DÖRT BÜYÜK GAVUS

(1/1)

müslümanlardan:
--------------------------------------------------------------------------------

DÖRT BÜYÜK GAVSULLAH


EHL-İ BEYT


Hazret – i Muhammed’in Ehl-i Beyt’i dörttür: Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin.

Ehl-i Beytin Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin Hazretleri olduğuna dair, İmam-ı Ahmed bin Hambel’in Müsned’inde çok önemli bir hadis vardır. İmam-ı Hambel, Müsned isimli kitabında, Peygamberimizin pâk zevcesi Ümmü Seleme annemizden rivayet edilen bir Hadise önemle yer verilmiştir.

Hadis şöyledir:

Ümmü Seleme; “Ben odamda, ibadet ile meşgul idim, gördüm ki, Peygamberin kızı Fatıma geldi. Peygamberin elini öpüp önünde oturdu. Derken kocası Ali geldi, oda yanına oturdu. Derken oğulları Hasan ve Hüseyin geldiler. Onlar da Peygamberin huzurunda oturdular. Peygambere Yemen’den gönderilmiş, deve yününden örme kırmızı ve büyük bir aba vardı. Bu abayı onların üstüne örttü. Bu sırada, Cebrail geldi ve Ahzab Suresindeki :

“İnnema yüridüllahü li yüzhibe ankümürricse ehlel beyti ve yütehhireküm tethira – Ey Peygamberin Ehl-i Beyti, Tanrı sizden kiri giderip, tastamam tahir ve mutahhar –tertemiz, pâk olmanızı irade etti – diledi” (Ahzab, 33)

Âyetini Peygamber’e okudu. Bunun üzerine, Peygamber Aleyhisselam, ellerini kaldırdı ve aba altındakiler önünde olduğu halde, “Ya Rabbi, işte benim Ehl-i Beytim bunlardır. Sen onları tastamam tahir – tertemiz, Pâk eyle” diye dua etti. Bu duayı iki kere yaptı.

Bu olayı gören ben; “Ya Resulullah, ben de Onların arasında yok muyum? Dedim, senin de sonun hayırlı, senin de sonun hayırlı, buyurdular” İşte Âl-i Aba diye adlanan, başta Peygamber olmak üzere, bu dört büyük kişi, Peygamberin Ehl-i Beyti’dir. Onlar hakkında Tanrı,

“ Kül lâ es’elüküm aleyhi ecren illel mevedete fil kurba” (Şura, 23) Âyeti ile Peygamberin akrabalarını sevip meveddet etmemizi emretmiştir. Ehl-i Beyti sevmek, Peygamberi sevmektir. Peygamberi seven Allah’ı sevmiş olur.



DÖRT BÜYÜK GAVSULLAH


Peygamber Efendimizin Varislerinden ve Hasan, Hüseyin soyundan Aktab-ı Erbaa –dört kutup – diye tanınan Gavslar dörttür. Bu Zâtlar, başta en büyük Tasavvuf Bilgini ve Tanrı Ârifi ve aynı zamanda Sultan-ı Evliya olan büyük Veli, Seyyid Abdül Kadir-i Geylâni ve Tasavvuf, irfan, fıkıh ilminde çok ileri geniş bir bilgiye sahip olan, Bâb-ı Ali – Hazreti Ali’nin kapısı ile lakabı ile tanınan bir çok Velilerin hatemül Evliya olarak tanıdığı Basralı Seyyid Ahmed EL Rufai ve Hoca Abdullahi Ensari’nin üstadı olup, Tanta’da türbesi bulunan, Seyyid Ahmed el Bedevi ve Dusuk’lu olan Seyyid İbrahim-i Dusuki adları ile adlanan aziz kişilerdir.


Bu dört büyük Gavsullah, İmam-ı Ali’yi tam temsil ederler. Bunlardan başka gavs yoktur. Vardır diyenler bilmediklerinden ve kendi üstadlarına fazla muhabbet ve tarafgirliklerinden demektedirler.

Gavsiyetin anlamı bir anda onsekiz bin âlemin her zerresinde görünmek, ve tasarruf edebilmek demektir.(Güneşin gökte bir tane olup, ışınlarının 360 derece her yere uzanıp göründüğü ve etkilediği gibi. Tam Allah’a kavuşmuş kudsileşmiş ruh da güneş gibi hem arşda ve hem de her yerde görünür ve tasarruf eder. Allah’ın izniyle! ) Bu dört aziz için perde yoktur. Onlar aynı hayatta gibi Mânevi irşad ve tasarrufa devam ederler. Bütün Tanrı Âriflerinin ve Velilerinin baş vurduğu son duraklardır. İstediklerini bu dünyada irşad eder, Ledunni il me-hikmet ve marifet ilmi- ne bezer, ve onda işlerler. Bu böyledir, hiçbir şey onlara perde ve engel değildir. Bilen bilir, bilmeyene ne söylesen boştur.

