının rivayet inançlarını din diye yaşamaya devam edenlere, elbette sözüm yok. Çünkü herkes kendi imtihanını kendisi yaşar. Ama hatırlatmak isterim, imtihan olduğumuz ve kulpuna sarılacağımız tek kitap, Kur’an olduğunu Allah açıkça bildiriyor ve sakın emin olmadığın bilgilerin, rivayet ve sanı sözlerin ardına düşmeyin, hesabını sorarım diye de uyarıyor.

Dilerim Kur’an gerçeklerinin farkında olan, Allah ın azınlık, halis sevgili kullar arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
6
Kur´an-ı Kerim / Konfora ve teknolojiye nankörlük eden onlardan mahrum kalır
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 22 Mayıs 2022, 06:49:19 ÖS 18 »
Kutsal Kuran

34:18 Biz onlarla, içini bereketlerle doldurduğumuz kentler arasında sırt-sırta vermiş kasabalar oluşturduk; bunlar arasında gidiş-gelişler belirledik. "Geceleri ve gündüzleri, güven içinde gezip dolaşın oralarda." dedik.

34:19 Ama onlar, tutup şöyle dediler: "Rabbimiz, seferimizin arasını uzaklaştır." Böylece kendilerine zulmettiler de biz de onları efsaneler haline getirdik; hepsini darmadağın ettik. İşte bunda, gereğince sabreden, yeterince şükreden herkes için elbette ibretler vardır.
7
Serbest Kürsü / BİZLER SANIRIM, İSLAM VE İMAN ARASINDAKİ BAĞLANTIYI, DOĞRU KURAMIYORUZ.
« Son İleti Gönderen: halukgta 19 Mayıs 2022, 08:57:10 ÖÖ 08 »
Bizler İslam ve İman dendiğinde ne anlıyoruz? Bu iki kelime birbirinden ayrılabilir mi, yoksa birbiriyle bütünleşmesi gereken bir anlamı mı var. Gelin bu konuyu birlikte, anlamaya çalışalım. Bir arkadaşımız, Ankebut 51. ayetinde Allah ın, “KENDİLERİNE OKUNAN KİTABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMEDİ Mİ?” Ayetini kast ederek, bakın bana nasıl bir cevap vermiş.

“AYETTE İSLAM I YAŞAYABİLMEK ADINA DEĞİL, İMAN ETMEK İÇİN KURANIN YETECEĞİNİ SÖYLER.”

Bu sözlerden anlaşılıyor ki, bizler İslam ı ve onu yaşayabilmemiz yani İman edebilmemizin yol ve yöntemini, sanırım doğru anlayamadık, ya da anlamak işimize gelmiyor gibi görünüyor. İMANIMIZI KALBİMİZE İNDİRMEK, ONU YAŞAMAKLA OLUR. YAŞAMADIĞIMIZ HAYATA GEÇİREMEDİĞİMİZ İMAN, SÖZDE KALMIŞ BİR İMANDIR. Siz yazdığım ayetten, Kur’an ın İslam ı yaşayabilmek adına değil de, yalnız sözde iman etmek için mi Kur’an ın yeteceğini, Allah ın söylediğini anladınız? GERÇEK İMAN EDENLERDEN OLMAMIZ İÇİN, İSLAM I HAYATIMIZA GEÇİRECEĞİMİZ TÜM BİLGİLERE DE KUR’AN DA SAHİP OLMALIYIZ Kİ, GERÇEK İMAN EDENLERDEN OLABİLELİM. ÇÜNKÜ KUR’AN ALLAH IN KORUMASINDA. Allah ın korumasında olmayan rivayetlerden, İslam ı yaşayabilmemiz için detaylı bilgileri öğreneceğimize nasıl inanırız. ALLAH IN RESULÜ, BEN YALNIZ KUR’ANA İMAN EDERİM DİYORSA, BİZLERİDE KUR’AN A DAVET EDİYORSA, NASIL OLURDA KUR’AN IN DETAYSIZ, AÇIKLANMAMIŞ OLDUĞUNA İNANIRIZ. İsterseniz önce İslam ve iman kelimelerinden ne anlamalıyız, onu anlamaya çalışalım, çünkü birbirine bağlantılı bir kelime. Eğer birisini eksik yaparsak, diğerini etkiler.

