Dil meselesi, kitap ve 3 ayet

  • 5 Cevap
  • 4917 Görüntüleme

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« : 20 Şubat 2015, 04:19:29 ÖS 16 »
Kuran’ı anlamada Arapça meselesi
Kitap ve 3 ayet:
Vahiy ayetleri
Evren ayetleri
Gönül ayetleri
Bilginin 4 kaynağı


Kuran’ı anlamada Arapça meselesi:


“Biz, görevlendirdiğimiz her resulü ancak kendi toplumunun diliyle gönderdik ki, onlara açık-seçik beyanda bulunsun. Bunun ardından, Allah dilediğini saptırır, dilediğini de iyiye ve güzele kılavuzlar. Azîz'dir, Hakîm'dir O!” İbrahim 4
Sadece ilk tanıtım işi resulün toplumunun dilinde. Sonraki süreçte dil konusu kalkıyor, Allah'ın dilemesi kalıyor.

“Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur'an halinde ayrıntılı kılınmış bir Kitap’tır bu.” Fussilet 3
Allah'ın dilemesinde kriter ne dersek, bilgi ile donanmış olmak veya olmamak.

“Eğer biz onu yabancı dilde bir Kur'an yapsaydık, elbette şöyle diyeceklerdi: "Ayetleri ayrıntılı kılınmalı değil miydi?/Arap'a yabancı dil mi?/ister yabancı dilde, ister Arapça!" De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır. Ve Kur'an, onlar için bir körlüktür. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir."” Fussilet 43
Başka dil olsaydı itiraz edecekler vesilesiyle bir kez daha açıklanıyor: Anlamanın dil ile alakası yok. Allah'ın dilemesine uyanlar yani bilgi ile donananlar, her şekilde anlayacaklarından iman eder ve faydalanırlar. Allah'ın dilemesine uymayanlar yani bilgi ile donanmayanlar ise, onlar da işte bu haldeler.
.

Ynt: Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« Yanıtla #1 : 24 Şubat 2015, 12:09:52 ÖS 12 »
Yukarıdaki yazımdan devam:


Kitap ve 3 ayet:

“Tâ, Sîn. Bunlar Kuran’ın ve apaçık Kitab'ın âyetleridir.” Neml 1
“Elif, lâm, râ. Bunlar Kitab'ın ve apaçık Kuran’ın âyetleridir.” Hicr 1
“Kitap”, Kuran demek değil, ikisi farklı şeyler.

“Bu Kur’an… kendinden öncekilerin tasdiki ve Kitab’ın ayrıntılı açıklamasıdır.” Yunus 37
Kuran, kendinden başka bir Kitab’ın açıklaması.
.

Ynt: Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« Yanıtla #2 : 27 Şubat 2015, 11:31:46 ÖÖ 11 »
Yukarıdaki yazımdan devam:


Vahiy ayetleri (mistik metinler, din):

“İnsanlar bir tek ümmet idi1. Sonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı nebiler3 gönderdi. Ve onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda2 insanlar arasında hükmetsin diye Kitap’ı3 hak ile indirdi. Kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden anlaşmazlığa düşenler4, verilenlerden başkası değildi. Sonra Allah kendi izniyle, inananları, üzerinde tartışmaya girdikleri gerçeğe tekrar ulaştırdı5. Allah, dilediği kişiyi/dileyeni dosdoğru yola iletir.” Bakara 213
1- İnsanlar tek ümmet olarak yaratıldıktan sonra,
2- Anlaşmazlığa düştükleri konular için, 3- nebiler ve Kitap geldi.
4- İnsanlar, negativite ile anlaşmazlığa düştükçe, 5- tekrar nebiler ve Kitap geldi.
Nebi-ler çoğul, Kitap ise tekil… çünkü tüm nebilere inen aynı.

"Deyin ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Mûsa'ya ve İsa'ya verilene ve nebilere Rabbleri tarafından verilene inandık1. Onlar arasında ayrım yapmayız2. Biz O'na teslim olanlarız."" Bakara 136
“Ve sana indirilene (Kuran’a) ve senden önce indirilene1 inananlardır onlar.” Bakara 4
1- Nebi-ler çoğul, onlara verilen tekil çünkü verilen aynı.
2- Bu sebeple nebiler arasında ayrım yapılmaz, çünkü...

“Bu Kur’an… kendinden öncekilerin tasdiki ve Kitap’ın ayrıntılı açıklamasıdır.” Yunus 37
Onlara verilen, bir ve aynı Kitap’ın açıklaması.
.

Ynt: Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« Yanıtla #3 : 04 Mart 2015, 03:51:54 ÖS 15 »
Yukarıdaki yazımdan devam:


Evren ayetleri (dar anlamda bilim):

“Sen, toprağı huşû halinde boynu bükük görüyorsun ya, işte o da Allah'ın ayetlerindendir.” Fussilet 39
Toprak, Allah’tan bir ayet… ayet = veri, işâret, delil, açık alamet, iz, ibret, mucize.

