Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
Tarih / Ynt: Peygamber Sonrası Dönem Değerlendirmesi
« Son İleti Gönderen: maxpayna Dün, 00:07:36 »

serbestiyet sitesinden yazarın yazıları kaldırılmış.
şimdilik alttaki sitede mevcut

https://marmarayerelhaber.com/Serdar-KAYA

2
Allah Kur’an da, Resulünün bizler için örnek olduğunu söyler. Bizlerinde bir Müslüman olarak, aynı özellikleri taşımamız tavsiyesinde bulunur. SİZCE ALLAH, RESULÜNÜ BİZLERE ÖRNEK GÖSTERMEKLE, NEYİ KAST EDİYOR OLABİLİR? Çünkü günümüz İslam inancında, Allah ın bu tavsiyesine öyle bir anlam yüklüyorlar ve bakın Peygamberimizin bizlere örnek oluşu, onun sünneti yani hadislerini hayata geçirmektir şeklinde anlatılıyor. Dini KUR’AN VE SÜNNET ile yaşamalıyız, yoksa Kur’an anlaşılmaz boşlukta kalır inancını savunuyorlar. Sizce Allah Ahzab suresi 21. ayetinde bizlere, Resulünün hangi özelliğini örnek gösteriyor olabilir?

Ahzab 21: Andolsun, ALLAH’IN RESULÜNDE sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR. (Diyanet meali)

Önce şunu söylemek isterim.  ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEK OLUŞU, ONUN HAYATA BAKIŞI, İNSANLARA KARŞI DAVRANIŞI VE DOĞRULARI ARAYIŞ ŞEKLİ İLE ALLAH BİZLERE RESULÜNÜ ÖRNEK GÖSTERİYOR. Yoksa bıraktığı sakal, giydiği elbise ya da sevdiği yemekler bizlere örnek gösterilmiyor. Ayrıca Allah ın Resulü, Allah ayetleri açıklamamış ya da detaylandırmamış da, Resulü ayetleri detaylandırıp yaşanır hale getiriyor değildir. Bunu söylemek ve düşünmek, Allah ın kitabına dinine yapılacak en büyük saygısızlıktır. Allah hiç kimseye muhtaç olmayalım diye, ayetleri nice örneklerle açıkladık, detaylandırdık kolaylaştırdık, Kur’an ı açıklamak bizim görevimiz diyorsa Kur’an da, lütfen bunun aksini söyleyenlere itibar etmeyelim, Allah a ve kitabına şirk koşanlardan oluruz. ALLAH IN RESULÜNÜN BİZLERE ÖRNEK OLUŞUNU LÜTFEN DOĞRU ANLAYALIM, YOKSA ŞEYTANLAŞMIŞ İNSANLARIN TUZAĞINA DÜŞERİZ.

Bu durumda Allah, bizlere Resulünün örnek oluşu konusunda, Kur’an dan nasıl bilgiler veriyor, gelin ona bakalım. Resulün örnek oluşunu eğer Kur’an dan değil de rivayetlerden anlamaya öğrenmeye çalışırsak, İmanımızın daha başında, yanlış bir yol izlemiş oluruz. Öğrendiğimiz bilgilerin doğruluğundan da asla emin olamayız. Çünkü bizler Allah ın Resulünün nasıl bir hayat yaşadığına şahit olamadık, onun içinde onun bizler için örnek oluşunu doğru anlamak istiyorsak, bu örnekliği mutlaka Kur’an dan öğrenmeliyiz. Önce şunu hatırlatma isterim. ALLAH ÖYLE BİR RESUL SEÇMİŞ OLMALI Kİ KENDİSİNE, KUR’AN DA EMRETTİKLERİNİ, HAYATINA GEÇİREN VE BİZZAT YAŞAYAN BİRİSİ OLMALI.

Allah kitap Ehlinin yaptığı yanlışları anlamaları için önce, deki kullarıma diyerek kendisinin bizler gibi bir insan olduğunu, bizlerden hiçbir farkı olmadığını birçok ayette özellikle tebliğ ediyor. Demek ki Allah ın Resulü bizler gibi bir insan. Resulünün en önemli özelliğinden bahsederken, kalem suresi 4. ayetinde bakın ne diyor. “SEN ELBETTE YÜCE BİR AHLAK ÜZERESİN.” (Kalem 4) Demek ki bizler için Allah ın Resulünde en önemli örneklik, güzel bir ahlak üzerinde olması. Bizler sizce bu örnekliğin den istifade ediyor ve iyi ahlak sahibi olmaya çalışıyor muyuz? Yoksa hepsi sözde kalıyor, nefsimize yenik mi düşüyoruz? Yine Allah ın Resulünün çok önemli örnekliğin den, bakın Allah nasıl bahsediyor.     