İSLAM TESLİMİYET, YANİ YALNIZ ALLAH A TESLİM OLAN ANLAMINDADIR. Tabi Allah ın dininin ismi de İslam dır. Yalnız Allah a teslim olanlara da Müslüman denir. Din adına Allah dan başkasına da muhtaç oluyorsak, onun sözlerine de teslim oluyorsak, bu durumda yalnız Allah a teslim olmuyoruz demektir. Peki iman etmek dediğimizde, ne anlamalıyız. “İMAN DİNİN ORTAYA KOYDUĞU DOGMALARA İNANMA, DİNSEL İNANIŞ ANLAMINDADIR,” Dogma kelimesi ise, “DOĞRULUĞU DENEYDEN GEÇİRİLMEDEN, SINANMADAN KABUL EDİLEN, OLDUĞU GİBİ BENİMSENEN VE BİR ÖĞRETİNİN YA DA ÜLKÜNÜN DAYANAĞI YAPILAN SAV.” Anlamına gelir. Sizce Allah ın koyduğu dogmaların, hükümlerin dışında, İslam dininde hiç tartışmadan, itiraz etmeden, Allah ın koymadığı beşerin koyduğu dogmalarında dinin emri ya da ayetlerin detayı, açıklanmış hali olabileceğine, nasıl inanırız? EĞER İNANIRSAK, ALLAH IN YANINDA DİNE DOĞMALAR/KANUNLAR KOYABİLECEK, BEŞERİ İLAHLAR EDİNMİŞ, ONLARADA İMAN ETMİŞ OLURUZ. Gerçek İman yalnız, Allah a ve onun kanunlarına uymakla yaşanır.

Gelin şimdi, bu bilgiler ışığında düşünelim arkadaşımızın sözlerini. Allah İslam adı altında bir din gönderiyor ama bu dini yaşayabilmemiz adına gerekli detaylarını göndermiyor, ama gönderdiği Kur’an ın iman için yeteceğini bildiriyor. Bu düşünce, ne akla nede Kur’an a asla uymaz. Allah yalnız kendisine boyun eğmemizi istiyorsa, nasıl olurda gönderdiği İslam ın, dinin yaşanması adına gerekli detaylarını da göndermez. Gerçek iman edebilmemiz için, İslam ı nasıl ve ne şekilde yaşamamız gerektiğinin detaylarını da Allah göndermiş olmalı ki kitabında, O imanı kulları yaşayabilsin. ELBETTE TÜM DETAYLARI, KOLAYLAŞTIRMIŞ BİR ŞEKİLDE GÖNDERDİĞİNİ, BİZLERE KUR AN DA BİLDİRİYOR.

Öyle yanlış bir inancımız var ki, Allah Elçisine Kur’an ı vahyetmiş, detaylarını ve İslam ı nasıl yaşayacağımızı Kur’an da detaylı açıklamamış, bunu Elçisinin açıklamasına bırakmış, ümmetine O öğretmiştir deniyor. Bizlerde yüzlerce yıldır Müslümanlar, birbirinden bu detayı öğreniyor ve yaşıyoruz diye inanılmaktadır. Bu düşünce akla ve mantığa aykırı olduğu gibi, Kur’an ın tamamına da aykırı olduğunu, ancak dikkatle ve anlayarak düşünerek Kur’an ı okuyan anlayabilir. BİR BİLGİNİN HATASIZ, YANLIŞ BİLGİLER KARIŞMADAN, BU YOLLA BİZLERE ULAŞACAĞINA NASIL İNANIRIZ? Bunu yapamıyorsa, batılın ve hurafenin yarattığı bir inancı yaşayarak, Allah ın huzuruna gider. ALLAH SİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİM, SAKIN EMİN OLMADIĞIN BİLGİNİN ARDINA DÜŞMEYİN HESABINI SORARIM DİYECEK, DAHA SONRADA İSLAMIN HAYATA GEÇİRLİP, GERÇEK İMAN EDENLER OLMAMIZ İÇİN, BİZLER BU BİLGİLERİ HESABA ÇEKİLECEĞİMİZ KUR’AN DAN DEĞİLDE, DİLDEN DİLE DOLAŞAN RİVAYETLERDEN Mİ ÖĞRENECEĞİZ. ALLAH, AKIL FİKİR VERSİN DEMEKTEN BAŞKA SÖZÜM YOK.

