İslami Temel Kavramlar

  • 4 Cevap
  • 375 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

*

Çevrimdışı Erol Aydemir

  • 5
  • www.islamidusunce.net
İslami Temel Kavramlar
« : 01 Aralık 2021, 10:17:48 ÖÖ 10 »
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!” (Fussilet Suresi - 30)

İslami Temel Kavramlar
Kavramlar, düşüncemizin ve dünya görüşümüzün kalıba dökülmüş ifadeleridir. Onlarla konuşur, onlarla anlaşırız. İnsanlarla tanışmanın ve bilişmenin araçlarıdır . Onlar. Dilin ifadeye dökülüşü, kelimelerin ilimde, edebiyatta ve inanç dünyasında yeniden canlanışıdır kavramlar.

Allah c.c., yarattığı canlı ve cansız hiçbir şeyi başı boş bırakmamış ve hepsine nasıl hareket edeceğini emretmiştir. Ancak insan oğluna irade-i cüziye vermiş ve bazı konularda serbest bırakmıştır ki o da inançtır.

Ancak iman eden mü’minler için Allah’ın kesin emirlerine uyma mecburiyeti vardır. Bu Konuda diğer insanlar gibi serbest hareket etme durumları yoktur. Bir müslümanın İslam’i inanç ve ameli öğrenmesi üzerine farzdır. Bunu öğrenirken de mutlaka sağlam kaynaktan öğrenmesi lazım gelir. Çünkü piyasada din tacirleri doludur ve insanı müslüman yapmak bir yana kıpkızıl kafir yapıyorlar neüzübillah…



بِسْمِ اللهِ اَلْحَمْدُ ِللهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ

[/size]
Rahmân ve Rahîm Allah'ın Adıyla
Allah’a hamd olsun. Salât ve selâm, kendisinden sonra Nebi gelmeyecek olan Muhammed (a.s) olsun

*

Çevrimdışı Erol Aydemir

  • 5
  • www.islamidusunce.net
Ynt: İslami Temel Kavramlar
« Yanıtla #1 : 01 Aralık 2021, 10:20:33 ÖÖ 10 »
Tevekkül​
[/size]
Tevekkülün ıstılâhî/terim anlamı ise: "Kişinin, şartlarını yerine getirerek, işlerini Allah Teâlâ'ya bırakması, bir işe başlarken sebeplere yapıştıktan sonra O'na güvenmesi; kalbin, her işte Allah'a îtimat etmesi, güvenmesidir."

Tevekkül, dine veya dünyaya ait herhangi bir hususta, alınacak bütün tedbirler alındıktan, konu ile ilgili tüm girişimler yapıldıktan sonra, o işin neticesinin Allah'a bırakılmasıdır. Tevekkül, insanın kendine yüklenen bütün görevleri yaptıktan sonra işin sonucunu Allah`a bırakması, O`nun yaratacağı neticeyi güven ve rızâ ile karşılayıp, insanlardan bir beklenti içerisinde olmaması; kısaca Allah`a güvenip, âkıbetinden endişe etmemesidir.

Tevekkül, kalbin Allah`a tam îtimat ve güveni, hatta başka güç kaynakları düşünmekten rahatsızlık duyması mânâsına gelir.

Bu ölçüde bir güven ve îtimat olmazsa, tevekkülden söz edilemez; kalp kapıları Allah`tan başkasına açık kaldığı sürece de hakîkî tevekküle ulaşılmaz.

Tariften de anlaşıldığı gibi tevekkül; müslümanın, yapacağı işlerde tüm zâhirî sebeplere sarılması, alınması gereken tedbirleri alması, çalışıp çabalaması, ama gönlünü bunlara bağlamayıp sadece Allah'a dayanmasıdır.

Tevekkül, hiç bir zaman, çalışmayı ve sebebe sarılmayı terkedip, "Allah'ın dediği olur" diyerek kenara çekilmek değildir. Nitekim Hz. Peygamber, devesini salıvererek Allah'a tevekkül ettiğini söyleyen bir bedeviye "Onu bağla da öyle tevekkül et." (Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme 60) buyurmuştur.