“Andolsun size kendinizden öyle bir Resul gelmiştir ki, SİZİN SIKINTIYA UĞRAMANIZ ONA ÇOK AĞIR GELİR. O, SİZE ÇOK DÜŞKÜNDÜR; MÜMİNLERE KARŞI ÇOK ŞEFKATLİDİR, MERHAMETLİDİR.” (Tevbe 128)

İşte Allah ın Resulünün, bizler için çok önemli örnek oluşundaki vasıfları. Kendisi dışında, din kardeşlerinin sıkıntıya düşmesinden çok üzüntü duyuyor. İman edenlere karşı Allah ın Resulü çok düşkün, şefkatli ve merhametli olduğu örneği veriliyor. Ne dersiniz bizler Müslümanlar olarak, Allah ın Resulünün bu örnekliğin den istifade ediyor ve bir birimize aynı duyguları taşıyor muyuz, yoksa Allah ın dinde sakın bölünmeyin emrine gözlerimizi yumarak bölündük parçalandık ve aynı kitaba, Resule iman ettiğimiz halde, bir birimize düşman olduk ve bir birimizi öldürüyor muyuz yoksa ne dersiniz? Ne yazık i bizler, Resulün örnek alınmasındaki gerçeklerin üzerini örttüğümüz için, kendi uydurduklarımızı Resule atfediyor ve rivayetlerin yarattığı sanal-hayali bir örneklik yaratıyoruz. Tabi böyle olunca sonuç ortada. Allah ın Elçisinin İslam ı yaşamasına, çok önemli bir ayeti hatırlatmak istiyorum. Bakın Peygamberimiz İslam ı nasıl yaşıyor muş.

Araf 203: Onlara bir ayet getirmediğin zaman, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” DERLER. De ki: “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.” (Bayraktar Bayraklı)

Bakın Allah ın Resulü, nasıl bir iman üzerineymiş. Kitap Ehli Peygamberimize dini konularda bir soru sorduğunda, O konu hakkında bilgisi yoksa, Allah dan vahiy beklediğini görüyoruz. Bu durumda Kitap Ehli kendisine, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” dediklerinde verdiği örnek, bizler için çok önemli bir ders olmalı ve bizler bu örnekliğin den dikkatle istifa de etmeliyiz. ÇÜNKÜ KİTAP EHLİNİN İNANCI, KENDİ İÇLERİNDEN EDİNDİKLERİ RUHBANLAR, DİNİ KONULARDA İSTEDİKLERİ GİBİ HÜKÜMLER KOYABİLİYORLARDI VE PEYGAMBERİMİZDEN DE BUNU İSTİYORLARDI. Bakın Ne diyor Peygamberimiz.” “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM.” Peki, bizler Allah ın Resulünün bu örnek davranışını, hayatımıza geçiriyor muyuz? Elbette her konuda olduğu gibi, bunu da görmek bile istemiyoruz ve diyoruz ki, “NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACI MIYDI.” Söyleyecek o kadar çok şey var ki, Allah cümlemizi ıslah etsin.

Allah ın Elçisi bizler için gerçekten çok önemli özelliklere sahipti ama bizler bu örnekliği ne yazık ki Kur’an dan değil, doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetlerden öğrenmenin yolunu seçtik. Öyle olunca da yanlışları, doğruları ayıramaz olduk. Ali İmran 159. ayette Allah, bakın Resulünün hangi özelliklerinden bahsediyor.

Ali İmran 159: O zaman Allah’tan bir rahmet olarak, ONLARA YUMUŞAK DAVRANDIN! Şayet sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından ayrılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet; bağışlanmaları için dua et; İŞ HAKKINDA ONLARA DANIŞ. Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. ÇÜNKÜ ALLAH KENDİSİNE DAYANIP GÜVENENLERİ SEVER. (Bayraktar Bayraklı)

Demek ki Allah ın Resulü, iman etmeyenlere karşı bile yumuşak ve hoş görüyle davranıyormuş. Peki, bizler bu örnekliğin den ders aldık mı? Ne yazık ki hayır. İman eden Müslümanlar kendi arasında bile bu saygıyı ve yumuşaklığı bir birine göstermiyorlar. Birbirine yumuşak davranmayı bırakın, kaba, saba hakaretlerle bir birini öldürmekten bile çekinmiyorlar. SİZCE BİZLER BU DURUMDA, ALLAH IN RESULÜNÜN ÖRNEKLİĞİN DEN, İSTİFADE EDİYOR OLABİLİR MİYİZ? Çok daha ilginci kendisine inanmadıkları halde, onların doğru yola ulaşmaları için Allah dua etmesini söyledikten sonra bahsettiği konu çok önemli. “İŞ HAKKINDA ONLARA DA DANIŞ.” Devleti yönetirken birlikte yaşadığınız, sana iman etmeyen O kitap ehlinin de bazı konularda, onlarında düşüncelerini al ve ondan sonra karar ver diyor. Elbette Allah ın Elçisi de böyle yapıyor. PEKİ BİZLER, PEYGAMBERİMİZİN BU ÖZELLİKLERİNDEN DE İSTİFADE EDİYOR MUYUZ?