Kur’an ı dikkatle ve anladığı dilden düşünerek okuyan bir Müslüman şunu çok iyi bilir. ALLAH KENDİ KOYDUĞU DOGMALARIN/KANUN VE HÜKÜMLERİN DIŞINA ÇIKMAMIZA İZİN VERMEZ. ÇÜNKÜ YALNIZ ALLAH KENDİ KOYDUĞU KURALLARIN HAYATA GEÇİRİLMESİNİ EMREDER. BAŞKA DOĞMALARA, KURALLARA UYMAMIZI YASAKLAR. ÇÜNKÜ DİNİN SAHİBİ ALLAH TIR. ALLLAH BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYE BİZLERİ UYARMIŞTIR. KUR’AN IN SINIRLARINI AŞMAYIN DİYE İKAZ EDEN ALLAH, AÇIKLAMADIĞI, DETAY VERMEDİĞİ HÜKÜMLERDEN, NASIL OLURDA HESAP SORAR.

Allah her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle açıkladık, Kur’an ı açıklamak bizim görevimizdir diyecek, ama hükümlerini detaylı açıklamayacak öylemi? Bu uyarıları alan bir Müslüman,  nasıl olurda Kur’an da her bilgi detaylı yoktur der. ALLAH BEDEVİ ARAPLARA KUR’AN DA, İMAN ETTİK DEDİLER AMA İMAN KALPLERİNE YERLEŞMEMİŞ DİYE UYARIR. Bunun nedeni batıl ve hurafeler ile inançlarını yaşamaya devam ettikleri, Allah ın indirdiği vahyi gereği gibi yaşamadıkları için olduğu anlatılır. Çünkü iman Allah ın koyduğu kural ve kanunlarının dışına çıkmamak, yalnız onun vahyine sarılmakla yaşanır. Eğer Kur’an ın sınırlarını aşıyorsanız, O iman kalplerimize yerleşmemiş demektir.

Kur’an ın hiç bir yerinde Allah, Kuran dışı kaynaklara yönlendirmez bizleri. Tam tersine, YALNIZ KURAN IN İPİNE SARILMAMIZI EMREDER. Allah bizlerin Kur’an a sarılmamızı emredip, Kur’an ı açıklamak bizim görevimiz diyorsa, mezheplerin, rivayetlerin ve batıl inançların dine yaptığı ilaveleri Kur’an da göremediğimizde, lütfen Kur’an dinimizi yaşayabilmemiz için yeterli değildir demeyelim. Allah ın huzurunda hesap veremeyiz.