*

Çevrimdışı Erol Aydemir

  • 5
  • www.islamidusunce.net
Ynt: İslami Temel Kavramlar
« Yanıtla #2 : 01 Aralık 2021, 10:22:39 ÖÖ 10 »

Rububiyyet Tevhidi / Rabb Tevhidi​
[/size]
Adiy b. Hatim (r.anh) diyor ki:
"Ben, Rasulullahın yanına gittim. Boynumda altın'dan bir haç bulunuyordu. Bana dedi ki: "Ey Adiy, bu putu çıkarıp at." Ben onun, Tevbe suresinin 31. "Onlar, hahamlarını, papazlarını ve Meryemoğlu İsa Mesihi, Allah'tan başka rabler edindiler." âyetini okuduğunu işittim. Dedim ki: "Ey Allahın Rasulu biz onlara ibadet etmiyorduk ki."

Rasulullah da (a.s) buyurdu ki: "Dikkat edin, Yahudi ve Hristiyanlar, din adamlarına tapmıyorlardı. Fakat onlar, hahamlar ve papazlar kendilerine bir şeyi helal kılınca onu helal sayıyorlardı, bir şeyi haram kılınca da onu haram kabul ediyolardı. (İşte bu Allah’tan başkasını Rab edinmek demektir.)" (Tirmizi K. Tefsir el-Kur'ân sure 9 bab: 10, Hadis No: 3095)


Mevdudi şöyle der: "Bu hadis-i şerif, Allah'ın kitabına yetki tanımaksızın helal ve haramın sınırlarını belirleme yetkisini kendisinde görenlerin nefislerini ilah ve rabb ittihaz ettiklerini ve onlara kanun koyma yetkisi tanıyanların da onları rabbler edindiklerini göstermiş olmaktır. Onların,
a) Allah'a oğullar isnad etmek,
b) Kanunları yapma yetkisini Allah'tan başka kimselere vermekle itham edildiklerine ayrıca dikkat edilmesi gerekir.
Bu iki husus Allah'ın varlığına inansalar bile, onların O'na inandıklarına dair iddialarının inandırıcı olmadığını isbat eder.
Allah hakkındaki böyle yanlış bir kavrayış, mensuplarının Allah'a olan inançlarını anlamsız kılar." (Mevdudi, Tevhimu'l Kur'an, Tevbe 31 tefsiri)
Rububiyyet Tevhidi
Allah hakk subhanehu ve Teala alemlerin gerçek Rabbi olduğu için Rububiyyet sadece O’na aittir.
Bu konuda Allah’ın tevhidi farzdır.(yani inanmak mecburidir,yoksa Müslüman olmak çok zor)
Bütün bu ve diğer sıfatlarıyla Rububiyyet tamamen Yüce Allah aittir.
Allah’ın yarattıklarına bu sıfatları vermek veya başkalarında olduğuna inanmak şirktir.
Çünkü her yünüyle yaratan, her şeye malik ve sahibi O’dur.İşleri idare eden,öldüren ve dirilten ,ölüden diri,
diriden ölüyü çıkartan ,fayda ve zarar vermeye gücü yeten, yükselten ve alçaltan…O’dur.




Rububiyyet Tevhidin Manasını
Şimdi bu Rububiyyet Tevhidini tek tek kısaca Yazalım; gücümüz nispetinde.
Allah’ım hatalarından dolayı Senden beni af etmeni niyaz ederim. Amin Ya Muin.
• Terbiye eden
• Islah etmek
• Malik ve Sahip olmak
• Toplamak ve yığmak
• Mürebbilik-(bakmak,büyütmek ve gözetmek…)
• Sorumluluğu yüklenmek
• Taahhütte bulunmak
• Kemale erdirmek-tamamlamak
• İstediğini yapmak ve yaptırmak
• İşleri idare etmek,çekip çevirmek
• Sözünü geçirmek
• Rızık veren (yediren,içiren ve diğer nimetler)
• Şifa veren
• Fayda ve zarar veren
• Alçaltan ve yükselten
• Her şeyin üzerine kaim olmak
• Yücelik ve riyaset sahibi
• Barındıran ve sığılan tek merci
• Bir şeyi diğerine ilave edip bağlayan
• Din gününün tek sahibi
• Tüm alemlerin üzerinde tasarruf da bulunmak
• Öldüren,dirilten,ölüden diri,diriden ölüyü çıkaran
• Tasarruf yetkilerin tek sahibi
• İtaat edilen,İbadet edilen tek ma’bud
• Efendiliği ve üstünlüğü kabul edilen
• Otorite sahibi,etrafına toplanılan başkan
• Durumu düzelten ve ihtiyaçları karşılayan
• Hidayet veren
• Münşi (inşa eden-yani bir şeyi noksanlık noktasına getirinceye kadar bir halden diğer bir hale sokarak sürekli yaratan)