Allah ın Elçisi toplumda saygın ve güvenilir bir insandı. Özellikle onun şahitliğine, düşüncelerine başvurulurdu. Çok ilginç olan ise Peygamberimizin Kitap Ehline tabi olmayıp ÜMMİ oluşudur. Allah İsra suresi 74–75. ayetlerinde, RESULÜNÜN SEBATKÂR, SABIRLI BİR İNSAN OLDUĞUNDAN BAHSEDER.  Batıldan ve hurafeden uzak gerçeklerin, doğrunun arayışında olduğunu da bizlere Kur’an da bildirir. Peki, sizler hiç Allah ın Resulünün, Kur’an da bir çok ayette bahsedildiği ÜMMİ OLUŞUNUN, BİZLER İÇİN ÖRNEK OLUP OLMADIĞINDAN BAHSEDİLDİĞİNİ GÖRDÜNÜZ, YA DA DUYDUNUZ MU? Duymanız mümkün değil, gerçek ortaya çıkmasın diye ümmi kelimesine, okuma yazma bilmeyen anlamı verilerek, gerçek ne yazık ki örtülmüştür. Sizce Peygamberimizin ümmi oluşundan, hiç mi ders, örnek almamız gerekmiyor? Neden Allah Kitap Ehlinin arasından değil de, ÜMMİLERİN ARASINDAN RESUL SEÇMİŞ OLABİLİR?

Çünkü bundan bahsetmek, geleneksel İslam inancının anlayışına, inancına ters düşer de ondan. Hâlbuki ÜMMİ nin anlamı, Kitap ehline tabi olmayan anlamındadır Kur’an da. Hatta Şura suresi 52. ayetinde Allah, Elçisinin Ümmi oluşunun anlamını bizlere anlatmak için ne demişti hatırlayalım. “SEN DAHA ÖNCE KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN.” Diyerek seni doğru yola biz ilettik diye bilgi verir. Peki, Allah böyle bir insanı neden Elçi olarak gönderdi? Bunda alacağımız bir ders, GÜZEL BİR ÖRNEKLİK YOK MU SİZCE?

Elbette çok önemli bir örnek var ama yaşadığımız, geleneksel İslam anlayışının, mezheplerin öğretisinin hiç işine gelmediği için, gündeme bile getirilmiyor.  Peygamberimiz belki hiçbir kitap Ehline tabi değildi ama doğrunun ve gerçeklerin arayışında bir insandı. KİTAP EHLİNİN, GERÇEK İMAN ÜZERİNDE OLMADIKLARINI FARK ETTİĞİ İÇİN, BATIL VE RİVAYETLERE TABİ OLMAKTANSA, ONLARDAN UZAK GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLMANIN, DAHA DOĞRU OLACAĞI BİLİNCİYLE, SÜREKLİ YÜZÜNÜ GÖKYÜZÜNE DÖNEREK, ALLAH A YALVARIYOR VE KENDİSİNİN DOĞRU BİR YOL ÜZERİNDE OLMASI İÇİN DUA ETTİĞİNİ DE YİNE, KUR’AN DAN ÖĞRENİYORUZ.

DEMEK Kİ ALLAH KATINDA, BATILA VE SANIYA TABİ OLMAKTANSA, GERÇEKLERİN VE DOĞRUNUN ARAYIŞINDA OLMAK, ALLAH KATINDA DAHA DOĞRU MAKBUL BİR DAVRANIŞ.

Değerli kardeşlerim. Allah ın Resulünde, bizler için çok güzel örnekler var. Lütfen onu rivayet ve sanı bilgilerden değil, ALLAH IN NURU KUR’AN DAN ÖĞRENELİM. Bizleri Allah ile aldatanların tuzağına düşmek istemiyorsak, emanetimizi teslim etmeden önce, elimizden geldiğince, kitap ehlinin durumuna düşen günümüz İslam inancını sorgulayalım ve batıla hurafeye tabi olmaktansa, elimizin altında Allah ın korumasın da ki Kur’an ın ipine sarılalım. İnanın bizleri en doğruya ulaştıracak, yalnız Kur’an dır.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
3
Programlar / Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça DEV sözlük
« Son İleti Gönderen: Nasır 30 Nisan 2021, 10:52:27 ÖÖ 10 »
 Arapça-Türkçe , Türkçe-Arapça, Arapça-Arapça Lügat / Sözlük / Kamus
Tek lugatta 3 tür arama yapma mümkündür. Aranan Arapça kelimenin müradifi, zıttı, Arapça ve Türkçe manası çıkmaktadır.
Aranan Türkçe kelimenin de Arapçası çıkmaktadır. Hepsi bir arada olmaktadır.
Favorilere ekleme ve favorilerin çıktısını almak için word dosyasına kaydetmek
mümkündür.
*347692 kayıt bulunmaktadır
*arama için tab yerine enter da kullanılabilir.
*favorileri kaydettikten sonra dosyayı açın ve farklı kaydedin.
*joker karakter yerine % kullanılabilir. (% karakteri herhangi bir karakter yerine kullanılabilir. hiçbir karakter yerine de...)
Ayrıca _ karakteri de kullanılabilir. Bu herhangi bir ‘tek’ karakter içindir.
*İnternet bağlantısı gerekmez.
Bilgisayar için hazırlanmış en geniş Arapça-Türkçe, Türkçe-Arapça sözlük. 3.2 sürümü

https://disk.yandex.com.tr/d/cVeXXy0Jgvw2vg
4
GÜNDEM / NEDEN İRAN?…
« Son İleti Gönderen: Ahirzaman 26 Nisan 2021, 06:34:31 ÖS 18 »
Ya İslam’a olan düşmanlıklarından ya da İslam düşmanlarının propagandalarından etkilendikleri için İslam İnkılabı’na düşman olan, onun karşı safında yer almaya niyetlenenlerin, İnkılabı sevenlere, İmam’a itaat edenlere sordukları ilk sorulardan biridir “Neden İran?” sorusu. İçi boş ve sığ bir soru olmasına rağmen kimileri mal bulmuş mağribi gibi sarılırlar bu soruya ve hemen ardından hiçbir tarihi ve bölgesel hakikate dayanmayan diğer itirazlarını ileri sürerler. İşte biz de bu yazımızda biz bu sorulara ve buna benzer şekilde üretilmiş olan ve hemen hepimizin sosyal medya vb. ortamlarda karşılaştığımız itirazlara cevap vermeye çalışacağız.