KÂZİM YARDIMCI


Kaynak:


VarliktanVeriler - Varlıktan Veriler-58 Ehl-i Beyt ve Dört Büyük Gavs

objektif:
Internet sayesinde bilgiye daha çabuk ulaşma imkanımız oldu. Ancak bunun yanında kaynak göstermeden alıntı yapmak ya da alınıtının içerisine kendi görüşünü eklemek gibi cehaletler olmaktadır.
DÖRT BÜYÜK GAVSULLAH yazısında yaptığınız gibi. Kaynağını belirttiğiniz için teşekkürler. Ancak YAzının başlığının altına eklediğiniz ve sadece sizin görüşünüzü belirten o çirkin ifadeyi kullanmanız hem bütün yaşamını ALLAH'a adayan o yüce insana haksızlık hemde Internet kullanarak aydınlanmak isteyen insanlara büyük haksızlıktır. Kuşkusuz Allah her şeyin doğrusunu bilendir.
Lütfen sözünü ettiğim yapmış olduğunuz o çirkin ilave alıntıyı siliniz.
 Aşağıda Sayın Kazım YARDIMCI'NIN bir yazısından alıntıyı dikkatinize arz ederim.
"Allah birdir Enbiya ve Evliya ise Haktır. Her himmet ve yardım Allah’ın izniyledir. Ve Allah’ın şefaate ve irşada izin verdiği Enbiya ve Evliya ve tek kelime ile pâk ruhları Allah’a yaklaşmış Mukarrebun’lar yani, Kâmil İnsanlar vardır. Kimse cansız varlıklardan birşey istememektedir. Enbiya ve Evliya’nın ruhu Hay’dır. Ölen cesettir. Ruh Allah’ın emridir, ölmez. Günahkar ruhlar berzahlardadır. Pâk Ruhlar, Allah’ın indindedir.                           

       “İnnel müttekine fi cennatin ve neher. - Müttakilerin ruhları Allah’ın indindedir.”(Kamer-54)

 Âyeti apaçıktır. Müşriklerin uyduruk ilâhları Allah’a yakın değildir. Hem onlar yoktur ki. Onlara tapmakla Allah’a yakın olunsun. Ama Allah’ın huzurunda, yanında, yakınında olan Enbiya, Evliya ve Mukarreb ruhların sahipleri Allah’ın dostudur ve insanlara şefaatçidirler.
       Ayrıca, Kur’an-ı Kerim’de

       “Mü’minlerin, mü’minleri dost-Veli edinmesi,”(Enfal-72,Tevbe-71)

 tavsiye hatta emri varken, Mü’minler, Allah’ın dostları-Velilerini Veli edinmekle Kur’an-ı Kerim’in emrine uymuş olmuyorlar mı?.. KAzım YArdımcı www.varlıktanveriler.com  "http://www.varliktanveriler.com/turkish/mod.php?mod=userpage&menu=668&page_id=108
Ayrıca Yazarımız 6 nolu Martin Luther (protestanlık) isimli yazısında
" “Göklerdeki ve yerlerdeki askerler Allah’ındır”(Fetih 4,7) Bunların hepsi, Allah’ın kuludur. Allah, kullarını kulları ile korur ve Allah, kullarına kulları ile yardım eder. Yani Allah, “Müsebbibül Esbab” dır. Yani sebeplerin sebebidir. İlk sebep, ilk neden Allah’tır. Allah, sebepler yaratmıştır. Sebepler inkâr edilemez. Allah, alemleri ve insanı sebeplerle yönetir. Yani esbab, inkâr edilemez. Sebeplere uymak, Kur’an’ın emridir. Sebeplere uymayan ve onlardan yararlanmayan helâk olur. Allah’ın yardımı; kulları ile kullarına yardımıdır. Bu bir gerçektir. Pratik hayatta da apaçık görülmektedir. İlahi hiyerarşiye uymak lazımdır. Uymayan helâk olur. Bir kadın, çocuğunu doğurup, çocuğunu terk edip “O’nu Allah korusun, O’na Allah yardım etsin” derse, böyle bir şey sapkınlık olur.

Enbiya-evliya, alim muallim kişilerdir. Alim olmadan ilim öğrenilemez. Allah, ilmini bizzat Peygamberlere öğretir. Peygamberler de insanlara öğretir. Alim bir araçtır, inkar edilemez. Alimsiz ilim olmaz. Allah’ın enbiya ve evliyasına (dostlarına) selam olsun. HAMD ALLAHINDIR. “Allah’ın ıstıfa (seçtiği) seçkin kullarına selam olsun.”(Neml 59)

Enbiya ve evliyadan himmet istemek, onların duasını istemektir. Dua istemek ise caizdir. Veli kelimesinin çoğulu evliyadır. Kur’an’a göre “Müminlerin başta velisi-dostu Allah’tır. Sonra Hz.Muhammed(S.A.V), sonra da müttaki müminlerdir.” (Maide 55) Ayrıca “Melekler de müminlerin velileridir.”( Fussilet 31)  Müşrikler ise oyma putları, senemleri veli-dost edinmişlerdir.