Lütfen şunu asla unutmayalım, GERÇEK İMAN EDENLERDEN OLMAK İSTİYORSAK, ALLAH IN ÖNERDİĞİ GİBİ, YALNIZ KUR’AN A SARILMALIYIZ. İSLAM I ALLAH IN EMRETTİĞİ GİBİ HAYATIMIZA GEÇİRMEK İSTİYORSAK, YİNE ALLAH IN DOGMALARININ/HÜKÜMLERİNİN DIŞINA ÇIKMADAN, ONUN AÇIKLADIĞI VE DETAYLANDIRDIĞI KANUN VE KURALLARI DİN DİYE YAŞAMALIYIZ. KUR’AN IN DIŞINDA DİNE YAPILAN HER İLAVE, DİNİ ZORLAŞTIRIR VE BİZLERİN İSLAM DİNİNDEN YAVAŞ YAVAŞ UZAKLAŞMAMIZA NEDEN OLUR. BUNU LÜTFEN UNUTMAYALIM.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
8
Üyelerimizden / Ynt: Spesifik / Sesli Kitap
« Son İleti Gönderen: kutbay 08 Mayıs 2022, 08:25:18 ÖÖ 08 »
Kaleminize, yüreğinize sağlık
Teşekkürler
9
Üyelerimizden / Ynt: Spesifik / Sesli Kitap
« Son İleti Gönderen: spesifikay 03 Mayıs 2022, 07:49:31 ÖS 19 »
10
Serbest Kürsü / BAKARA SURESİ 183 VE 187. AYETLERİ NASIL ANLAMALIYIZ?
« Son İleti Gönderen: halukgta 03 Mayıs 2022, 12:38:33 ÖS 12 »
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Bakara suresi 183 ile 187. ayetler arasında geçen, ORUÇ konusu ile ilgili ayetler olacak.  Önce Bakara suresi 183. ayeti hatırlayalım.

“EY İMAN EDENLER! ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINMANIZ İÇİN ORUÇ, SİZDEN ÖNCEKİLERE FARZ KILINDIĞI GİBİ, SİZE DE FARZ KILINDI.” (Bakara 183)

Ayette çok açık bir bilgi veriyor Allah bizlere ve diyor ki, Allah a karşı gelmekten sakınmanız için, ORUÇ SİZDEN ÖNCEKİ TOPLUMLARA FARZ KILINDIĞI GİBİ, SİZLEREDE FARZ KILINDI. Siz bu ayetten ne anladınız? Sizden önceki toplumlara da Orucu emretmiştim, Orucun nasıl tutulduğunu, şartlarını onlardan öğrenin ve orucu tutmaya başlayın diye emretmiştir diye mi anladınız, yoksa Allah bu ayette, geçmiş Kitap ehline de Orucu emretmiştim, size de emrediyorum diyerek, daha sonraki ayetlerde Oruç hakkında detaylı bilgileri mi veriyor, ne dersiz? Allah sizce açıklamayıp, detay vermediği bir emri verip, detayını geçmiş toplumlardan öğrenin der mi?  Allah yoldan sapmış Allah ın emrettiği gibi oruç tutmayan, namaz kılmayan yada Haccı atalarının kendi batıl kurallları ile yapan bir toplumu örnek gösterir, onlar gibi oruç tutmaya başlayın diyeceğine nasıl inanırız. Allah daha önce gönderdiği vahiy bozulduğu için, yeni Resul ve yeni bir kitap gönderiyor. BU DURUMDA ALLAH ÖNCE KİTAP EHLİNE BAKIN, ONLAR NASIL ORUÇ TUTUYORSA SİZDE TUTUN DEMESİ MÜMKÜN DEĞİL. ÇÜNKÜ ORTADA NEREDEYSE ALLAH IN İNDİRDİĞİ DİN KALMAMIŞ, YAŞANMIYOR Kİ ONLARA SORUP, ORUÇ NASIL TUTULUR ÖĞRENSİNLER.

Konuyu detaylandırmaya devam edelim ki, sorumuza doğru cevap bulalım. Devamındaki 184. ayetinde de, farz kılınan orucun detaylarından bahsediyor ve oruç sayılı günlerdir, hasta ya da yolculuk halinde tutamadığı günler kadar başka günlerde tutsun. Oruca gücü yetmeyenler, yani sürekli rahatsız tutamayacak durumda olanlar, yoksulu doyuracak Fidye versin bilgisini de veriyor. Ayetin sonunda da, orucun bizler için çok hayırlı, faydalı olacağı bildiriliyor.