Öncelikle “Neden İran?” sorusunun cevabından başlamak istiyoruz. Bu soru, hakkı ve hakikati arayıp bulmak isteyenlerce sorulmuşsa cevabı oldukça kolay olan, ama hakkı bulmak amacıyla değil de onunla mücadele etmek ve ellerindeki batılı hak olarak lanse etmek isteyenlerce sorulmuşsa, ayet ve hadislerle izah etseniz bile, hatta mucizeler gösterseniz dahi ikna edici bir cevabı olmayan bir sorudur. Bu yüzden soruyu soranın psikolojik yapısını, hangi safta bulunduğunu ve bu soruyu sorma amacını iyi tahlil etmek gerekir. Biz sorunun içinde barındırdığı çelişkileri ve tarihsel alt yapısını irdeleyerek cevap vermeye çalışacağız.

Bu bağlamda bize göre “Neden İran?” sorusu, özellikle Kur’an’da defaatle kendilerinden ve sapmalarından söz edilmiş olan “siyonist” Yahudilerin, Peygamberleri a.s. inkar için kullandıkları bütün argümanları  ve hakka sırtını dönmenin bahanesini oluşturan bütün itirazları içinde barındırmaktadır. Bu soru aslında kibrin, hasedin, hakka olan düşmanlığın, nifağın ve inadın bütün boyutlarının yansımasıdır. Çünkü, hakkı arayan birinin o hakla karşılaştığında onda eksik bulma gayretine girmeyeceği gün gibi açıktır ki zaten arasa da bulamayacağı için onun hak olduğunu hemen kabullenecektir. Ama derdi hak olmayanın ilk işi “buzağının rengini, beneklerini, yaşını ve hatta boynuzunu ” sormak, berrak olanı bulanıklaştırmaya çalışmaktır. Ki bu da siyonist mantığının en temel özelliğidir.

Malumunuzdur ki Medine Yahudileri, Medine’ye geleceğini bildikleri peygambere tabi olmak için oraya göç etmiş ve bu peygamber geldiğinde müşriklerden intikam alacaklarını onlara sürekli olarak tekrar etmiş olan Yahudilerdi. Bunlar, görünüşte hak için, hakka ulaşmak için yerlerini terketmiş olan hak aşıklarıydı. Ama önemli bir sorun vardı oda bunlar hakka şartlı olarak bağlıydılar ve Peygamberin kendi kavimlerinden olmasını bekliyorlardı. Ve bu yüzden de bekledikleri Peygamber s.a.a zuhur edip şehirlerine hicret ettiğinde O’na s.a.a. ilk karşı çıkan ve O’nu s.a.a. ilk inkar eden bunlar oldu. Oysa bu Yahudiler Kur’an’ın tabiriyle Resulullah’ı s.a.a. “kendi çocuklarını tanıdıklarından daha iyi tanıyorlardı” ve zaten bu Yahudilerin anlattıklarından dolayı Medine’deki müşrikler Resulullah’ın s.a.a çağrısını duyunca hemen iman etmişlerdi. Ama Yahudiler, “Neden bir arap peygamber oluyor? Peygamberlik Yahudilerin hakkıdır” türünden itirazlarla hakka sırtlarını dönüyorlardı.

Bu, Yahudilerin (siyonist olanların) ilk inkarı da değildi. Onlar bütün Peygamberlerine a.s. hep bu minvalde itiraz etmiş, ya soylarını beğenmeyip “neden o soydan peygamber geldi ki?” diyerek peygamberliği kendi soylarına has kabul etmişler, ya da zenginlik veya fakirliğini beyan edip Allah’ın c.c. her seçimine “neden?” itirazıyla karşı çıkmışlardı. Tıpkı şeytan gibi Yahudiler de “neden” sorusunu kibirlerini dışa yansıtmak için kullanmışlardı. Bugün İslam İnkılabına yönelik “neden” sorusunun temelinde işte bu gerçek yatmaktadır.  Bu yüzden itirazın hedefi hakkı bulmak değil, onunla mücadele etmek ve onu inkar etmektir aslında ve bu “neden”, “keşke olmasaydı”yı içinde barındırmaktadır.