Bu Bilgilerin Derlendiği Kaynaklar ..:
Yusuf Kerimoğlu Kelimler Kavramlar Mevdudi Dört Terim Şamil Ansiklopedis Tasavvuf ve İslam Yöneliş Porf.İbrahim Sarmış Kitaplarından derlenmiştir

*

Çevrimdışı Erol Aydemir

  • 5
  • www.islamidusunce.net
Ynt: İslami Temel Kavramlar
« Yanıtla #3 : 01 Aralık 2021, 01:39:26 ÖS 13 »

Kelime-i Tevhid
"Allah ile birlikte başka bir ilâhı (yardıma) çağırma.O'ndan başka ilâh yoktur.O'nun zatından başka her şey helâk olacaktır.
Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz" (Kasas Suresi - 88)


Kelime-i Tevhidin kelime manası..: Lügat (sözlük) manası:

1)-bir şeyi tek bilmek
2)-Bir şeyin bir olduğuna kail olmak
3)-Hakkında tek bir olduğuna hüküm vermek
4)-Genelde ve özelde eşi, benzeri, ortağı olmayan için tevhid kelimesi kullanılır ki o da Allah için, kullanılır ve başkası için kullanmak pek muhaldir.
5)-Tevhîd birleştirme, birleme, bir olduğunu kabul etme ve bu şekilde inanma demektir.



Tevhid’in ıstılahi manası (İslam’i manası) ise:
YüceAllah’ın zatında, fiillerinde, sıfatlarında. isimlerinde eşi ve benzeri olmadığına, şeriki ve nezirde beri olduğuna iman etmekle beraber ibadette de O’nu birlemektir.
Yani ibadeti O’ndan başkasına yapmamak ve yalnız Allah'a tahsis etmektir.
Bir başka deyişle; Allah'tan başka ilâh olmadığına iman etmek, O'ndan başka Rab ve Ma'bud tanımamaktır.
İhtiva ettiği manaya gönülden inanarak "Lâilâhe illallah Muhammedun Rasûlüllah" sözünü söylemektir.
İşte "Allah'tan başka ilâh yoktur Muhammed Onun Rasûlüdür" anlamına gelen bu söze"Kelime-i Tevhîd" denir.


"Kelime-i Tevhîd" tüm semâvî dinlerin ortak inanç esaslarının temelini teşkil eder.
Bu temele dayanmayan inanışların ve ibadetlerin tümü batıldır, Allah'ın yanında makbul değildir.
Nitekim, Cenab-ı Allah'ın göndermiş olduğu elçilerinin tümüne vahyettiği ve insanlara
tebliğ edilmesini istediği en önemli husus, "Tevhîd" inancının esasını teşkil eden bu kutsal kelimedir.
Allah Hakk Subhanehu ve Teâlâ, Kur'ân-ı Kerîm'de, son elçisi Hz. Muhammed (s.a.s)'e hitaben:
"Senden önce hiçbir rasûl göndermedik ki ona;
Benden başka ilâh yoktur, şu halde bana kulluk edin, diye vahyetmiş olmayalım" (Enbiyâ Suresi/25) buyurmakla bu gerçeği dile getirmiştir.

Allah'tan başka ilâh tanımamak ve yalnızca O'na ibadet etmek tüm semâvî dinlerin ortak hedefidir. En güzel ifadesini "Kelime-i Tevhîd"de bulan bu husus, ehemmiyetine binaen,
hem Kur'ân-ı Kerîm'de, hem de Rasûlüllah (s.a.s.)'ın hadislerinde çokça zikredilmiştir.

Kur'ân'ı Kerim'de:
"Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayandır" (Bakara Suresi - 255)
"Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır, en güzel isimler O'na mahsustur" (Tâhâ Suresi - 8)
"O, sizin Rabbiniz Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. Her şeyin yaratıcısı O'dur" (En'âm Suresi - 102)
"Allah ile birlikte başka bir ilâh (yardıma) çağırma.O'ndan başka ilâh yoktur.O'nun zatından başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz" (Kasas Suresi -88)
buyurulmaktadır.