Kâzım YARDIMCI (Adıyaman'lı) 17 EKİM 2004" ifade etmişlerdir.




müslümanlardan:
DOSTUM SENİN GAVUSLARIN O KADAR OLANDAN HABERDAR VE BİDATLARI TEMİZLEMEYE
MUKTEDİR İDİLERDE VE YARDIM EDEBİLMEYE MUKTEDİRDİLER, HZ HÜSEYİN VE
YANINDAKİLER ŞEHİD EDİLİRKEN NERDE İDİLER.

Kİ BUNLAR PEYGAMBER TORUNLARI İDİ VE PEYGAMBER DAHİ BUNDAN VEFAT ETTİĞİ İÇİN HABERDAR DEĞİLDİ VE YARDIM EDEMEZKEN VE HÜSEYİN [RA] SİZİN VE BU GAVUS HİKAYELERİNE İNANANLAR KADARDAMI CAHİLDİDE DEDESİ OLAN HZ MUHAMMEDİ ÇAĞIRMADI PEYGANBBER TORUNUNA YARDIM EDMEZKEN SİZİN GAVUSLARINIZ
PEYGAMBERDENDEMİ ÜSTÜNLER YARDIM EDİYORLAR.

VE SÖYLER MİSİN BU GAVUSLARIN ADLARINI VE NERDE YAŞARLAR VE BU KADAR BİDAT ZULUM HÜKMETMİŞKEN NERDELER  VE İŞLERİNİ NİYE YERİNE GETİRMİYOR GİZLENİYORLAR.

YOK KARDEŞ YOK BİZDEN BU DİN YALNIZ ALLAHA HAS KILARAK YAŞANMASI İSTENİRKEN KURANDA,
BİZLER HALEN ZİHİNSEL BİR KURANİ DEĞİŞİM YAPMADAN BU SAHTE İLAHLARDAN KURTULAMAZ VE İSLAMİ BİR DİRENİŞEDE GİREMEYİZ.

SÖYLEDİĞİNİZİ BİR DÜŞÜNÜN NEYMİŞ BU GAVUSLAR VELİLER YERYÜZÜNÜ BİDATTAN KURTARMAK İNSANLARA YARDIM İÇİN ALLAH TARAFINDAN TAYİN EDİLMİŞ VE NE YAZIKKİ YERYÜZÜNDE BU KADAR BİDAT VE ZÜLÜM İŞLENİR KEN BUNLAR YOK ORTADA ,

VALLAHİ KARDAŞ BUNU BİR ŞOVMENE SÖYLEYİN ÇIKIP ŞOV YAPAR VE İNSANLARI GÜLDÜRÜR,.......BİRAZ KURAN MERKEZLİ DÜŞÜNÜN NE OLUR ARTIK YETER BU TÜR HİKAYELER. HA EĞER CEVAP YAZARSAN BU YARDIMA MUKTEDİR ZATMI ARTIK NE DESEM İSİMLERİNİ VE TELEFFON ADRESLERİNİ YAZ İNAN GÜCÜM NİSBETİNCE BÜTÜN ARAŞTIRMACI MÜSLÜMANLARA İLETECEM EMİNİM HEPSİNİN İHTİYACI OLUR BÖYLE GÜÇ VE KUDRETE SAHİP OLANLARA[GERÇİ BU GÜÇ VE KUDRET YALNIZ ALLAH A AİTTİR]

objektif:
SİZİN ALLAH, PEYGAMBER, EVLİYA İNANCINIZ HER NASILSA BİZİ İLGİLENDİRMİYOR.
BİZİ İLGİLENDİREN ŞUDUR:
VARLIKTAN VERİLER SİTESİNDEN ALINTI YAPIYORSUNUZ.
YAZI BAŞLIĞININ ARASINA "SAPIKLARIN ÇIKIŞ NOKTASI" ŞEKLİNDE KENDİ GÖRÜŞÜNÜZÜ YAZIP YAYINLIYORSUNUZ. BİZ BU TÜR YAKLAŞIMI ELEŞTİRİYORUZ.

ALNTIYI YAPARSINIZ KAYNAĞI İLE BERABER, SONRADA ALTINA BU GÖRÜŞÜ BEĞENMEDİĞİNİZİ YADA HER NE ŞEKİLDE İFADE EDERSENİZ, SÖYLERSİNİZ. YAZININ ARASINA YORUM YAZILMAZ.

BU YAZINIZI DÜZELTİRSENİZ, MEMNUN OLURUM.

müslümanlardan:
arkadaşım yanlış bir tahminde bulınmuşsunuz ve ben sizin dediğiniz siteden alıntı yapmadım bu bir,

ikincisi girişteki sapıkların çıkış noktası yazısınıda sildim sizin için ama bir şartım var sizde beni kırmazsınız inşaallah ve faydalı olacağını umduğum bir çalışma yapalım siznle ve kuran hadis ışığında ŞİRK NEDİR,MÜŞRİK KİMDİR  BU konuyu birlikte bir gün siz birgün ben yayınlayalım inşaallah varmısınız

Navigasyon

[0] Mesajlar