Bakara 185. ayetinde de, Allah Oruç konusunda detay vermeye devam ederek,  Kur’an ın Ramazan ayında indirildiğini, bu aya ulaşanların bu ayı oruçlu geçirmesi gerektiği açıklaması yapılıyor. Yine hasta ve yolcu olanların bu ay bitiminde tutamadığı günler kadar tutması gerektiği bilgileri veriliyor. Allah zorluk değil kolaylık sağlar diye de açıklama yapıyor. Bakara 186. ayetinde de tüm bu açıklamalardan sonra, Kullarım benim davetime uysunlar, bana güvensizler ki doğru yolu bulabilsinler diyor. Buraya kadar her şey çok normal. Gördüğünüz gibi Allah ORUÇ emrini veriyor ve gereken açıklamaları, detaylı bir şekilde yapıyor.  ELBETTE YERİNE GETİRMEMİZ GEREKEN BİR EMİR VERDİYSE ALLAH, HAYATA GEÇİREBİLMEMİZ İÇİNDE, DETAYLI BİLGİ VERMESİ GEREKİR. Nasıl salât edin, zekât verin, Hacca gidin emrini verdikten sonra, geçmiş toplumlara da bunlar farzdı, onlar nasıl uyguladıysalar öyle yapın demeden, bizzat sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an da bu konular da yeterli detayı verdiği gibi, Oruç konusunda da gereken bilgileri bizzat veriyor. Şimdide gelelim Bakara suresi 187. ayete. Çünkü makalemin asıl konusu, bu ayette geçen bir konuyla ilgili. Önce ayeti yazalım.

“ORUÇ GECESİNDE KADINLARINIZA YAKLAŞMAK SİZE HELÂL KILINDI. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. ALLAH SİZİN KENDİNİZE KÖTÜLÜK ETTİĞİNİZİ BİLDİ VE TÖVBENİZİ KABUL EDİP BAĞIŞLADI. ARTIK RAMAZAN GECELERİNDE HANIMLARINIZA YAKLAŞIN VE ALLAH’IN SİZİN İÇİN TAKDİR ETTİKLERİNİ İSTEYİNİZ. Sabahın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyiniz, içiniz, sonra akşama kadar orucu tamamlayınız. Mescitlerde itikâfa çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyiniz. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayınız. İşte böylece Allah, ayetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.” Bakara 187

Ayeti, diğer ayetlerin devamında okuduğunuzda, bu ayetten de çok açık şunu anlıyoruz. Geçmiş toplumlara yani diğer Kitap Ehline Oruç emredilirken, orucun tutulacağı koşullar arasında, demek ki eskiden oruç gecelerinde eşlerin cinsel ilişkileri de yasakmış. Ama Allah Kur’an indirilirken, ORUÇ emrinin detaylarını bizlere anlatırken, bu hükmü değiştiriyor ve bundan böyle sizler oruç tutarken, artık Oruç gecelerinde bu yasağı kaldırıyorum, nesih ediyorum ve eşlerinizle birlikte olabilirsiniz diyor.  AYETİN DEVAMINDA DA YİNE, ORUCUN BAŞLADIĞI VE BİTTİĞİ NOKTALARIN DETAYINI BİLDİRİYOR BİZLERE.