Rasûlüllah (s.a.s.)'ın hadislerinde de "Kelime-i Tevhid" le ilgili şu ifadelere rastlıyoruz:

"Her kim, Lâ ilâhe illâllâh der ve Allah'tan başka tapılan şeyleri reddederse, onun malına ve canına dokunmak haram olur. Hesabı da Allah'a kalmıştır" (Müslim, İman, 37).

Evet, "Kelime-i Tevhîd"; düşünce ve davranışlarda, şirkin her türlü pisliğinden arınmayı, sadece Allah'ın emirlerine boyun eğerek tâğûtun her çeşidini reddetmeyi gerektirir. Artık:

"Her kim tâğûtu reddedip Allah'a inanırsa, asla kopmayan, sağlam bir kulpa yapışmış olur" (el-Bakara, 2/256. Ayrıca bk. La ilaha illallah).(Şias-K.Tevhid Maddesi)

Allah size bunları (kur-an sünnet hükümetlerine uyup şirkten)sakınasınız ve ibadetle yalnız Allah`ahas kılasınız diye buyurmaktadır” (Enam Suresi-153)

Allah’ın zatı,fiilleri,sıfat ve isimleri konusunda selefin yolundan giden alimler (Allah rahmet etsi) Kur’an ayetlerine dayanarak Tevhid’i üç kısımda ele almışlardır.
Tevhid’in ıstılahi manası (İslam’i manası) ise:YüceAllah’ın zatında,fiillerinde,sıfatlarında.isimlerinde eşi ve benzeri olmadığına,şeriki ve nezirde beri olduğuna iman etmekle beraber ibadette de O’nu birlemektir.
Yani ibadeti O’ndan başkasına yapmamak ve yalnız Allah'a tahsis etmektir.
Bir başka deyişle; Allah'tan başka ilâh olmadığına iman etmek, O'ndan başka Rab ve Ma'bud tanımamaktır.
İhtiva ettiği manaya gönülden inanarak "Lâilâhe illallah Muhammedun Rasûlüllah" sözünü söylemektir.
İşte "Allah'tan başka ilâh yoktur Muhammed Onun Rasûlüdür" anlamına gelen bu söze"Kelime-i Tevhîd" denir.


Az önce yukarıda gecen yalınızca Allah’a ait olan zatı,fiilleri,sıfat ve isimler ve ibadet ne demektir,bunlar kısaca değinelim.Belki ileride bu konulara çok geniş yer vereceği ama burada kısaca değinmekte fayda vardır.

Allah’ın zatında bir olması;Bu konu iki başlık altında anlatılır (kısaca değinelim).



1)-Allah subhanehu ve teala mürekkep değildir.Yani iki veya daha çok cüzlerden-parçalardan-bölümlerden tekerrüp eden,muayyen ve mahdut(sınırlı) bir miktardan ibaret değildir.Mürekkep olan bir şey cüzlerine ve cüzleri birleştiren bir kuvvete muhtaçtır.Halbuki Allah Hakk subhanehu ve teala vacip ul vücut olup başkasına ihtiyaçtan,cismi yet gerektiren miktardan beri ve subhandır.


2)-Allah Hakk subhanehu ve teala nezirden,Ona benzeyen ortaklardan beri ve münezzehtir.Allah c.c. birdir.Varlığı vaciptir.Tevhid inancının zorunlu olduğu ve akide de ihtilafın yeri olmadığı Kur’an-la sabittir.


“(Ey Habibim) De ki: O Allah birdir.Allah sameddir.(İhlas Suresi -1-2) hükmünden sonra gelen ayetlerde bu birliğin hangi yönlerden olduğu sorusuna bazı cevapları beyan etmektedir.
”Hiçbir kimseyi doğurmamıştır(dilediğini yaratmıştır,yoktan var etmiştir). Hiç bir kimsede O’nu doğurmamıştır.( O Vacip ul Vücuttur.)
O’na benzeyen de hiçbir şey yoktur. (O Zatında da birdir)”(İhlas Suresi -3-4)
Bu ayetin mealinden de anlaşılacağı üzere Allah’ın kainatın tek yaratıcısı olmada birliği ile Ona benzeyen her hangi bir şeyin bulunmaması hükümlerine dikkat edilirse O’nun birliği zatında, fiillerinde ve sıfatlarında görülür.
Misal: Allah’ın c.c. ilmi, ezeli ve ebedi olup her şeyi kuşatmıştır. Kulun ki ise hadistir. Yani fani, mahdut ve daima değişkendir. Allah’ın zatı hakkında kısaca buları anlata bildik.