Biz de buna karşı “neden olmasın? “diye soruyoruz şimdi. Hakikaten “neden olmasın?” Neden İslam İnkılabı’nı sevmeyelim? Neden İran’da gerçekleşen İslam İnkılabı’na gönül vermeyelim, takip etmeyelim, desteklemeyelim? Hakkın, Allah’ın c.c. tayin ettiği bir coğrafyası mı var? Hak, sadece bir coğrafyanın veya bir ırkın esiri midir? Allah c.c. bir kavmi diğerine üstün mü yaratmıştır? Üstünlük bireylerde olduğu gibi halklarda da “takva” ile değil midir? Bir insan hakkı arıyorsa ve o hak kendi coğrafyasında değil de başka bir coğrafya da zuhur etmişse ona sırtını mı dönmelidir? Yoksa hak, insanların heva ve heveslerinden bağımsız olarak hak edenin temsil ettiği bir nur mudur? Hakkı elde etmek için gayret gösterenlere o hak Allah’ın bir lütfu değil midir? Mesela Peygamberimiz s.a.a Arap yarımadasında zuhur etti diye İran’dakilerin veya ve Anadolu’dakilerin O’nu s.a.a. inkar etme hakları var mıdır? Ya da Mekke’deki Peygamberi Medine’dekiler “neden Mekke? ” diye red mi etmişlerdir?

Bu sorular uzar gider ve akıl sağlığı yerinde, niyeti halis olan biri bunların cevabını gereği gibi verebilir elbette. Ama “neden İran?” diyenlere İran’ın İslam İnkılabı olduğunu, İslami hükümleri “anayasa” kabul ettiğini, Allah’ın c.c. haramlarını yasakladığını, bu minvalde içki, kumar ve fuhşun icrasının, üretilmesinin yasak olduğunu, yeryüzünün tüm mazlumlarına din, mezhep ve ırk ayrımı gözetmeksizin yardımda bulunduğunu, aslında İran’ın bir coğrafya olduğunu, kavim ismi olmadığını, itiraz edenlerin kendi kavimlerinin de o coğrafyanın sakinlerinden olduğunu, İslam İnkılabının başında Resulullah s.a.a gibi sade yaşayan, saray yapmayıp saray yıkan, lüksü, şatafatı, israfı “itibar” kabul etmeyen, izzeti ve şerefi Allah’ın c.c. yolunda gitmekte arayan seyyidlerin bulunduğunu ve bunların kafirlere zalimlere karşı şiddetli, mazlumlara karşı şefkatli olduğunu da hatırlatmak gerekir.

Yine de “biz geçmişte şöyle büyük bir kavimdik, İslam’a şöyle hizmet ettik, böyle hizmet ettik” derlerse Allah’ın c.c. onları “Ey îmân edenler! Sizden kim dîninden dönerse (bilsin ki), Allah ileride (onların yerine) öyle bir kavim getirir ki, (O) onları sever; ve (onlar da) O’nu severler; (o bahtiyâr insanlar) mü’ minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı şiddetlidirler! Allah yolunda cihâd ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar! İşte bu, Allah’ın bir ihsânıdır ki, onu (kendi lütfundan rızâsına yönelen kullarından)dilediğine verir. Çünkü Allah, Vâsi’ (ihsânı bol olan) dır,  Alîm (hakkıyla bilen)dir. (Maide 54) ayetini hatırlatmak gerekir. Eğer geçmişte söyledikleri gibi ataları İslam’a hizmet etmiş olsalar bile bugün onların yerinde olanların her türlü haramı meşrulaştırdığı, İslam düşmanlarıyla dost olduğu, ümmeti türlü bahanelerle ayrıştırmaya çalıştığı hakikati ortada durmaktadır.

Buna rağmen atalarının, İran İslam İnkılabı’ndan önce, İran’da yine kendileri gibi saray sahibi olanlarla yaptıkları savaşları dile getirip o atalarının yolunda gitmekte ısrar ederlerse “Onlara: ‘Allah’ın indirdiklerine uyun’ denilse, onlar: ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye  uyarız’ derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?” ayetiyle mukabelede bulunmak akıl sahiplerini hakka davet için yeterli olacaktır. Ayrıca geçmişine bu kadar “iman” etmiş olanların o geçmişin (velev ki bütünüyle hayırla dolu olsa bile) bugünü kurtaramayacağını, şeytanın, inkarından önceki geçmişinin tamamen ibadet ve itaat ile dolu olduğunu bilmeleri de yararlarına olacaktır. Nasıl ki şeytanın dünü, bugününü kurtaramamışsa, geçmişlerin “iyilikleri” bugünkülerin kötülüklerini temizleyemeyecektir.

Bu aşamalardan sonra  hemen “ama İran hiç kafirlerle savaşmadı ki?” itirazı gelecektir ki az önceki paragrafta İran İslam İnkılabı’nın öncesinin de bu itirazı öne sürenlerin geçmişi gibi saltanat olduğunu ve bizim açımızdan içerdiği hakikat bakımından “İran”ın, İslam İnkılabından sonraki İran olduğunu anlatmak gerekir. Yine de bu itiraz sahipleri şunu da bilmelidirler ki İslam, yeryüzüne yayılırken hem doğuda hem batıda, hem kuzeyde hem güneyde kafirler vardı. Küfür sadece batıya has bir kavram değildi. Sizin atalarınız batıdaki kafirlerle saltanatları için savaşırken, İran’daki saray sahipleri de kendi saltanatları için doğudaki kafirlerle savaşıyordu. Yetmeyince her iki saltanat kendilerinin dünyalıkları için hem birbirleriyle hem de diğer İslam ülkeleri ile de savaşıyorlardı. Zaten böylece İslam öyle ya da böyle hem doğuya hem batıya yayılabildi.