İyide bunu anlamayacak ne var, neden bu ayetleri makalenizin konusu yaptınız diyebilirsiniz. Bazı kişiler bu ayetleri topluma anlatırken, şöyle açıklama yapıyorlar. Oruç emri Müslümanlara Bakara suresi 183. ayetle emredilmiş ve bu ayette, SİZDEN ÖNCEKİLERE FARZ KILINDIĞI GİBİ SİZE FARZ KILNDI DENİYOR, BU DURUMDA MÜSLÜMANLAR BAKARA SURESİ 187. AYET GELENE KADAR, ORUÇ GECELERİNDE EŞLERİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİREMİYORLARDI, ORUCU BU ŞEKİLDE TUTUYORLARDI. Allah Bakara suresi 187. ayeti indirdikten sonra, oruç geceleri eşleriyle birlikte olması serbest oldu diyenler var. Peki, bu bilgiyi nereden alıyorlar? Allah ın böyle bir açıklaması Kur’an da yok. Daha da ilginci ve tehlikelisi, Allah çok yakın bir zaman bile geçmiş olsa, ORUÇ ayetinin bu hükmünü NESH etmiştir, hükmünü kaldırmıştır diye topluma anlatanları görüyoruz. Allah değiştireceği bir hükmü, kısa bir zaman için neden emretsin? BU YANLIŞ ÖRNEK DEN YOLA ÇIKARAK, MEZHEPLERİN ÖĞRETİSİ BATIL İNANÇLARINI AKLAYABİLMEK İÇİN, BİRÇOK AYETİN HÜKMÜNÜN KUR’AN DA KALKTIĞINA, NESİH EDİLDİĞİNE İNANILMAKTADIR. AYRICA MEZHEPLERİN, DİNE YAPTIKLARI İLAVELERİ HAKLI GÖSTEREBİLMEK İÇİN, ALLAH GEÇMİŞ TOPLUMLAR NASIL UYGULADIYSALAR ÖYLE YAPIN, EMRİNİ VERMİŞ İZLENİMİ VERİLEREK, KUR’AN IN BAHSETMEDİĞİ ONCA İTİKAT, DİNİN EMRİ GİBİ GÖSTERİLMİŞTİR.

Buna inandığımız andan itibaren, Kur’an ın özüne aykırı bir düşünceyi kabul etmiş olacağımız gibi, ayetleri de kendi düşüncelerimiz doğrultusunda, birbirinden ayırmış parçalamış kendimizce anlamlar vermiş ve bazı ayetleri hükümsüz kılmış oluruz. Bakara 85. ayetinde Allah, ”SİZ KİTABIN BİR KISMINA İNANIYOR, BİR KISMINI İNKÂR MI EDİYORSUNUZ?” diye uyararak, bizlerin eksiksiz Kur’an a iman etmemizi emretmiştir.  Bakara 183. ayet ile 187. ayetlerin tamamı, ORUÇ ile ilgili gereken detayları veriyor. Birbirinden ayrı asla düşünemeyiz. Yani Allah 183. ayette, geçmiş toplumlara farz kıldığım orucu, bizlere de farz kıldığı bilgisini veriyor ama detayını da bildiriyor. Burada anlatılmak istenen,  ORUCUN GEÇMİŞ TOPLUMLARADA, FARZ OLDUĞU BİLGİSİDİR.

KUR’AN’DA KİTAP EHLİNİN, ATALARININ İNANCINI DİNE YAPTIKLARI İLAVELERLE ADETA KENDİLERİNE BEŞERİ BİR DİN YARATARAK, YOLDAN SAPTIKLARI ANLATILIR. BU AÇIKLAMALARI YAPAN ALLAH, ONLAR NASIL ORUÇ TUTUYORSA, SİZDE ONLARDAN ÖĞRENİN ORUÇ TUTMAYA BAŞLAYIN DERMİ? Elbette mümkün değil. Açıklanmamış, detay verilmemiş bir emri Allah ın verdiğine nasıl inanırız. Bu ayetinde Allah, Oruç emrini önce veriyor ve diğer ayetlerinde de Orucun detayları hakkında bilgi veriyor. Hatta diyor ki, daha önce Kitap Ehline oruç geceleri eşleri ile birlikte olmak da yasaktı. Ama Allah sizin kendinize, nefsinize kötülük ettiğinizi bildi, yani bu emrimi nefsinize uymayarak yerine getirmediğinizi, zaman zaman gördü ve sizlerin tövbesini kabul edip bağışladı. Artık Oruç gecelerinde sizler eşlerinizle beraber olabilirsiniz, açıklaması yapılıyor. YANİ ORUCUN KURALLARINDA, GEÇMİŞ TOPLUMLARA GEÇERLİ OLAN BİR HÜKMÜ ALLAH, BİZLERE UYGULAMIYOR, NESİH ETTİĞİNİ SÖYLÜYOR.