Allah’ın fiillerinde bir olmasının kısaca manası ise:O’nun her şeyi yoktan yaratarak onları rızıklandırması,yaşatması,öldürmesi,v.d…v.d… demektir.Çünkü bu alemin ve her şeyin var olmasında hakiki müessir Allah azze ve celle dir.


İbadette Allah’ı birlemek ise;insanların ve cinlerin Allah a karşı kayıtsız ve şartsız,pazarlık yapmadan boyun eğmesi,O’na itaat etmesi,kendi hürriyet ve bağımsızlığından feragat etmesi,O’nun karşısında her türlü isyanı terk etmesi ve tam bir teslimiyetle Allah’a baş eğmesidir.



“Bu benim dosdoğru yolumdur.Ona uyun.Başka yola uymayın(eğer başka yollara uyarsanız).O zaman Allah ın yolundan sapmış (Tevhid den İslam yolundan çıkmış)olursunuz


Allah size bunları (kur-an sünnet hükümlerini şirkten) sakınasınız (ve ibadetle yalnız Allah'a Has kılasınız diye buyurmaktadır”(Enam Suresi 153)

*

Çevrimdışı Erol Aydemir

  • 5
  • www.islamidusunce.net
Ynt: İslami Temel Kavramlar
« Yanıtla #4 : 01 Aralık 2021, 01:40:52 ÖS 13 »

Tarihte Tevhid Mücadelesine Küçük Bir Bakış


İnsanlık tarihi,ilk insan ve ilk Nebi Adem (as) ile başlamıştır.
Bu gün yeryüzünde yaşayan bütün insanların ceddi,atası Adem (as)dır.
Bilim adına ortaya atılan insanlık tarihi tamamen yalan ve temeli ateizme dayalıdır.
Laik ve dinsiz tarihçilerin yazdığı ve insanın atasının maymun olduğunu iddia edecek kadar ileri giden,bu yalancı aşağılık domuzun ve maymunun çocuklarının sözüne inanacak olursak Allah korusun bizde onlar gibi dinsiz ve laik oluruz.
Halbuki Kur’an-ı Kerimde insanın yaratılışı konu edilmiş ve uzun uzun anlatmıştır



Yoksa laik,demokrat ve ateist kafalı tarihçilerin uydurması olan karanlık çağ,ilk çağ,orta çağ,yeni çağ ve yakın çağ biçiminde izaha çalışılan insanlık tarihine bir müslümanın inanması mümkün değildir. Çünkü kendisine Resul vasıtasıyla vahiy yolu ile ilk insana ait bilgiler verilmişidir.
Hatta dünya yaratılmadan önce ki durum hakkında da kendisine kesin bilgiler vahiy yolu ile bilgilendirilmiştir.



Bir mü’min,insanlık hayatı ve tarihi de karanlık bir dönemin varlığını kabul ettiği taktirde,kendisine vahiy yolu ile bildirilen gerçekleri reddetmiş demektir.”İşte halkı müslüman olan ülkelerde yaygın olan şirkin bir kaynağında bu tür tarih inancı yatmaktadır.
Mü’minlerin,kafirler tarafından üretilen sahte tarih ve putlara karşı dura bilmek için Kur’an-ın insanı nasıl yaratıldığını ve sınıflandırdığını çok iyi bilmesi ve kavraması gerekmektedir.

Kur’an-da insanlar renklerine,dillerine,ırklarına,sosyal yapılarına,kültürüne ve iktisadi durumlarına göre ayrım yapmaz.
Ancak inancına bakar.O da ya kafir yada mü’min olarak iki kutuba ayırır.Zaten tarihte bütün insanlar bu iki sınıf üzerinde bulunmuşlardır.
Aynı zamanda Kur’an kıssalar yoluyla bu iki sınıfı,yani hak ve batıl mücadelesini tüm dünyaya anlatmaktadır.