Bu itiraz da tutmayınca muhtemelen “onlar şii” diyeceklerdir. Şimdi oturup bunlara mezhepler tarihini anlatmak uzun zaman alacağından, Peygamber’in s.a.a. hiçbir mezhebi olmadığını, mezheplerin (bilindik manaları ile) Resulullah’tan s.a.a. yüz küsür yıl sonra ortaya çıktığını, saltanata, zulme karşı direnen tek mektebin Ehl-i Beyt mektebi olmasından dolayı saltanat sahiplerinin (Emevi, Abbasi) onlara karşı alternatif üretme çabasına girdiklerini, bu yüzden İslam’ın saltanatların heva ve heveslerine hizmet edebilsin diye bölündüğünü ve sünni de olsa o dönemlerde her mezhep mensubunun birbirine düşman kılındığını hatta birbirlerinin arkasında namaz kılmayıp birbirlerini tekfir ettiklerini vs. anlatmaya çalışmayın. Ya da anlatın ama fazla ümitlenmeyin. Sadece mezheplerinin imamlarının Ehl-i Beyt yareni olduklarını, Ehl-i Beyt sevgisinden dolayı mesela İmam Ebu Hanife’nin dönemin halifesi tarafından şehit edildiğini, İmam Şafi’nin hapse atıldığını, İmam Malik’in kırbaçlandığını, hatta İmam Ebu Hanife’nin İmam Cafer’in a.s. talebesi olduğunu ve O a.s. olmasa idi helak olacağını beyan ettiğini, dönemin halifesine karşı kıyam eden İmam Zeyd’i a.s. (ki İmam Zeynelabidin’in a.s. kardeşi idi) maddi manevi desteklediğini, “Zeyd’in kıyamı, Bedir’de Resulullah’ın s.a.a. kıyamı gibidir” dediğini anlatın. Belki bu mezhep düşmanlığının yapay olduğunu, kaynağının “saraylar” olduğunu anlarlar.

Bu sorun da çözülürse “ama onlar Amerika ile işbirliği yapıyor” sorusu gelecektir ki asıl şenlik bu noktada başlamaktadır. Bu soruya istediğiniz delili getirin, istediğiniz kadar İslam İnkılabından tek bir ABD üssü olmadığını ama soruyu soranların memleketlerinin ABD üssü ile donatıldığını, İnkılap ile ABD’nin siyasi ilişkilerinin bulunmadığını fakat soruyu soranların ABD’ye stratejik ortak, dost diye hitap edenleri takip ettiklerini, her cephede İnkılabın ABD ve işbirlikçileri ile savaştığını fakat aynı cephelerde ABD’nin yardımcısının soruyu soranların takip ettiği idareciler olduğunu, İnkılabın ABD’ye “büyük şeytan” dediğini anlatın fayda vermeyecektir. Çünkü “öyle diyorlar ama el altından anlaşmışlar” diyeceklerdir.

O zaman “madem öyle sizin de İslam İnkılabını sevmeniz gerekir” deyin. Ve onlara “Madem İran, ABD ile el atından gizli anlaşmalar yapmış, siz alenen yüzlerce anlaşma, onlarca üs ile, dostumuz, ortağımız övgüleri ile zaten ABD ile anlaşmışsınız, o halde İran ile de dost olmanız gerekir. Çünkü size göre, sizin aleni dostunuzun gizli dostu İran’dır. Bu kadar çok düşman olmanızın ne mantığı var?” diye sorun. Ayrıca madem İran ile ABD dost, neden bunca tiyatroya ihtiyaç duyduklarını, ABD’nin bu coğrafyalarda neden rahatça hareket edemediğini, İran’ın neden ABD’ye direnen her harekete sınırsız destek verdiğini sorgulayın.

Tüm bu sorgulamalara rağmen yine de “cennetin yolu İran’dan geçse biz cennete gitmeyiz” derlerse salın gitsin. Çünkü bu cehalet tercih edilmiş bir cehalettir ve bunların tümü hakikati iyi bildiklerinden dolayı inkar eden “Ebu Cehiller”dir. Allah c.c. bunlar için ne de güzel buyurmuştur: “Lekûm dinikûm ve liye din”…
5
İlim ve Bilim / Ynt: Marduk Mayıs'ta geliyor mu?
« Son İleti Gönderen: Emre_1974tr 25 Nisan 2021, 04:56:40 ÖS 16 »
Yabancı forumlarda gönderileri devam ediyor:


https://imgur.com/a/x1JcMU0#ygDC0zv

https://imgur.com/HL4JURK

Şeklin 2 üçgenli yapıda olduğunu söylüyorlar:

https://imgur.com/kRI4wKi

https://imgur.com/vEh2sKs

https://imgur.com/ccFlFJK

https://imgur.com/4VRGpe5

ve ayrıca şunu demiş;

"Dolayısıyla, potansiyel olarak solda, neredeyse her zaman olduğu gibi tipik olan, soldan sağa dönük bir kuyruğu vardır. İçeride ön tarafa yakın bir küre şekli görüyorum. Şüpheli derecede sivri bir kuyruk.

Arkadan iki yuvarlak parça. Üç kuyruğu var. En iyisine dikkatlice bakın. Böyle tanımlanmış bir şekilde nasıl kıvrılıyor. Sonra ortasına bakın. Öyle bir formu var ki, gelen sistemin oluşumlarıyla görmeyi umduğumuzdan başka bir şeyden kaynaklandığını göremiyorum. Alt kuyruk net ve bir noktaya kadar."