Kur’an içinde, tüm İslam toplumlarını ilgilendiren, bağlayıcı olan hiç bir ayet nesih edilmemiş ve hükmü kalkmamıştır. NESİH, ALLAH IN GÖNDERDİĞİ KİTAPLAR ARASINDA OLMUŞTUR, BUNU KUR’AN DAN ANLIYORUZ. Bakara suresi 106. ayetinde Allah, Biz bir ayetten her neyi nesh eder veya unutturursak, ondan daha hayırlısını yahut mislini getiririz der. Maide suresi 101. ayetinde de, SİZE AÇIKLANDIĞINDA CANINIZI SIKACAK ŞEYLERLE İLGİLİ SORU SORMAYIN. KUR’AN İNDİRİLMEKTE İKEN ONLARI SORARSANIZ, SİZE AÇIKLANIR. ALLAH ONLARDAN VAZGEÇMİŞTİR, NESH ETMİŞTİR DİYE GEÇER.  Ne yazık ki buna benzer bazı ayetleri öne sürüp, kendilerince anlamlar verip, şu ayet gelince bu ayetin hükmü kalkmıştır şeklindeki yanlış düşünceler, bizlerin Kur’an ı yanlış anlamamıza neden olmaktadır.

Bu düşüncelerimi söylediğimde, bazı kardeşlerim şu örneği veriyorlar Kur’an dan.  Mücadele suresi 12. ayetinde Allah, önce şöyle bir ayet indiriyor. “EY İMAN EDENLER! ELÇİ İLE ÖZEL BİR ŞEY KONUŞACAĞINIZ ZAMAN, BU ÖZEL KONUŞMANIZDAN ÖNCE BİR SADAKA VERİN! “ diye ayet indiriyor ama bu hükmü yerine getirmek Müslümanlara zor geldiğinde Allah, bu emrini daha sonraki ayetiyle NESH edip hükmünü kaldırıyor ve bakın ne diyor. “ÖZEL KONUŞMANIZDAN ÖNCE SADAKALARI VERMEKTEN ÇEKİNDİNİZ Mİ? ÇÜNKÜ SADAKA VERMEYİ YERİNE GETİRMEDİNİZ, ALLAH DA SİZİ AFFETTİ.” Bu iki ayet örnek gösterilip, bakın Kur’an içinde de NESH varmış, demek ki diyenleri duyarsınız. Hâlbuki bu ayetleri ile Allah ilk önce Elçisini ikide bir, olur olmaz gereksiz yere evine giderek rahatsız edilmesini engellemek ve de o günkü kullarını bu hükmü ile geçici sınadığını görüyoruz. YANİ BU EMİR TÜM MÜSLÜMANLARI DEĞİL, YALNIZ O GÜNKÜ MÜSLÜMANLARA HİTABEN, ÖZELLİKLE ELÇİSİNİN ÖZEL DURUMU İLE İLGİLİ İNDİRİLMİŞ AYETLEDİR. ÇÜNKÜ ALLAH IN RESULÜNÜN, BU RAHATSIZLIĞINI DİLE GETİREMEDİĞİ BELİRTİLİYOR ÖZELLİKLE AHZAB 53. AYETİNDE. LÜTFEN ONUDA OKUYUNUZ.

Değerli kardeşlerim, lütfen ayetleri anlamaya çalışırken, Kur’an dışı bilgilerin etkisinde kalmadan, Kur’an bütünlüğünde ayetleri anlamaya çalışalım. ÇABA BİZDEN, YARDIM YÜCE RABBİMİZDEN. Dilerim cümlemiz, gönül gözleri Kur’an ile aydınlanan, Allah ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
Sayfa: [1] 2 3 ... 10