Allah (c.c) yarattığı canlı ve cansız hiçbir şeyi başı boş bırakmamış ve hepsine nasıl hareket edeceğini emretmiştir.
Ancak insan oğluna irade-i cüziye vermiş ve bazı konularda serbest bırakmıştır ki o da inançtır… Ancak iman eden mü’minler için,Allah’ın kesin emirlerine uyma mecburiyeti vardır. Bu Konuda diğer insanlar gibi serbest hareket etme durumları yoktur. Bir müslümanın İslam’i inanç ve ameli öğrenmesi icabetmektedir...



Bütün Nebi ve Resuller kavimlerini Allah’ı bir Rabb tevhidi ile beraber göklerin ve yerin bir ilah olduğuna iman etmeye ve onaylamaya davet etmişlerdir.
Yaratanda yönetende Allah'tır davetinde israr edercesine davet etmişlerdir.
Yine ümmetlerini ibadette de Allah’ı birlemeye çağırmışlar ve tebliğlerini hep bu nokta da yoğunlaştırmışlardır.
“Bütün Nebiler ve Resuller her yerde ve her zaman ilk davetleri ve en büyük hedefleri Allah hakkında insanların inançlarını,kul ile rabbi arasındaki ilişkilerini tashih etmek,her nevi ibadeti yalnız Allah adına ve Allah’a yapmak,insana fayda ve zarar verenin Allah olduğuna,sığınmada yardım istemede ve dua yapmakta aracı kullanmadan v.s. gibi ibadetlerin yalnız Allah’ın müstahak olduğunu ilan etmektir.

Ayrıca Nebi ve Resullerin davet hamleleri her şeyden önce çağlarındaki taktise edilen ölülere ve salih kişilere,senam ve putlara gösterilen saygı,sevgi,saygı duruşu, çelenk koyma ibadetini,dilek ve istek de bulunmayı,adak sunmayı,adakta bulunmayı,Allah’tan istemesi gerekirken yatırlarda ve türbelerden istenenleri v.s…gibi ibadetleri ve ibadet şekillerini ortadan kaldırmak ve yalnızca bu insanları ibadet için Allah’a yöneltmek ve tevhitlerini düzeltmek,insanın Allah’la ilişkilerini,insanın dünyayla ilişkilerini,insanın ahiretle ilişkilerini,insanın insanla ilişkilerini v.s…düzeltmeye yöneliktir..



Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki biz, "Allah'a kulluk edin ve Tâğut'tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik.
Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde gezin de görün, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur! (Nahl Suresi -36)


“Yararlandığınız her nimet Allah’tandır.
Sonra başınıza bir sıkıntı(keder ve musibet) gelince yalnız O'na yalvarırsınız. Arkasından sıkıntınızı giderince, içinizden bazıları hemen Rabblerine ortak koşarlar” (Nahl Suresi -53-54)


“İman edenler ve bu imanlarına zulüm karıştırmayanlar var ya, güven işte onlar içindir, doğru yolda olanlar onlardır.”
(Enam Suresi -82)


“Elif. Lâm. Râ. (Bu sana indirilen), hikmet sahibi (ve) her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından âyetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. (De ki: Bu Kitap) "Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için (indirildi).
Şüphesiz ki ben, onun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim. … Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. (Bunların) hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz' da) dır.” (Hud Suresi -1-6)


“De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahy edilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım. De ki: Hiç düşündünüz mü ?...” (Ahkaf Suresi -9-10)



Peygamberlerin uyarılarını dikkate almayan insanlar, kendi inançlarında ısrar etmişler. Allah’tan (c.c) başka ilâhlar edinerek, onlara tapınmaya devam etmişlerdir. Nitekim Allah'u Teâlâ Kur'an-ı Kerim'de bu kavimler hakkında şöyle buyurmaktadır: "Onlar, kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye, Allah'tan başka sahte ilâhlar edindiler" (Meryem Suresi 19/81).


"Onlar, Allah'ı bırakıp, güya kendileri yardım(a mahzar) edilecekler ümidi ile mabudlar edindiler" (Yâsin Suresi 36/74).


Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere cahiliye devri insanları kendileri için ilâh olabileceğine inandıkları nesnelerin şiddet ve sıkıntı anlarında koruyucu olduklarını, onların etrafında toplandıklarında yeminlerinden vazgeçmekten doğabilecek sorumluluktan bir takım korkulardan kendilerini emin kılabileceklerini zannediyorlardı.