İlgili fotolar:

https://imgur.com/a/J6VlLSl#YKFJbpH

https://imgur.com/a/Vcf2y1E#i8h7Fpo

Ve şöyle devam ediyor:

"Bunu telefonumdaki yukarıdaki görüntüden takip ettim. Ana odak, formasyonun genel şeklidir .. Bu tam olarak görüldüğü gibidir, tabii izlendiği için. Ayrıca büyük küre, önceki görüşlerden, deneyimlerden ve son trendlerden yola çıkarak bir koma olduğunu düşünüyorum. Bu küçük kürelerden biri çekirdek olacaktır.

Tersinden bazı detayları aldım, o noktada geriye baktığım ve dördüncü olduğum için, tam olarak biraz farklı birkaç küçük iç küreye sahip olabilirim. Ama fikri almak için yeterince kesin. Bir oluşumun olduğu yerde (pruva şok dalgası / enkaz izi) her zaman içinde içerik olacaktır, bu oluşumları üreten şey budur.

Yani bunun, anlam çizgisinin aşağısında, gelen kuyruklu yıldız benzeri oluşumlardan oluşan bir dizi olduğunu söyleyebilirim. Bunlar çok daha yaygın ve tutarlı hale geliyor. Dolayısıyla, bunların sınırsız çeşitliliği veya versiyonları olabilmesine rağmen, tanımlanabilecek kadar aşinalık taşırlar."

https://imgur.com/vDJrn4T

https://imgur.com/PeQm6FE
6
Serbest Kürsü / AHKAF SURESİ 15. AYETİN, GERÇEKLERİ İLE YÜZLEŞEBİLMEK…..
« Son İleti Gönderen: halukgta 23 Nisan 2021, 12:06:29 ÖS 12 »
Bu makalemin konusu, Ahkaf suresi 15. ayet olacak. Ayette geçen, insan erişkinlik çağına gelip, kırk yaşına ulaşınca şöyle der, cümlesinde geçen kırk yaşına ulaşınca mı insan olgunluk, erişkinlik çağına geliyor şeklinde yanlış bir intiba oluşabiliyor. Gelin onu ve ayetin devamında verilen çok önemli bilgileri, birlikte anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.

Ahkaf 15: Biz insana, anne babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi, onu sıkıntı çekerek karnında taşımış ve sıkıntı çekerek doğurmuştur. ONU TAŞIMASI VE SÜTTEN KESMESİ OTUZ AY SÜRMEKTEDİR. İNSAN ERİŞKİNLİK ÇAĞINA GELİP, KIRK YAŞINA ULAŞINCA ŞÖYLE DEDİ: “Ey Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın iyi ameller yapmamı bana nasip et! Benim soyumdan iyi insanlar yetiştir. Ben sana yöneldim ve ben sana teslim olanlardanım.” (Bayraktar Bayraklı)

Ayet çok önemli konulara dikkatimizi çekiyor ve Allah biz insanlara, anne babasına iyi davranmasını emrettik diyor. NE YAZIK Kİ BU GERÇEKLE BİZLER, ÇOK GEÇ BULUŞUYORUZ. ALLAH IN BU İKAZININ FARKINA VARDIĞIMIZDA DA, ÇOK BÜYÜK HATALAR YAPIYORUZ. Ayetin devamında, bu konunun açıklamasını, detayını veriyor Allah. O kısma gelmeden önce, bakın ayet yine dünyaya gelişimizle ilgili özellikle annemizin ne zahmetler çektiğini ve onun hakkını ödeyemeyeceğimizin örneğini nasıl veriyor. Annenin yaklaşık 9 ay evladını sıkıntı çekerek taşıması, dünyaya getirmesi ve hatta yine yaklaşık 30 ay emzirmesinden bahsediyor. Kur’an da her bilgi, detay yazmaz diyenlere hatırlatırım. Allah yeni doğan bir bebeğin, 30 ay annesinden süt emmesinin önemine işaret ederek bizlere bildiriyorsa, sorumlu olduğumuz tüm detayları Kur’an da bildirmeyip, bizlerin rivayet hadislerden öğrenmemizi ister mi? Lütfen aklımızı başımıza Kur’an ile alalım, yoksa pişman olanların safında oluruz.

Gelelim ayetin devamına. Ayette şöyle bir cümle geçiyor. ”İNSAN ERİŞKİNLİK ÇAĞINA GELİP, KIRK YAŞINA ULAŞINCA ŞÖYLE DEDİ” Bu ayette geçen bu cümleyi, bazı kardeşlerimiz yanlış anlayabiliyor ve şöyle bir soru sorabiliyorlar. “İNSANLARIN ERİŞKİNLİK, OLGUNLUK ÇAĞI 40 YAŞINDA MI BAŞLIYOR.” Elbette hayır. Çünkü olgunluğa, erişkinliğe başlama yaşımız kişiden kişiye kadın ve erkek farklı yaşlarda olsa bile yaklaşık 18 yaşlarında oluyor diyebiliriz. Hatırlayınız Nisa suresi 6. ayetinde,  evlendirilecek gençlerin bir nikâh çağından bahseder. Konuya açıklık getirmek içinde, onlarda içinize sinecek bir olgunluk, erginlik gördüğünüzde onları evlendirin uyarısı yapılır.
 