“Şu bir gerçek ki göklerin ve yerin1 yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde, insanların yararı için denizde yüzüp giden gemilerde, Allah'ın gökten suyu indirip onunla, ölümünden sonra toprağı dirilterek üzerine tüm canlılardan yaymasında, rüzgârların bir düzen içinde yönden yöne çevrilmesinde, gök ve yer arasında bir hizmete memur edilen bulutlarda, aklını işleten bir topluluk4 için sayısız ayetler2 vardır.” Bakara 164

“Azîz ve Hakîm olan Allah'tan Kitap’ın indirilişidir bu3. Kuşkusuz, göklerde ve yerde1, iman sahipleri için sayısız ayetler2 vardır. Ve sizin yaratılışınızda, her yana yaydığı canlılarda, kesinliği yakalayan bir topluluk için ayetler2 vardır. Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların herbir yana sevkedilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk4 için ayetler2 vardır. İşte bunlar, Allah'ın ayetleridir2 ki, onları sana hak olarak okuyoruz.” Casiye 2-6

“Göklerin ve yeryüzünün1 hükümranlığı yalnızca Allah'a aittir. Dönüş de ancak Allah'adır. Şüphesiz Allah'ın, bulutları sürüklediğini, sonra onları bir araya getirdiğini, sonra da üstüste yığdığını görmedin mi/ hiç düşünmedin mi? İşte görüyorsun ki bunların arasından yağmuru çıkarıyor. Ve O, gökten, içinde dolu bulunan dağ gibi bulutları indirir de onu dilediğine isabet ettirir, dilediğinden de onu uzak tutar. Şimşeğin parıltısı nerdeyse gözleri alır! Allah, geceyi ve gündüzü çevirir durur. Şüphesiz basiret sahipleri için4 kesinlikle bir ibret vardır. Ve Allah, her canlıyı sudan oluşturdu. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimileri iki ayak üzerinde yürümekte, kimi de dört ayak üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini oluşturur. Hiç şüphesiz Allah, her şeye en iyi güç yetirendir. Andolsun ki biz, açıklayıcı âyetler2 indirdik. Ve Allah, dileyen kimseyi dosdoğru yola iletir.” Nur 42-46

“Onlara ayetlerimizi ufuklarda6 ve kendi nefslerinde göstereceğiz7. Ta ki, onun hak olduğu5 kendilerine ayan-beyan belli olsun.” Fussilet 53
1- Gökler ve yerdeki doğa olayları, 2- açıklayıcı sayısız ayet = evren ayetleri.
3- Allah’tan Kitap’ın inmesi, 4- evren ayetleri üzerine aklını işletenlere çünkü,
5- Kitap’ın hak olduğunu, 6- ufuklardaki ayetler = evren ayetleri, 7- gösterir.

"Bunlar apaçık Kitap’ın ayetleri2. Onlar mümin olmuyor diye kendini üzüntüden tüketir gibisin. Eğer dilersek gökten üzerlerine bir ayet indiririz de boyunları ona eğilip kalır. O Rahman'dan kendilerine vahyi yeni bir hatırlatma gelmeye dursun, ondan mutlaka yüz çevirirler3. Bakmadılar mı yere, neler fışkırtmışız onda cömert ve bereketli her çiftten. Bunda elbette bir ayet1 var, fakat onların çoğu mümin değiller3." Suara 2-8
1- Evren ayetleri üzerine aklını işletmeyenlere, 2- Kitap’ın ayetleri apaçık olmaz.
3- Onlar vahyi hatırlamaz, gelen hatırlatmaya yüz çevirir, 4- mümin olmazlar.

Ynt: Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« Yanıtla #4 : 11 Mart 2015, 12:01:22 ÖS 12 »
Yukarıdaki yazımdan devam:


Gönül ayetleri (nefs/ benlik/felsefe):

“Onlara ayetlerimizi ufuklarda ve kendi nefslerinde göstereceğiz. Ta ki, onun hak olduğu1 kendilerine ayan-beyan belli olsun.” Fussilet 53
1- Kitap’ın hak olduğunu, 2- öz benlikteki ayetler = gönül ayetleri, 3- gösterir.

“Hayır, ilim verilenlerin göğsünde beyan olunan (gizliyken ortaya çıkarılan) ayetlerdir o (Kitap).” Ankebut 49

İlim edinme… göğüste gizli ayetler = gönül ayetleri ortaya çıkınca, bilinince.