"Allah'ı bırakıp taptıkları yalancı ilâhlar, rabbinin azap emri geldiği zaman onlara hiçbir fayda sağlamadı, ziyanlarını arttırmaktan başka bir işe yaramadı " (Hûd Suresi 11/101).


"Halbuki Allah'ı bırakıp da çağırdıkları şeyler hiçbir şeyi yaratamazlar. Onların kendileri yaratılıp duruyorlar. Onlar diriler değil ölülerdir. Ne zaman dirileceklerine de şuurları yoktur. Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. (en-Nahl Suresi 16/20-22).


"Allah ile birlikte başka bir ilâh edinip tapma. Ondan başka hiç bir ilâh yok" (el-Kasas Suresi 28/88).


"Allah'tan başkasına tapanlar dahi gerçekte Allah'a eş tuttukları ortaklara tabi olmuyorlar. Onlar kuru zandan başkasına uymuyorlar, onlar ancak yalandan başkasını söylemiyorlar" (Yûnus Suresi - 10)


“Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: "Ben (dedi), sizin için apaçık bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına tapmayın…” (Hud Suresi -25-26)



İlk Sosyal Haytın Başlaması


Adem Babamız ve Hava Annemiz yeryüzüne indirilditen sonra sosyal hayat başlamış oldu .Zaten Ademoğullarının yaşamsına müsait olarak yaratılan yeryüzü de Adem'e ve Havva'ya ev sahipliği yapmış bütün nesillerinde yapmaktadır. Başka insanlar atasını değiştirse de bizim atamız ADEM (a.s) dır



İslam’ın temel hedefi insanın hayatını,düşüncesini ve inancını küfür ve şirkten temizlemesidir. İnsanın sosyal yaşantısını ve ibadetlerini Allah c.c. rızasına uygun biçimde düzenlenmesidir.Bunun gerçekleşebilmesi için,insanların zaaflarını yenmelerini ve sürekli mücadele içinde bulunmaları gerekmektedir.



Kur’an-ı Kerim’de bütün Resuller ve Nebiler kavimlerini çağırdığı dinin adı İslam ve bu dine iman eden insanların adı da müslümandır.
Ve Allah’ın peygamber olarak seçtikleri de hep aynı kelimeye insanları davet etmelerdir.
O da “LA İLAHE İLLALLAH” Buna da tevhit akidesi ile izah etmek mümkündür.



Çünkü Allah c.c. insanları İslam fıtratı üzere yaratmıştır. Dünyanın neresinde ve hangi bölgesinde doğarsa doğsun o çocuk mutlak İslam fıtratı üzere doğduğunu Resulullah (as) bize bildirmiştir.şöyle ki: “Hiçbir çocuk yoktur ki İslam fıtratı üzere doğmuş olmasın. Sonra onu ebeveyni ya Yahudi ya Hıristiyan ya Mecusi ya da müşrik yapar. Nihayet o çocuk büyür bunu dili ile açıklar. Ya şükredenlerden ya da küfredenlerden olur.”diye buyurmuştur. (Müslim:Kader;c:10,s.6854.hn:2658—Buhari:c:4,s,529,hn;664)



Bu itibarla insan oğlunun,hem aklında hem de sulbünde (genlerinde) tevhid inancı vardır.
Yani Allah’ı birleme ve var olduğuna,yaratıcı olduğuna,öldüren ve dirilten olduğuna,rızık veren olduğuna v.d…v.d…inancı varadır.
Bu doğuştan gelen bir inançtır.
Velakin bu inancı şirke bulaştırmadan ve ibadetin nasıl yapılacağını bilemediği,aynı zamanda sosyal,siyasal,ekonomi,askeri v.s…alanlarda dahil nasıl hayat sürdürülmesi gerektiğini elçileri aracılığı ile bildirmiştir.


Bu Bilgilerin Derlendiği Kaynaklar ..:
Kur'an'da Tevhid,M.Kubat Şafak y.e.
Dört Terim Mevdudi Beyan y.e.
Kelimeler ve Kavramlar Yusuf Kerimoğlu İnkılap y.e'Dan faydalanarak hazırlanmıştır.
Derleğen EBUBEKİR YASİN Kuran ve Sunnetin aydınlığında buluşmak ümidi ile…