Ahkaf suresi 15. ayette bahsedilen ise insanın erişkinlik, olgunluk çağına gelip, belirli bir süre bu olgunluğunu pekiştirip, bu olgunluk güçlendiğinde yani tüm gerçekleri artık fark edip gerçeklerle yüzleşecek erginliğe gelmenin, ancak 40 yaşlarında olabileceğinden bahsediyor. Bu ayetin bu kısmını bazı meallerde TAM OLGUNLUĞA ERİŞTİĞİNDE diye tercüme ediyorlar ki bu daha anlaşılır bir tercüme olduğunu söyleyebilirim.

İnsanların evlenip, çoluk çocuk sahibi olduklarında kırk yaşına gelip, hayatın gerçekleri ile yüzleştiklerinde ancak anne ve babalarının kıymetini bileceğini ve bu olgunluğa eriştiklerinde bakın ne söyleyeceklerinden bahsediyor.

“EY RABBİM! BANA VE ANNE BABAMA VERDİĞİN NİMETE ŞÜKRETMEMİ VE HOŞNUT OLACAĞIN İYİ AMELLER YAPMAMI BANA NASİP ET! BENİM SOYUMDAN İYİ İNSANLAR YETİŞTİR. BEN SANA YÖNELDİM VE BEN SANA TESLİM OLANLARDANIM.”

Bu ayet aslında üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, çok ibretlik bilgiler veriyor.  HİÇBİR EVLAT, BEN NEDEN FAKİR BİR ANNE BABADAN DOĞDUM DEMEMELİ, DOĞDUĞU ORTAMA ŞÜKRETMELİ VE ANNE BABASINI KÜÇÜMSEMEDEN YAŞADIĞI AİLENİN ŞARTLARINA, KOŞULLARINA AYAK UYDURARAK, MÜCADELE ETMELİDİR. Yapması gereken dua çok önemli. Allah ın hoşnut olacağı iyi ameller yapmamızı bize nasip et, soyumdan iyi insanlar yetiştir, sana yöneldim ve teslim oldum dememiz gerçekten çok önemli.

Ne yazık ki bizler tüm bu gerçeklerden uzak, dünyaya geldiğimiz ailemizi bazen küçümser tavırlar içinde oluyor ve anne babamıza saygıda kusurlar ediyoruz.  Doğru yolu bulmak istiyorsak, ayetin sonunda uyardığı gibi rivayet, sanı bilgilerden uzak, bizlerinde yalnız Allah a yönelmemiz, yalnız onun kitabı ile yolumuzu bulmamız ve yalnız Allah a teslim olmamız gerekiyor. Lütfen bu gerçeklerin artık farkında olalım, yoksa bu dünyada da hesap günüde, üzülenlerin safında oluruz.

DİLERİM CÜMLEMİZ, AHKAF SURESİ 15. AYETİN GERÇEKLERİ İLE YÜZLEŞEN, ONU HAYATINA GEÇİREN ANNE, BABA, EŞ VE EVLATLARIMIZLA MUTLU, HUZURLU BİR AİLE OLAN, BİRBİRİMİZE SAYGILI OLAN, ALLAH IN HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/
7
Oruç / Ynt: Ramazana Dair
« Son İleti Gönderen: maxpayna 18 Nisan 2021, 09:29:33 ÖS 21 »


Ramazan tebriği imiş.  halo <<-@
Teşekkürler  :D
8
Oruç / Ynt: Ramazana Dair
« Son İleti Gönderen: Maveraî 17 Nisan 2021, 06:02:08 ÖÖ 06 »
https://live-wish.co/hsn/en/tr/?f=Mavera%C3%AE#

idp15  halo <<-@

yav herkes bu linki mi paylaşıyor ne ?!  idp10 :-)

Whatsapp da bi grupta arkadaş da attı. Virüstür deyu tıklamadım.
paranoyak olduk iyice iyi mi  idp09 ;D

içerik nedir , tıklayalım mı ?

Galiba.. idp09
Wtsp.ta herkes atınca, ben de aynı şeyi düşünmüş ve yine aynı şekilde işkillenmiş ilkinde tıklamamıştım çekinip, sonra merak duyguma yenik düştüm.. idp12

Şükür ki bi marazat çıkmadı, iyi bişey tıklayın ve görün! t2615 Yazmıyım, sürprizi kaçar ;D idp09
9
Oruç / Ynt: Ramazana Dair
« Son İleti Gönderen: maxpayna 16 Nisan 2021, 10:03:00 ÖS 22 »
https://live-wish.co/hsn/en/tr/?f=Mavera%C3%AE#

idp15  halo <<-@

yav herkes bu linki mi paylaşıyor ne ?!  idp10 :-)

Whatsapp da bi grupta arkadaş da attı. Virüstür deyu tıklamadım.
paranoyak olduk iyice iyi mi  idp09 ;D

içerik nedir , tıklayalım mı ?

10
Oruç / Ramazana Dair
« Son İleti Gönderen: Maveraî 13 Nisan 2021, 04:36:59 ÖÖ 04 »
Sayfa: [1] 2 3 ... 10