"Onlara bir ayet getirmediğinde, "Onu da şuradan buradan derleseydin ya!" diye konuşurlar. De ki: "Ben sadece Rabbimden bana vahyedilene uyuyorum. Bu, Rabbinizden gelen gönül gözleridir, doğruya kılavuzdur, iman eden bir toplum için rahmettir."" Araf 203
Evren ayetleri, gerçeğin bilinenler olmadığını gösterir.
Vahiy ayetleri, gerçeğe kılavuzlar = yön gösterir.
Gönül ayetleri, gerçeği kendinde bulmak.

Evren ayetleri, gerçeğin ne olmadığı,
Gönül ayetleri, gerçeğin ne olduğu,
Vahiy ayetleri, aradaki yol içindir.

Allah’tan Kitap’ın gönüle inmesi = evren ve vahiy ayetleri yardımıyla kişinin kendi benliğinde kayıtlı kendi gerçekliğine = gönül ayetlerine ulaşması. Üç ayet kaydı arasındaki uyuma şahit olan kişi, kendi yaratılışındaki değerlere güvenmeyi, evrene (evren ayetlerine) kendi yaratılış değerleriyle (gönül ayetleriyle) bakmayı = gönül gözleriyle görmeyi öğrenir = gönül gözleri açılır.

“Ve onlardan seni dinleyenler1 var. Fakat sağırlara sen mi duyuracaksın, akıllarını2 kullanmıyorlarsa!” Yunus 42
“Ve onlardan sana bakanlar1 var. Fakat, körleri sen mi hidayete erdireceksin, gönül gözleriyle2 görmüyorlarsa!” Yunus 43
1- Kulak ve göz duyu organı, 2- akıl ve gönül muhakeme/idrak/anlama organı.

“Kalpleri var, onunla anlamazlar/idrak etmezler2; gözleri var onunla görmez; kulakları var onunla işitmezler1.” Araf 179
1- Kulak ve göz duyu organı, 2- akıl ve gönül muhakeme/idrak/anlama organı.

“Yeryüzünde dolaşmıyorlar1 mı ki akıl ettikleri kalpleri7 ve duydukları kulakları olsun. Gözler kör2 değil fakat göğüslerdeki kalpler kör8.” Hac 46
“De ki: "O, iman edenler için bir kılavuz4, bir şifadır. İnanmayanlara gelince, onların kulaklarında bir ağırlık vardır5. Ve Kur'an3, onlar için bir körlüktür6. Böylelerine, çok uzak bir mekândan seslenilmektedir5."” Fussilet 43
1- Evren ayetlerine =, 2- duydukları ve gördüklerine aklını işletmeyenler,
3- Vahiy ayetlerinin, 4- kılavuzluğunu da, 5- duymaz ve, 6- görmezler.
7- Onların gönül muhakemesi/idrakı/gözleri, 8- açılmaz, kör kalırlar.

“Rabbinizden size gönül gözleri geldi. Artık kim görürse kendi nefsi için, kim de kör kalırsa kendi aleyhine.” Enam 104
Kendi gönül/yaratılış/benlik/öz değerlerine ulaşmamış kişi, evreni kendi yaratılışından görmez, şeyleri kendine göre oldukları halde değil, başkalarından öğrendiği hale göre muhakeme eder. Kendi yaratılışı açısından o, kendi yaratılışına kördür.

“Biz onların gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilk seferinde buna iman etmedikleri gibi bırakırız kendilerini de azgınlıkları içinde körü körüne bocalar dururlar.” Enam 110
Kendi gerçekliğine kör olmak… kişinin gerçekliği, çevresini kuşatan negativite sanmasına, o negativiteye uyumlanmasına, o negativitede kalmaya devam etmesine sebep olur.

Böylece yazının başına döneriz. Negativitede kişi, evren ayetlerini gözlemledikçe, kabullendikleri ile kendi olduğu arasındaki ayrılığı farkeder, arayışa başlar, aradığını gönlünde/kendinde bulur. Tekamül yolculuğunda bu süreç, birbirini takip eden döngüler halinde tekrar tekrar işler. Kişi derece derece negativiteden kopar, ta ki Allah’tan Kitap gönüle inene = kişi kendine/özüne/pozitiviteye/cennete geri dönene dek.

“Yemin olsun, sen bundan gaflet içindeydin. Ama perdeni üstünden kaldırıverdik. Bugün gözün keskin mi keskin.” Kaf 22

Ynt: Dil meselesi, kitap ve 3 ayet
« Yanıtla #5 : 19 Mart 2015, 01:44:15 ÖS 13 »
Yukarıdaki yazımdan devam:


Bilginin 4 kaynağı:

“O (resuller) ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz2 şu Kitap'a1 ve okuyup araştırdıklarınıza2 dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!” Ali İmran 79
1- Kitap = evren ayetleri + vahiy ayetleri + gönül ayetleri.
2- Diğer insanlardan öğrenme ve öğretme.